Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/1321 E. 2022/4596 K. 07.06.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1321
KARAR NO : 2022/4596
KARAR TARİHİ : 07.06.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil, bedel davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece; İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına dair verilen karara, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesince uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; verilen davanın reddine ilişkin karar, yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 07/06/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı vekili Avukat gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakanları …’nin 01/03/2016 tarihinde öldüğünü, geriye mirasçı olarak eşi davalının, kendilerinin ve dava dışı …’ın kaldığını, mirasbırakanın maliki olduğu 13 ve 14 numaralı bağımsız bölümleri satış işlemi ile davalıya devrettiğini, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla, muvazaalı ve bedelsiz olarak yapıldığını ileri sürerek, dava konusu bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, mirasbırakanın mal kaçırma amacının bulunmadığını, başka taşınmazlarının bulunduğunu, son dönemde yatağa bağlı yaşayan mirasbırakana kendisinin baktığını, davacıların hasta babaları ile ilgilenmediklerini, minnet duygusu ile satışın gerçek değerin altında yapıldığını, davaya konu taşınmazların mirasbırakanın borçlarının ödenmesi için satıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02/03/2018 tarihli ve 2017/110 E., 2018/89 K. sayılı kararıyla; temlikin muvazaalı olduğu gerekçesi ile bedel isteği yönünden davanı kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasbırakanın, ilk evliliğinden olan çocukları davacılara bir baba olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, ihtiyaç duydukları ne varsa tamamlamaya çalıştığını, halihazırda her iki davacının da üniversite mezunu olarak iyi birer kariyere sahip olduklarını, mirasbırakanın davacı … ’a 16.07.2002 tarihinde İstanbul İli, 671 ada, 3 parsel sayılı taşınmazı aldığını, ne var ki davacıların aynı alakayı mirasbırakana göstermediklerini, fırsata çevirmeye çalışarak Anadolu 21. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/938 Esas numaralı dosyası ile vasi olarak atanmayı talep ettiklerini, ancak ikinci eşi davalı … Sevim Külahlı’nın vasi olarak atanmasına karar verildiğini, bu tarihten sonra da bir kez olsun mirasbırakanı ziyaret etmediklerini, hastalığıyla ilgilenmediklerini, mirasbırakana gerek sağlığında gerekse hastalığında eşi …’nın destek olduğunu, mirasbırakanın yatağa bağımlı halde olduğu hastalığının son dönemlerinde bakımını tek başına üstlendiğini, hastalığı nedeni ile işlerle ilgilenemez hale gelmesi üzerine tüm işlerle de ilgilenmek durumunda kaldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte taşınmazların davalıya satışının gerçek değerin altında bedelle yapıldığı düşünülse dahi bunun ancak mirasbırakanın eşine karşı duyduğu minnetin göstergesi olabileceğini, işlemin davacılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmadığını, mirasbırakanın davacılar için de küçük sayılamayacak ekonomik faydalar sağladığını, vefa borcu olarak davalıya daire verdiğini, davaya konu taşınmazı dışında taşınır-taşınmaz pek çok malvarlığı bulunduğunu bildirerek, İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 11/12/2019 tarihli ve 2018/1976 E. 2019/1764 K. sayılı kararıyla; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 29/04/2021 tarihli ve 2020/1230 E. 2021/2693 K. sayılı kararıyla; ”… Somut olayda, davacılar tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş, dinlenen davalı tanığı … beyanında; mirasbırakanın yanında çalıştığını, mirasbırakanın davalıya ve kendisine daire verdiğini, para alış verişi olmadığını, mirasbırakanın bağış yaptığını, gözlerinden ve kalbinden rahatsız olan mirasbırakanın yedi yıl yatalak kaldığını, davalının dava konusu daireleri sattığını, satış bedelini mirasbırakanın için harcadığını, mirasbırakanın on üç tane daha dairesi olduğunu belirtmiştir.
Mirasbırakanın davalı eşine kendisine baktığı için minnet duyduğu, taşınmazlarını bu duygu ile devrettiği, satış bedelinin sadece para olması gerekmediği, bakım ve hizmetin de semen olabileceği, mirasbırakanın terekesinde çok sayıda taşınmazının bulunduğu olguları birlikte değerlendirildiğinde temlikin mal kaçırma amacıyla yapılmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 02/12/2021 tarihli ve 2021/308 E. 2021/282 K. sayılı kararıyla; bozma ilamında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay’ın; mirasbırakanın başkaca mallarının; değer itibari ile bütün tereke malının yarıdan fazlasını teşkil eden fabrika binasının davalı ikinci eşten olma ve devir tarihinde reşit olmayan çocuk …’ya Kooperatif üyelik devri yapılmak suretiyle verildiğini, mirasbırakanın ikinci eş davalıya olan minnet duygusunu fazlası ile yerine getirdiğini, diğer çocuklarına büyük haksızlık yaptığını ve onlardan mal kaçırmak amaçlı yaptığını tanık anlatımından çıkaramadığını, tek ve aynı zamanda davalı tanığının beyanının dikkate alınmadığını, bozmaya uyan yerel mahkemenin de kesin bozma nedeniyle dosyayı tekrar irdelemeden hüküm kurduğunu, tanığın beyanının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, fabrika binasının halen sahibi olan ikinci eşten olma çocuğun devir tarihi itibari ile reşit olmadığı ve mirasbırakan tarafından bu çocuğa yapılan kazandırmanın aslında ikinci eşe yapılan bir kazandırma olduğunun gözden kaçırılmaması gerektiğini, Yargıtay’ın, tanığın asla dile getirmediği, davalının kendisine baktığı için minnet duyduğu ve bu duygu ile devri gerçekleştirdiği yönündeki gerekçesinin, gerçeğe tamamen aykırı olduğunu, tanık beyanının tamamı okunduğunda, tanığın satışın bağış olduğu ve herhangi bir bedel alınmadığı, yine aslında davalıya ait fabrikanın davalı eşten olma oğlu … üzerine muvazaalı olarak devredildiğini açıkça beyan ettiğinin görüldüğünü, mirasbırakanın mal varlığının büyük bölümünü ilk eşinden olan çocuklarından yani davacılardan kaçırdığını, davalı ikinci eşinden olma çocuğuna geriye kalan bütün terekenin tamamından daha kıymetli olan fabrika binasını yapım aşamasında ve Kooperatif üyelik haklarını devretmek suretiyle diğer çocuklarından mal kaçırdığını, tanık anlatımının yanlış değerlendirildiğini, mirasbırakanın kendisine bakma karşılığı bir kazandırma amaç edinse idi muvazaalı bir satış işlemi yerine ölünceye kadar bakım akdi ile bu dileğini yerine getirebileceğini, evlilik kurumunun kendisine yüklediği vazifeleri yerine getirdiği için açıkça muvazaalı bir satışın geçerli sayılmasının mümkün olmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla, Mahkeme kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1.Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
6.2.2. Öte yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”; denilmektedir.
6.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde oluşuna, (V./2.) no.lu paragrafta yer verilen hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılmasına, (V./3.) no.lu paragrafta yer verilen İlk Derece Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacıların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan İlk Derece Mahkemesi hükmünün ONANMASINA, onama harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 07/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.