YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1325
KARAR NO : 2022/4603
KARAR TARİHİ : 07.06.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ilişkin verilen karar, yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 07/06/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalılar … vd vekili Avukat gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaanneleri … ’ın 317 ve 2083 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğullarına mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak temlik ettiğini, devirlerden başka bir dava nedeniyle haberdar olduklarını, ayrıca temlik tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz de olmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişler, bozma ilamı sonrasında taleplerini miras paylarına hasretmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, babaları öldükten sonra mirasbırakan annelerinin dava dışı kardeşleri … ve kendileri ile birlikte yaşadığını, annelerinin bir geliri olmadığını, taşınmazı 1966 yılında kardeşleri … ile birlikte aldıklarını, ancak aile büyüğü diye anneleri adına tescil ettirdiklerini, daha sonra annelerinin taşınmazı gerçek sahipleri olan kendilerine devrettiğini, Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/95 esas sayılı davasını açtıkları için kötüniyetli olarak eldeki davanın açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuşlar, aşamada Hüseyin’in ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15/11/2011 tarihli ve 2010/137 E., 2011/503 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı (ilk)
Dairenin 14/06/2012 tarihli ve 2012/4045 E., 2012/7381 K. sayılı kararıyla; ”…Somut olaya gelince; Mahkemece ehliyetsizlik iddiası üzerinde durulup ve yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde de bir araştırma yapılmış değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle davaya katılmayan mirasçıların olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK’nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi, böylece davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirilmesi; daha sonra, tarafların bildirecekleri tüm delillerin toplanması, varsa miras bırakana ait sağlık kurulu raporları, hasta müşahade kayıtları, reçeteler vs. istenmesi, tüm dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesi (2659 Sayılı Yasanın 7. ve 16.maddeleri gereğince), akit tarihinde miras bırakanın ehliyetli olup olmadığı yönünde rapor alınması, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde muvazaa iddiası üzerinde durulması, muvazaa hususunda inceleme yapılırken, davalıların çekişme konusu taşınmazı satın aldıkları, ancak aile büyüğü olarak muris adına tescil edildiği iddiasında bulunmalarına rağmen 05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu türlü iddiaların yazılı belge ile kanıtlanmasının zorunlu olduğu da gözetilmek suretiyle, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. ” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
3. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 06/12/2016 tarihli ve 2012/654 E., 2016/399 K. sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı dikkate alınarak davalıların inançlı işlem savunmasını yazılı delil ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. İlk Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Bozma Kararı (ikinci)
Dairenin 15/06/2020 tarihli ve 2017/1519 E., 2020/2679 K. sayılı kararıyla; ”… Eldeki dava, niteliği gereği taraflarca getirilme ilkesine tabi olup ispat külfeti de davacı tarafa düşmektedir. Dava, inançlı işlem hukuksal sebebine değil muris muvazaası hukuksal sebebine dayanmaktadır. Davacıların, muris muvazaası iddialarını her türlü delil ile ispatlamaları mümkün iken savunma açısından bu ilkeden ayrılarak aynı davada savunmanın yazılı delil ile ispatının istenilmesi silahların eşitliği ilkesine de aykırı düşmektedir.
Öte yandan, dinlenilen davacı tanıkları da mirasbırakanın diğer çocukları ile arasında mal kaçırmasını gerektirir bir problemi olduğu şeklinde beyanda bulunmadıkları gibi muvazaanın varlığına ilişkin bir beyanda da bulunmamışlardır. Dolayısıyla, davacılar temlikin muvazaalı olduğu iddiasını kanıtlayamamıştır.
Hal böyle olunca, davacıların iddialarını HMK’nin 190. ve TMK’nin 6. maddeleri uyarınca kanıtlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuş, davacılar vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Dairenin 21/10/2020 tarihli ve 2020/2784 E., 2020/5297 K. sayılı ilamı ile karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
6. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 11/06/2021 tarihli ve 2020/540 E., 2021/255 K. sayılı kararıyla; bozma ilamında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
7. İkinci Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk bozma kararı ile davacılar lehine usulü kazanılmış hak doğduğunu, bu hale göre ilk bozma kararı hatalı olsa da kazanılmış hak oluşan konuda yeni bir inceleme yapılamayacağını, ikinci bozma kararı ile usuli kazanılmış hak mefhumunun yerle yeksan edildiğini, hukuka aykırı olan kararın ikinci bozma kararı olduğunu, usuli kazanılmış hak ilkesinin nazara alınması gerektiğini, ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulü gerektiğini, mirasbırakan …’nin dava konusu taşınmazları devrederken herhangi bir para almadığını, davalıların taşınmazların gerçek malikleri olduklarını iddia ettiklerini ve bu iddialarını ispatlamaları gerektiğini, usulüne uygun bir şekilde ispat edilemediğini, mirasbırakan tarafından yapılan temlikin muvazaalı olduğunu, mal kaçırma amacı ile devredildiğinin sübut bulduğunu, iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılacak ise, bu konudaki delilleri bildirmek ve ek delil sunmak üzere süre verilmesi gerektiğini, davalılar adına yapılan tescilin yolsuz olduğunu, mirasbırakanın tüm malvarlığını davalılara devrettiğini, yakınında yer alan davalıların etkisi altında kaldığını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 55. maddesinde ”Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
9.2.2. Dava sırasında taraflardan birinin ölümü halinde taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında hakim tarafından re’sen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereklidir.
9.3. Değerlendirme
9.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalı …’ın 03/05/2018 tarihinde yargılama sırasında öldüğü, nüfus kayıtlarına göre, mirasçıları olarak eşi … ile çocukları…, …, …ve …’in kaldıkları anlaşılmaktadır.
9.3.2. Ne var ki; mahkemece HMK’nın 55. maddesi gözetilmeksizin, yargılamanın görülebilirlik koşulu olan taraf teşkili sağlanmadan, ölen davalının mirasçıları tespit edilmeden ve davaya dahil edilmeden sonuca gidilmiştir.
9.3.3.Hâl böyle olunca; yargılama sırasında ölen davalı …’ın veraset ilamının temini ile mirasçıları yönünden taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra bir karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacıların değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davacılar vekili için 3.815,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davalılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz eden tarafa geri verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.