YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1371
KARAR NO : 2022/3581
KARAR TARİHİ : 27.04.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
DAVACILAR : …
Taraflar arasındaki davadan dolayı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 12/11/2021 tarihli 2019/1997 Esas, 2021/2097 Karar sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmiş olmakla; dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü.
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan … …’ın 13/11/1986 tarihinde öldüğünü, dava konusu 43 ada 17 parsel, 119 ada 2, 119 ada 123, 123 ada 14, 142 ada 1, 101 ada 106, 101 ada 112, 101 ada 231, 107 ada 24, 115 ada 20, 122 ada 143, 122 ada 158 parsel sayılı taşınmazların miras olarak kaldığını, hisse sorununun çözülmesi ve tapuların ferdileştirilmesi amacıyla Sorgun Noterliğinin 20/09/2010 tarih 11137 yevmiye no’lu vekaletnamesi ile davalı kardeşleri …’in eşi olan davalı …’i vekil tayin ettiklerini, dava dışı iki kız kardeşin de aynı şekilde vekil tayin edip daha sonra vekili azlettiklerini, bunun üzerine davalı …’in azilnameler nedeniyle herhangi bir işlem yapmayacağını, verilen vekaletnamelerin hiçbir öneminin bulunmadığını söyleyerek kendilerini kandırdığını, dava konusu taşınmazlardaki hisselerinin davalı vekil tarafından davalı …’e satış gösterilmek suretiyle devredildiğini, hileli, bedelsiz ve muvazaalı bir devir olup, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tescilini, olmazsa bedelin tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, cevap dilekçesi sunmamışlar; ön inceleme duruşmasında davalı …, taşınmazları zorla almadıklarını, kendisine vekaletname verildiğini; davalı … de, kardeşlerinin rızası doğrultusunda işlem yapıldığını, para vermediğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, davacıların, dava konusu taşınmazlardaki hisselerini davalı kardeşleri …’e bedelsiz devretme konusunda rızalarının bulunduğu ve bu doğrultuda davalı …’i vekil tayin ettikleri, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, tarla vasıflı olan dava konusu 11 parça taşınmaz yönünden davacıların davalı …’e devir iradelerinin bulunduğu ve bu amaçla vekaletname verdikleri, bu taşınmazlar yönünden vekalet görevinin kötüye kullanıldığından söz edilemeyeceği, dava konusu 11 parça taşınmaz yönünden davanın reddinin doğru olduğu; ancak üzerinde mirasbırakana ait ev bulunan dava konusu 43 ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalı …’e devredilmesi konusunda davacıların rızalarının bulunmadığı, bu taşınmaz bakımından davacıların iradesine aykırı şekilde işlem yapılarak vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettikleri gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun değinilen yönden kabulü ile HMK’nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu 43 ada 17 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, dava konusu 11 parça taşınmaz yönünden ise davanın reddine karar verilmek suretiyle yeniden hüküm tesis edilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca süresinde temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK’nın 362. maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, 1/a bendinde de, “miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiş, 2021 yılı itibarıyla HMK’nın 362/1-a bendinde belirtilen 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı 78.630,00 TL olarak uygulanmaya başlanmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki; mirasçılar arasında paylı mülkiyet hükümleri geçerli olduğundan, her bir mirasçının payı oranında, tapu iptali ve tescil talebini diğer bir mirasçıya yöneltmesi durumunda dava değerinin, davacıların paylarına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
Somut olayda; çekişme konusu 43 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 141/221 payı, 101 ada 106, 112, 231, 107 ada 24, 119 ada 2, 123, 142 ada 1, 122 ada 143, 158, 115 ada 20 parsellerin tamamı, 123 ada 14 parselin 1/3 payı elbirliği mülkiyet şeklinde davacılar…, davalı … ile dava dışı kardeşleri … adlarına kayıtlı iken, davacılar … ve …’nın paylarının 31/10/2016 ve 22/09/2016 tarihlerinde davalı – mirasçı …’in eşi olan davalı vekil … tarafından davalı …’e satış yoluyla temlik edildiği; davacıların payları oranında iptal tescil, olmazsa bedel isteğiyle davalı … ile davalı …’in eşi olan vekil …’e karşı eldeki davayı açtıkları, kayıt maliki davalı … olup, Bölge Adliye Mahkemesince, çekişme konusu bir parça taşınmaz yönünden davanın kabulü ile iptal tescile, çekişme konusu 11 parça taşınmaz yönünden ise davanın reddine karar verildiği; dava tarihi itibarıyla çekişme konusu 43 ada 17 parsel sayılı taşınmazın 141/221 payı ile muhdesat değerinin toplam 96.835,64 TL, 119 ada 2 parselin tamamı 26.508,28 TL, 119 ada 123 parselin tamamı 16.801,91 TL, 123 ada 14 parselin 1/3 payı 10.405,75 TL, 101 ada 106 parselin tamamı 22.680,51 TL, 101 ada 112 parselin tamamı 8.886,78 TL, 101 ada 231 parselin tamamı 16.876,88 TL, 107 ada 24 parselin tamamı 12.951,98 TL, 115 ada 20 parselin tamamı 21.852,02 TL, 122 ada 143 parselin tamamı 41.615,84 TL, 122 ada 158 parselin tamamı 12.628,01 TL, 142 ada 1 parselin tamamı 269,61 TL olarak keşfen saptanmış; kabul kapsamındaki çekişme konusu 43 ada 14 parsel sayılı taşınmazda her bir davacının 8/64 (1/8) miras payına isabet eden değer 12.104,45TL, ret kapsamındaki çekişme konusu 11 parça taşınmazın toplam değeri olan 191.477,57 TL’den her bir davacının 8/64 (1/8) miras payına isabet eden değer 23.934,69 TL olup; kabul yönünden davalı taraf, ret yönünden ise davacı taraf hükmü temyiz etmiş olmakla; temyize gelen taraflar açısından kabul ve ret değerlerinin 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlar hakkında 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bir karar verilebileceği açıktır.
Yukarıda açıklanan nedenden ötürü temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılan eldeki dava yönünden tarafların temyiz dilekçelerinin değerden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.