Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/1385 E. 2022/7582 K. 17.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1385
KARAR NO : 2022/7582
KARAR TARİHİ : 17.11.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … dava dilekçesinde özetle; dava konusu 109 ada 77 parsel sayılı taşınmazın kendisine atalarından kaldığını ve 70 yıldır kendisi tarafından nizasız ve fasılasız şekilde kullanıldığını, bu yere ait murisi adına kayıtlı vergi kaydının da bulunduğunu ancak kadastro tespiti sırasında taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını, bu nedenle taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuki değer taşımayacağını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Sarıkamış Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.06.2009 tarihli ve 2007/5 Esas, 2009/172 Karar sayılı kararıyla; dava tarihi itibariyle görev sınırının 5.910,00 TL olduğu, mahallinde yapılan keşif sonrası bilirkişilerden aldırılan raporlardan, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 13.750,00 TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 8. maddesi uyarınca Mahkemenin görevsizliğine, kararın kesinleşmesi ve tarafların müracaatı halinde dosyanın görevli ve yetkili Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Görevsizlik kararı üzerine, Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 11.02.2011 tarihli, 2009/429 Esas, 2011/31 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanlarından, dava konusu taşınmazın davacının dedesi İrfan’dan davacının babasına kaldığı, babasının ölümüyle de taşınmazın taksimen davacıya kaldığı, dava konusu taşınmazın ham toprak vasfında olmayıp 30-35 yıldır nizasız şekilde davacı tarafından kullanıldığı gerekçesiyle;
Davanın kabulüne, dava konusu 109 ada 77 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın 16.09.2010 tarihli teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 25.062,77 metrekarelik bölümünün davacı … adına, kalan kısmının ise Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. İlk Bozma Kararı
Karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.02.2012 tarihli ve 2011/3635 Esas, 2012/471 Karar sayılı kararıyla; “ davanın, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve paylaşım hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğu, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağının bulunmadığı, dosya arasında bulunan orijinal pafta örneğinden, dava konusu taşınmazın doğusunda mera vasfında olan 109 ada 86 parsel sayılı taşınmaz bulunduğu halde, mahkemece dava konusu taşınmazın mera vasfında olup olmadığının, öncesinde veya hâlihazırda tahsisli veya kadim meralardan olup olmadığnın araştırılmadığı belirtilerek, Mahkemece öncelikle taşınmazın bulunduğu Balabantaş Köyüne ait kadim ve tahsisli mera kayıtlarının olup olmadığının İl, İlçe Özel İdare ile Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması, varsa tahsisli ve kadim meralara ait kayıt ve belgeler ile haritaların getirtilerek dosya arasına konulması, taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşeinin ne olduğu norm kararından araştırılarak, tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4342 sayılı Kanunun 5. maddesinde belirtilen yerlerden mi yapıldığının tahkik ve tespit edilmesi, davacının dayanmış olduğu 1936 tarih, 165 tahrir nolu vergi kaydının kadastro çalışmalarında herhangi bir parsele uygulanıp uygulanmadığının Kadastro Müdürlüğünden sorulması, uygulanmış ise bu parsellere ait tutanakların celp edilmesi, komşu parsellere ait kadastro tutanak ve ekleri ile tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm revizyonları ile Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıkların …nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağırılması, aynı Kanunun 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmesi ve dava konusu taşınmazın niteliği, meradan elde edilen yerlerden olup olmadığı, tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi, zilyetliğin tespit tarihine kadar ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğünün yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmeye çalışılması, taşınmazın niteliği ve tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi belirlendikten sonra iddia ve savunma çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, kabule göre de, teknik bilirkişi Halil Polat’ın 16.09.2010 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesiyle 109 ada 77 sayılı parselin üç parçaya bölündüğü anlaşıldığından, böyle durumlarda kabulüne karar verilen taşınmaz bölümünün, aynı adanın son parsel numarasıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısım bir parça ise, aynı ada ve parsel ile kayıt maliki üzerinde bırakılmasına, şayet tesciline karar verilen taşınmaz ana parselin ikiden fazla parçaya bölünmesine neden oluyorsa, bu taktirde kayıt maliki üzerinde kalan diğer parça için de aynı adanın son parseliyle kayıt maliki adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği, Mahkemece, (B) harfinin kabulüyle taşınmazın üç parçaya ayrıldığı, kuzeyde ve güneyde kalan kısımların kayıt malikine ait olduğu, buna rağmen bu bölümler hakkında Mahkemece ayrı ayrı hüküm kurulmamış olmasının isabetsizliğine” değinilmek suretiyle bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen İlk Karar
Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.09.2014 tarihli ve 2012/243 Esas, 2014/374 Karar sayılı kararıyla; bozma öncesi ve sonrası mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın doğusunda bulunan mera vasfıyla sınırlandırılmış olan 109 ada 86 parsel sayılı taşınmazın aslında mera vasfında olmadığı, dava konusu taşınmazın kadim veya tahsisli meralardan olmadığı, taşınmazın özel mülkiyete konu olan yerlerden olduğu, taşınmazın 70 yılı aşkın süredir eklemeli şekilde davacı tarafça kullanıldığı ve taşnmazda zilyetlikle iktisap koşullarının davacı taraf lehine oluştuğu gerekçesiyle;
Davanın kabulüne, dava konusu 109 ada 77 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın 16.09.2010 tarihli teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 25.062,77 metrekarelik bölümünün müteveffa davacı …’ın mirasçıları adına, hisseleri oranında adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, anılan parselin kalan kısmının davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
5. İkinci Bozma Kararı
Karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2016/2123 Esas, 2018/6138 Karar sayılı kararıyla; “Mahkemece; davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, çevrede Toprak Komisyonunca çalışma yapıldığı halde bu çalışmalar sırasında nizalı taşınmazla ilgili olarak ne gibi bir işlem yapıldığının belirlenmediği, toprak tevzi haritası ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek, yöntemince çakıştırılmak suretiyle mera olarak sınırlandırılan komşu 109 ada 86 parselin hangi bölümlerinin tevzi haritasının kapsamında kaldığının aynı harita üzerinde net bir şekilde gösterilmediği, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilerek taşınmazın niteliğini değerlendirmede yararlanılmadığı, tek bir ziraat mühendisi bilirkişinin ayrıntılı olmayan raporu ile yetinildiği belirtilerek, Mahkemece öncelikle, toprak tevzi çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz yönünden herhangi bir kayıt ya da belgenin uygulanıp uygulanmadığının belirlenmesi, varsa tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmesi, komşu taşınmazlara ait tespit tutanaklarının dayanağı kayıtlarıyla birlikte celp edilmesi, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra davada menfaati bulunmayan kişilerden seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile zirai bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi, hayatta iseler belirtmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler, taraf tanıkları ve kadastro tespit bilirkişilerinin huzuru ile yeniden keşif yapılması, yapılacak keşif sırasında bilirkişi ve tanıklardan, varsa tevzi çalışmaları sırasında uygulanan kayıt ve belgelerin nizalı parseli kapsayıp kapsamadığı, nizalı parselin öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera, yayla gibi özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, zirai bilirkişi kurulundan taşınmazı değişik yönlerden gösteren fotoğraflar da eklenmek suretiyle ayrıntılı, denetlemeye elverişli rapor alınması, fen bilirkişisine belirtmelik tutanağı, mera tahsis haritası ve dava dosyası kapsamını belirtir keşfi izlemeye elverişli harita düzenlettirilmesi, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu taşınmazın mera haritası kapsamında kalması halinde Toprak Tevzi Komisyonu tarafından yapılan mera sınırlandırma tarihine kadar, Kadastro Kanunu’nun 46/1, 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, teknik bilirkişi Halil Polat’ın 16.09.2010 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesiyle 109 ada 77 sayılı parsel üç parçaya bölünmüş olup, böyle durumlarda kabulüne karar verilen taşınmaz bölümünün aynı adanın son parsel numarasıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısım bir parça ise, aynı ada ve parsel ile kayıt maliki üzerinde bırakılmasına, şayet tesciline karar verilen taşınmaz ana parselin ikiden fazla parçaya bölünmesine neden oluyorsa, bu taktirde kayıt maliki üzerinde kalan diğer parça için de aynı adanın son parseliyle kayıt maliki adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği halde; Mahkemece, (B) harfinin kabulüyle taşınmazın üç parçaya ayrıldığı, kuzeyde ve güneyde kalan kısımların kayıt malikine ait olduğu, ancak Mahkemece bu konuda bir hüküm kurulmayarak doğru sicil oluşturulmamasının dahi isabetsiz olduğuna” değinilmek suretiyle bozulmuştur.
6. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.10.2021 tarihli ve 2019/106 Esas, 2021/501 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonunda, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu, mera ile bir ilgisinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazın toprak tevziinin 438 nolu parseli ile birebir örtüştüğü ve davacı taraf lehine dava konusu taşınmazda zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; .Davanın kabulüne, dava konusu 109 ada 77 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi Sinan Atılmış’ın 14.09.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekindeki haritada (77/B) olarak gösterilen 25.062,77 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile müteveffa davacı …’ın mirasçıları adına Sarıkamış Noterliği’nin 18.06.2012 tarihli veraset ilamında belirtilen hisseleri oranında aynı ada son parsel numarasından sonra gelen yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle çayır vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın geriye kalan ve aynı raporda (77/A) ve (77/C) olarak gösterilen bölümlerin ayrı ayrı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz ve soyut olduğunu, Mahkemece yapılan mera araştırmasının yöntemince olmadığını, dava konusu taşınmazda davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda yapılan araştırmada hava fotoğraflarından yararlanılmadığını ileri sürülerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1. maddesi; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
9.2.2. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz.”
9.2.3. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesi; “Kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde, 766 sayılı Kanunun 37 nci maddesi veya 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur.” hükümlerini içermektedir.
9.3. Değerlendirme
Kadastro sonucunda Kars ili, …. ilçesi, … köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 77 parsel sayılı 58.518,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu gerekçesiyle, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinin yerinde bulunmasına göre, Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunun değişik 13. maddesinin “j” bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 17.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.