YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2060
KARAR NO : 2022/5090
KARAR TARİHİ : 22.06.2022
MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ: KOCAELİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptal-tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ilişkin verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 2561 parselde bulunan 64 numaralı bağımsız bölümün satışı için davalı …’e vekalet verdiğini, vekil tarafından muvazaalı olarak bağımsız bölümün vekilin dayısı olan davalı …’a, onun da diğer davalıya satış suretiyle temlik ettiğini ve davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …, iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, taşınmazı 35.000 nakit ve 85.360 TL değerindeki aracını davalı …’a satarak ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Diğer davalılar, savunma getirmemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/10/2020 tarihli ve 2017/425 E., 2020/383 K. sayılı kararıyla; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve son kayıt malikinin iyiniyetli üçüncü kişi kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davalı … yönünden davanın kabulü ile tapu iptal ve tescile, diğer davalılar yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece, davalılar arasında muvazaalı ilişki bulunduğu kabul edilmesine rağmen, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilerek reddedilen kısım üzerinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek, hükmün vekalet ücretine ilişkin kısmının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasını istemiştir.
2.2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; resmi senette satış bedelinin düşük gösterildiğini, sadece tapuda satış bedelinin düşük gösterilmiş olması nedeniyle davalı aleyhine hüküm kurulamayacağını, davalı …’ın iyiniyetli 3. kişi olup, davacı ve diğer davalı … arasındaki vekalet ilişkisinin ayrıntılarını bilebilecek durumda olmadığını, tapu kayıtlarına güvenerek taşınmazı satın aldığını, taşınmazın satışının yapıldığı gün davalı …’e ait 34 HB 283 plakalı aracın diğer davalı …’ya satış suretiyle devredildiğini, … tarafından önceki ödemesi 35.000.- TL’nin üzerine 85.360.-TL değerindeki arabasının da mesken karşılığında verilmiş olduğunu, …’in davacıyı ve diğer davalı …’i tanımadığını, taşınmazın gerçek bedelinin diğer davalı …’a tam ve eksiksiz olarak ödendiğini, davalı …’in taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce sahip olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesinin 25/02/2021 tarihli ve 2021/239 E., 2021/341 Karar sayılı kararı ile; vekaletin hile ile alındığı, tapuda gösterilen bedelin çok düşük olduğu ve bağımsız bölümün hiç görülmeden tevkil yetkili vekilden satın alındığı gerekçesiyle davalı …’in istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, vekalet ücreti yönünden hüküm düzeltilerek davalı … yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 20/10/2021 tarihli,2021/1510 Esas,2021/5811 Karar sayılı kararı ile; “Somut olayda davacı; vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ve vekil ile davalı ilk el …’ın el ve işbirliği içerisinde hareket ederek kendisini zararlandırdığını ispat ile yükümlüdür. Dinlenen davacı tanığının beyanından bu yönde somut bir olgu ortaya konulamadığı gibi, taşınmaz satış bedelinin tapuda düşük gösterilmesi vekalet görevinin kötüye kullanıldığını göstermeye yeterli değildir. Öte yandan bağımsız bölümü ilk elden satın alan davalı kayıt maliki …’in de taşınmazı ediniminde kötüniyetli olduğu iddiası ispat edilememiş olup, 14.02.1951 tarihli 17/9 sayılı İBK kapsamında davalı kayıt malikinin vakıa ve karineden kanunen iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumunun belirlendiğini de söyleyebilme imkanı yoktur.Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.Kabule göre de; davacının vekaletin hile ile alındığı iddiasında bulunmamasına ve davalı ilk el …’dan son kayıt maliki …’e tapu devrinin bizzat yapılmasına rağmen tevkille yapıldığı belirtilmek suretiyle, maddi olguya aykırı bir şekilde kabule gerekçe yapılması da hatalıdır.” gerekçesiyle Bölge Adilye Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 24/01/2022 tarihli, 2021/1798 Esas – 2022/135 Karar sayılı kararı ile hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Bölge Adliye Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
İlk Derece Mahkemesi hükmünün yerinde olduğunu, ara malik …’ın vekil …’in akrabası olup kötü niyetli olduğunu, resmi senette gösterilen bedel ile keşfen saptanan bedel arasındaki fahiş fark ve taşınmazın sık aralıklarla el değiştirmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde son kayıt maliki …’in kötü niyetli olduğunun açık olduğu, tüm bu hususların ispat edildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Bilindiği üzere, Türk Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
6.3. Değerlendirme
6.3.1. Hükmüne uyulan (V/2.) numaralı paragrafta belirtilen bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, temyiz karar harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığında, 22/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.