Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/2114 E. 2022/6340 K. 03.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2114
KARAR NO : 2022/6340
KARAR TARİHİ : 03.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti istemine ilişkin açılan davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davalı-karşı davacı …’nın davasının kabulüne, davalı karşı davacı …’in davasının açılmamış sayılmasına ilişkin verilen karar süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 
I. DAVA
Davacılar … ve … dava dilekçesinde; İkizdere  ilçesi  425 ve 427 parsel sayılı taşınmazların EPDK tarafından istimlak edildiğini, kamulaştırma bedellerinin gerçek maliklerin tespit edilerek bu kişilere ödenmesine karar verildiğini,  dava konusu taşınmazların Muhittin oğlu …,  ……’e ait olduğunu, …’in hissesine isabet eden payın kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir. 
II. CEVAP
1. Davalı-davacı … cevap ve karşı dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların gerçek sahibinin…. mirasçıları olduğunu, bu yerin  tapuya kayıtlı yer olduğunu, kendisine babası …..’den intikal ettiğini, davacıların dava konusu taşınmazlarda herhangi bir paylarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, dava konusu 425 ve 427 parsel sayılı taşınmazların hak sahibi olan kendisine aidiyetinin tespitine, dava açmaları halinde … ve … adına da tespitin yapılmasına muvafakat ettiğini belirterek, hissesine isabet eden kamulaştırma bedelinin kendisine ödenmesi talebiyle karşı dava açmıştır.
2. Davalı-davacı … dava ve cevap dilekçesinde, dava konusu  taşınmazların davacılara ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, mülkiyetinin……. mirasçısı olan … ve ……’e aidiyetine karar verilmesi talebiyle karşı dava açmıştır.
III. MAHKEME KARARI
Kalkandere Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/06/2013 tarihli ve 2012/210 E., 2013/219 K. sayılı kararıyla; yapılan keşif neticesinde davacıların çekişmeli taşınmazların kendilerine ait olduğunu ispat edememesi nedeniyle esas yönünden reddine,  karşı davacılar yönünden taşınmazların …..’dan intikal eden taşınmazlar olduğu, …….’nın başka mirasçılarının bulunduğu, iştirak halinde mülkiyette mirasçının tek başına dava açamayacağı gerekçesiyle karşı davaların reddine karar verilmiştir. 
IV.  TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Kalkandere Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10/02/2015 tarihli ve 2014/22330 E., 2014/909 K. sayılı kararıyla, davanın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereğince mülkiyeti Hazine adına tescil edilen taşınmazlarda kamulaştırma öncesi dönemdeki mülkiyetin tespiti istemine ilişkin olduğu, çekişmeli taşınmazların maliki Hazine olmakla bu tür davalarda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerekirken davacı-karşı davacılar birbirleri ile diğer bir kısım gerçek kişileri davalı göstererek dava açmalarının yerinde olmadığı, bununla birlikte davacı … tapu kaydına dayanarak, çekişmeli taşınmazların bu kayıtlar gereğince murisi ……’nın sekiz çocuğundan beş erkek çocuğuna intikal ettiğini iddia etmişse de dosyadaki mevcut tapu kayıt ve tedavüllerin bu durumu açıklamaktan uzak olduğu gibi, söz konusu tapu kayıt ve tedavülleri (Tapu Kadastro Genel  Müdürlüğünden gelen, davacının ve   dava dışı üçüncü  kişilerin ibraz ettiği ve mahkemenin bilirkişi teminiyle aldırdığı kayıtlar) arasında köy, sınır, geldi, gitti, mevki ve malik bilgileri itibariyle çelişkiler bulunduğu, Mahkemece öncelikle dava dilekçesi ve duruşma günü Hazineye tebliğ edilerek taraf koşulunun sağlanması, davaya karşı savunma ve delilleri sorulup saptanması, davacı …’nın dayandığı tapu kaydının tesis ve tüm tedavüllerinin yukarıda belirtilen çelişkileri giderir şekilde getirtilmesi, ayrıca dosyadaki veraset ilamında davacı …’nın murisi …..’nın ne zaman öldüğünün belirlenemediği belirtilerek, Medeni Kanun hükümleri doğrultusunda terekesi iştirak halinde kabul edilip mirasçıları ve pay oranları bu doğrultuda tespit edilmişse de dosyada bulunan bir kısım tapu kayıtlarından muris …..’nın 1340 yılında yani Medeni Kanun’un yürürlüğünden önce öldüğü anlaşılmakla, terekesinin müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 
3. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Kalkandere Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/02/2019 tarihli ve 2017/353 E., 2019/21 K. sayılı kararıyla; davalı-karşı davacı …’in takip etmemesi nedeniyle davasının açılmamış sayılmasına, davalı-karşı davacı …’nın dayanmış olduğu tapu kaydının yapılan incelemesinde, fen bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazlara uyduğunun anlaşıldığı, maliki…’nın İkizdere Sulh Hukuk Mahkemesince verilen veraset ilamı ile 28800 payın …’ya ait olduğunun anlaşılması nedeniyle davanın kabulüne, ….. ilçesi ….. köyü 241 ada 5 ve 8 (eski 425 ve 427) parsel sayılı taşınmazların mülkiyetinin davalı-karşı davacı …’ya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Kalkandere Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde, dava dilekçesi ve dosyadaki hiçbir bilirkişi  raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, davada Hazinenin taraf sıfatı bulunmadığını,  davacının kadastro öncesi nedene dayalı olarak mülkiyet iddiasında bulunduğuna göre TMK.nın 713. maddesinde sayılan ilanların yapılması gerektiğini, yasal hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan mülkiyetin tespiti isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
6.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
6.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.’’
6.2.4. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi “Tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde;
A) Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur.
B) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır.
C) Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır.
D) Hazinece, özel kanunlar hükümlerine göre değişmez ve genişlemeye müsait olmayan sınırlarla miktar üzerinden satılan, tefviz veya tahsis veya parasız dağıtılan taşınmaz mallarda çıkan fazlalık, taşınmaz malla birlikte satış, tefviz, tahsis ve dağıtım tarihinden itibaren on yıl geçmiş ise, miktarına bakılmaksızın kayıt sahibi adına tespit edilir.
Bu maddede yazılı taşınmaz mallarda meydana gelen fazlalıklar hakkında şartlar uygun bulunduğu takdirde, 14 üncü ve 17 nci madde hükümleri uygulanır.”
6.2.5. 6100 sayılı HMK’nın 106. maddesi “(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.” hükümlerini içermektedir.
6.3. Değerlendirme
6.3.1. Mahkemece, bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma kararının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davacı …’ya ait olduğunun tespitine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Bozma kararında davacı …’nın dayanak tapu kaydının çelişkiler giderilecek şekilde ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmesi ve mahallinde uygulanması istenilmiş olduğu halde, Mahkemece tapu kaydının tedavülleri getirtilmemiş, mahallinde uygulanmak sureti ile çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, kapsamıyor ise davacı lehine zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeden karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm verilemez.
6.3.2. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacının dayanak tapu kayıtları arasındaki çelişkileri giderecek şekilde ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıklarının tümü ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte okunup hudutları mahalli bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar fen bilirkişisine haritasında işaretlettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu edilen taşınmazın intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, fen bilirkişisinden uygulanan tapu kayıtlarının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutların işaretlendiği ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, varsa revizyon gördüğü parseller de göz önüne alınarak tapu kayıtlarının kapsamları, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadıkları net olarak tayin edilmeli, tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazı kapsamadığının anlaşılması durumunda, davacı yönünden zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
6.3.3. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; davacı …’nın çekişmeli taşınmazların muris…’dan intikal ettiğini ileri sürdüğü, dosyaya ibraz edilen veraset ilamında…’nın davacıdan başka mirasçıları olduğunun anlaşıldığı, davacının payı 288000 olduğu halde, çekişmeli taşınmazların tamamının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi de isabetsizdir.
V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda belirtilen nedenlerle hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.