YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2305
KARAR NO : 2023/2226
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin önceki tarihli kararının, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.12.2018 tarihli ve 2018/3875 Esas, 2018/7702 Karar sayılı kararı ile hükmün kısmen onanıp kısmen bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine dair verilen karar tereke mümessili vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma günü olarak saptanan 11.04.2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … ile temyiz edilen davalı asil … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen … vd. vekili gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, … karara bırakıldı. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı …, vergi kaydı, tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli 116 ada 8, 124 ada 9 ve 128 ada 10 parsel sayılı taşınmazların ½ payının tapu kaydının iptali ile muris … adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında davacı … … terekesine temsilci olarak atanmıştır.
II. CEVAP
Davalı …, mirasbırakanı … adına kayıtlı Mart 1950 tarih, 59 ve 60 sıra numaralı tapu kayıtlarına tutunarak davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
… Asliye Hukuk Mahkemesinin 02/04/2015 tarihli ve 2009/125 Esas, 2015/121 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarında davalılar adına kayıtlı olan 1/2 payın, davacının murisinin payı olan 1/3 oranında iptali ile muris …’e ait … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/78-95 Esas, Karar sayılı veraset ilamındaki mirasçılar adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.12.2018 tarihli ve 2018/3875 Esas, 2018/7702 Karar sayılı kararıyla,
1-Çekişmeli 124 ada 9 ve 128 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar yönünden verilen kararın onanmasına,
2-Dava konusu 116 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise çekişmeli taşınmazın kök muris …’na ait olduğunun dosya kapsamıyla belirlendiğine, …’nun davacının murisi … dışında … ve …adında mirasçılarının bulunduğunu anlaşıldığına, çekişmeli taşınmazın öncesinde …’na ait olduğuna ve tarafların müşterek murisleri …’ten geldiği iddia ve ispat edilmediğine göre, davalıların murisi … terekesine göre 3. kişi durumunda olduğundan, kök muris …’a ait olan çekişmeli taşınmazda 1/3 miras payı bulunan …’in payı oranında mirasçıları adına tapuya tescili istemiyle davacı tarafça … terekesine karşı 3. kişi durumunda olan … mirasçılarına karşı açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığından, davanın belirtilen gerekçeyle reddi gereğine değinilmiştir.
C. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
… Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli ve 2019/248 Esas, 2021/82 Karar sayılı kararı ile bozma kararı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde daha önce onanarak kesinleşen parseller hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, çekişmeli 116 ada 8 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın ise reddine karar verilmiştir.
D. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tereke mümessili vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
E. Temyiz Sebepleri
Tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde, çekişmeli 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit malikleri olan, davacıların kök murisi Miktad ile davalıların murisi …’in kardeş olmadıkları ve aralarında miras ilişkisinin bulunmadığını, davalıların murisi …’in çekişmeli taşınmaz üzerinde hiçbir hakkının bulunmadığını, davacılar ve miras bırakanları tarafından taşınmazın 150 yılı aşkın bir süredir nizasız ve fasılasız zilyet edildiği, çekişmeli taşınmazın muris Miktad’tan intikal eden yerlerden olmadığı, bilakis davacıların yakın miras bırakanı … tarafından edinilmiş vergi kaydına bağlanmış yerlerden olduğu ve miras malı olmadığı, vergi kaydının dava konusu taşınmazın … ile bir ilgisinin bulunmadığı hususunu doğruladığını, öte yandan taşınmaza ait kadastro sırasında işlem görmemiş tapu kayıtlarının bulunduğunu ancak bunların yargılama sırasında uygulanmadığını, Mahkemece kök muris … mirasçıları arasında taksim yapılmadığı kabul edilmiş ise de, davacı dayanağı tapu kayıtları incelendiğinde eşit şekilde taksimin yapıldığı anlaşılmasına karşın bu hususun dahi göz önünde bulundurulmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
F. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. TMK’nın 599. maddesi hükmü uyarınca miras; murisin ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar (menkul- gayrimenkul) üzerinde bu tarih itibariyle hak sahibi olurlar.
2. TMK’nın “Miras ortaklığı” başlıklı 640. maddesinde de;
“Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır…” hükmü öngörülmüştür.
3. Tereke (miras ortaklığı) TMK’nın 701 ve devam eden maddeleri uyarınca elbirliği (iştirak) mülkiyetine tâbidir. Elbirliği mülkiyeti, yasa veya yasada gösterilen sözleşmeler uyarınca, aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olmaları durumudur. TMK’nın 701-703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da bulunmamaktadır. Mülkiyet, bir bütün olarak ortakların hepsine aittir. Başka bir deyişle, ortaklık tasfiye ile sona erinceye kadar ortaklardan her birinin ayrı bir mal veya hakkı olmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet türünde malikler, mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu ilke TMK’nın 701. maddesinde “…Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. İddiaya konu mamelekin tereke malı olmadığını ispat etmek külfeti ise TMK’nın 6. maddesi uyarınca iddia edene yüklenmiştir.
4. TMK’nın 702/2. maddesi, “Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir” hükmünü taşımaktadır. Ne var ki bu kural, uygulamada yumuşatılarak, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 11.10.1982 tarihli ve 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla, bir ortağın tek başına dava açabileceği; ancak, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
5. TMK’nın 702/2. maddesinde sözü edilen terekeye ait haklar üzerinde tasarruf söz konusu ise, ortakların oybirliği ile karar vermeleri maddenin açık hükmü gereği olduğundan, tasarruf işlemi niteliğindeki tapu iptali ve tescil davasının tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması veya terekeye temsilci atanması ve bu yolla davanın yürütülmesi gerekir. Bir mirasçı tüm mirasçılar adına tek başına dava açabilirse de, böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Bu durumda davanın hemen reddedilmeyip, diğer mirasçıların davaya katılımlarının veya muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması için davacıya uygun süre verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, dava halefiyet esasına göre tereke adına değil de kendi miras payı için açılmış ise tüm mirasçıların onayının alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bir ya da bir kısım mirasçı terekeye ait bir mal veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için yalnız kendi adına dava açarsa, bu dava dinlenemeyecektir. Böyle bir dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) olanak yoktur. Diğer bir anlatımla, öteki mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya yöntemine uygun biçimde muvafakatlerinin alınması, ya da miras ortaklığına bir mümessil tayin edilerek onun huzuru ile davaya devam edilmesi mümkün değildir ve davanın reddi gerekir. Aynı nedenle, tereke temsilcisi de, bir mirasçının yalnız kendi payı için açmış olduğu davaya icazet verip davayı devam ettiremez. Yargıtayın yerleşik uygulaması ve öğretinin görüşü bu yöndedir (…, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı 2001, C.1, s. 984 vd). (aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 16.03.2021 tarihli ve 2017/16-465 E., 2021/262 K. sayılı kararı)
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle tereke mümessili vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden (tereke temsilcisi) davacıdan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.04. 2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.