Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/3251 E. 2022/6818 K. 19.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3251
KARAR NO : 2022/6818
KARAR TARİHİ : 19.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ile terkin istemli dava sonunda Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.01.2021 tarihli ve 2017/310 Esas ve 2021/40 Karar sayılı kararı yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine dava dilekçesinde, davaya konu 27 ada 9 parsel ile 243 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, Kıyı Kanunu’nun 1990 tarihli olduğunu ve bu tarihten önce tesis edilmiş mülkiyet hakkını bertaraf etmeyeceğini, kaldı ki Kıyı Kanunu’na göre tespit edilmiş kıyı çizgisinin bulunmadığını, dava konusu parsellerin tamamen değil kısmen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, bu nedenle parsellerin tamamı hakkında talepte bulunulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine verilmiştir.
IV.    TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.10.2014 tarihli, 2014/2175 Esas ve 2014/19118 Karar sayılı kararı ile “…İşin esasının ve dava konusu taşınmazın 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre değerlendirilmesi ve ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa’nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, Mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. İkinci Bozma Kararı
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.03.2017 tarihli, 2017/3185 Esas ve 2017/4408 Karar sayılı kararı ile “…Mahkemece, dava konusu parsellerin kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme    ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 1-Dosya içeriğine,    toplanan delillere ve eksikten gelen belgelere göre; çekişme konusu 243 ada 1    parselinin    geldisinin 14.09.1961 tarih ve 75 sıra nolu tapu kaydı olduğu, tapu kaydının; davacısı Silivri Belediye Başkanlığı ve davalısı Hazine olan, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1954/154 Esas, 1954/419 Karar sayılı dosyasından verilen karar ile hükmen oluşturulduğu, söz konusu tapuya istinaden, dava konusu parsellerin, 17.10.1972 tarihinde … adına tespitinin yapılarak, tespitin 21.06.1973 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.    O halde; hükmen tescile esas 1954/154 Esas ve 1954/419 Karar sayılı dava dosyalarındaki keşif zabıtları ve krokiler uygulanmak sureti ile, dava konusu taşınmazın yerinin belirlenmesi, bundan sonra temyize konu dosya yönünden kesin hüküm ya da dava konusu taşınmazın niteliği bakımından güçlü delil olup olmadığının belirlenmesi gerekir… Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda; üç adet gözlem çukuru açıldığı, yapılan araştırmalara göre, dava konusu parsellerin tamamının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı belirtilmekle beraber, aynı raporda; “Muhtemel kıyı kenar çizgisinin, balıkçı barınağının doğu kesiminde mevcut olan yarın eteğine paralel geçtiği düşünülmektedir. Bu sebeple mevcut yarın eteği boyunca ve yar eteğine yakın kesimlerde, gerekli görülen yerlerde, uygun sayıda sondaj ve/veya araştırma çukurları açımı ile kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi gerekmektedir.” şeklinde tespitlere yer verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda, dava konusu parsellerin tamamının kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı belirtilmesine rağmen, yöntemince kıyı kenar çizgisi tespit edilmemiş, tespit edilen kıyı kenar çizgisi kroki üzerinde gösterilmemiş, kıyı kenar çizgisinin muhtemelen geçebileceği yerin neresi olduğuna değinilerek, esasen bilirkişilerce yapılması gereken, gerekli görülen yerlerde, uygun sayıda sondaj ve/veya araştırma çukurları açımı ile kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi işi heyetçe yapılmayarak, rapor içeriğinde yapılması gereken iş olarak belirtilmekle yetinilmiş, Mahkemece, idare tarafından oluşturulmuş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı hususları araştırılmadığı gibi, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı, hükme esas alınmaya elverişli bulunmayan bilirkişi heyet raporuna göre hüküm tesis edilmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
7. İkinci Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle, idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisinin kesinleşmiş olduğu için onun uygulanması gerektiğini, ayrıca bozma ilamında idarece oluşturulan kıyı kenar çizgisi ile bilirkişiler tarafından tespit edilen kıyı kenar çizgisi arasında fark olması halinde çelişkinin nedeninin açıklanması gerektiğinin belirtildiğini, bunun yerine getirilmediğini, eksik ve hatalı bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, bilirkişi heyetinin de kanuna uygun olarak oluşturulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca tapu iptali ile terkini istemine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. Anayasa’nın 43 ve 3621 sayılı Kıyı Yasası’nın 5 inci maddesine göre kıyılar; Devlet’in hüküm ve tasarrufu altındadır, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Deniz, göl ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmakta, öncelikle kamu yararı gözetilir. 4 üncü madde hükmüne göre kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgi, kıyı kenar çizgisi: Kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınır,    kıyı ise: kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır. TMK’nin 999 uncu maddesine göre de; özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz, tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.
9.2.2. Uyuşmazlığın bu niteliğine göre, öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde idarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise, buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.
9.2.3. İdarece oluşturulmuş kıyı kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa; adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 4 üncü maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak, aynı Kanunun 5 inci ve 9 uncu maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak, Kanun’un 9/2 maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla, keşif yapılarak açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken, varsa idarenin önceden kıyı kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.
9.2.4. İdarenin kıyı kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle, mahkemece kıyı kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır.  Yapılacak bu araştırmalarla, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra, oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir.
9.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin (IV/5.) numaralı paragrafta belirtilen hükmüne uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde işlem yapılarak ve özellikle Silivri Asliye Hukuk Mahkemesinin 1954/154 Esas ve 1978/11 Esas sayılı davalarında kıyı kenar çizgisi incelemesi yapılmadığı, bu davalardaki hukuki sebebin farklı olduğu gözetilerek (IV/6.) numaralı paragrafta belirtildiği şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.