Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/3303 E. 2022/6608 K. 11.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3303
KARAR NO : 2022/6608
KARAR TARİHİ : 11.10.2022

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 32. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli dava sonunda İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/03/2021 tarihli, 2021/39 Esas, 2021/230 Karar sayılı kararı ile davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 15/03/2022 tarihli, 2021/1363 Esas, 2022/423 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 11/10/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı Asil … ile temyiz edilen davalı….. Otomotiv vekili Avukat ….. geldiler. Duruşmaya başlandı süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı, dava dışı eşi Saliha’nın, davalı …..Otomotiv A.Ş. şirketinde yaklaşık 30 yıl çalıştığını, 2013 yılından itibaren imzaya yetkili muhasebe ve finans şefi olarak görev yaptığını, davalı şirketin 22/04/2016 tarihinde kendisi ile dava dışı eşi ve kardeşleri hakkında 2014 – 2016 yılları için zimmet iddiasıyla şikayetçi olduğunu, 23/04/2016 tarihinde eşinin tutuklandığını, o dönemdeki avukatları, davalı şirket ve soruşturma savcısı tarafından, yasal haklarını bilmemelerinden faydalanılarak, çeşitli zorlama ve hapis tehdidi altında bırakılmaları neticesinde davaya konu taşınmaz da dahil olmak üzere ailecek sahip oldukları tüm malvarlıklarını davalı şirkete devrettiklerini, ceza davasında verilecek karar kesinleşene kadar taşınmazlarda oturmaya devam edeceklerinin, kira ya da başkaca bedel ödeyemeceklerinin, sadece tedbir amaçlı güven sağlama amacıyla devirlerin yapılacağının belirtildiğini, ancak ceza mahkemesinde görülen dava henüz sonuçlanmadan davalı şirket tarafından aleyhlerine elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarının açıldığını, bu baskılar nedeniyle yine davalı şirkete araç devri için gittikleri noterde şirketin önceden hazırlatıp, iki adet araç satış sözleşmesi altına koyup fark ettirmeksizin imzalattırdıkları 25/04/2016 tarihli vekaletname ile davalı şirket çalışanı olduğunu sonradan öğrendiği dava dışı…..’ün vekil tayin edildiğini ve dava dışı Didim’deki 1047 ada 6 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümü ile davaya konu Maltepe’deki 15715 ada 20 parseldeki A blok 13 nolu bağımsız bölümünün vekil Burak tarafından davalı şirkete satış suretiyle devredildiğini, vekaletin hile ile alındığını, satış bedelinin de ödenmediğini, bu hususu farkettikten sonra vekili 19/08/2016 tarihinde vekillikten azlettiğini ileri sürerek 13 no.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili, davacının daha önce de davacı şirket hakkında Didim ve İstanbul Mahkemelerinde davalar açtığını, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçtiğini, davaya konu taşınmazın bedelinin davacının dava dışı eşi Saliha’nın davalı şirketten yasal olmayan yollarla elde ettiği para ile ödendiğini, davacının bu hususta daha önceki soruşturma ve davalarda ikrarının olduğunu, devrin davacının rızası ile gerçekleştirildiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul Anadolu 32. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/03/2021 tarihli, 2021/39 Esas, 2021/230 Karar sayılı kararı ile, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili, davacının bir taraftan tutuklanma ve 15 yıl hapis cezası ile korkutulduğunu, diğer taraftan beraat edenlere ait taşınmazların iade edileceğine dair telkinlerle kandırıldığını, böylelikle davaya konu taşınmazını davalı şirkete devrettiğini, davada hile ve tehdit (korkutma) hukuki sebeplerine dayandıklarını, hak düşürücü sürenin ceza mahkemesi tarafından 23/10/2018 tarihinde verilen beraat kararı ile işlemeye başlayacağını bu nedenle davanın süresinde açıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 15/03/2022 tarihli, 2021/1363 Esas, 2022/423 Karar sayılı kararı ile, davanın hak düşürücü süreden reddinin doğru olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yineleyerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tehdit ve hile hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 37. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 29.) maddesine göre, bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK’nın 38. (BK’nın 30.) maddesinde belirtildiği üzere korkutmadan (ikrahtan) söz edilebilmesi için, tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.
3.2.2. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
3.2.3. İrade sakatlığı nedeniyle iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hata ve hilenin öğrenildiği, korkutmanın ise etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca irade sakatlığı her türlü delille ispat edilebilir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) no.lu paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacının adli yardım talebi İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiş olup harç yatırmadığından, aşağıda yazılı 267,80 TL temyiz başvuru harcı ile 80,70 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.