YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3450
KARAR NO : 2022/6626
KARAR TARİHİ : 12.10.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : AKSARAY 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Aksaray 4.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, Aksaray ….. Noterliği’nin 23.10.1997 tarihli ve 13605 yevmiye no’lu vekaletnamesi ile davalı gelini …’yı vekil tayin ettiğini, vekil ….’un vekalet görevini kötüye kullanarak, bilgisi dışında maliki olduğu 40 parsel sayılı taşınmazdaki 860/10860 payını kardeşi Abdullah’a bedelsiz olarak temlik ettiğini, kendisine satış bedeli ödenmediğini, davalıların birlikte hareket ettiklerini ileri sürerek, devre konu payın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …, düğününde takılan ziynet eşyalarını davacıya vermesi nedeniyle dava konusu arsanın kendisine verildiğini, bu nedenle davacının kendisini vekil tayin ettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı … tarafından vekalet görevi kötüye kullanılarak dava konusu taşınmazdaki davacıya ait payın kardeşi ….’a bedelsiz olarak devredildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacının oğlu ile davalı … evlendikten sonra, ….’a diğer gelininin altınlarını verdiğini, kendisinin de altınlar karşılığında bir arsa verdiğini, davalının da altınlarını kendisine vermesi karşılığında dava konusu arsayı ona vereceğini söylediğini ve davalının altınlarını aldığını, karşılığında da …..’a vekaletname verdiğini, davalı …’un dava konusu taşınmazın maliki olduğunu, bu durumun tüm aile tarafından bilindiğini, …’un vekil olması nedeniyle taşınmazı üzerine alamadığını, bu nedenle kardeşi olan diğer davalı üzerine devrettiğini, davacı tanığı Yılmaz’ın bu durumu doğruladığını, bilirkişi tarafından taşınmazın değerinin fazla hesaplandığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 23/09/2021 tarihli ve 2019/664 Esas, 2021/1600 Karar sayılı kararıyla; davacının 23/10/1997 tarihli ve 13605 yevmiye nolu vekâletname ile taşınmazlarının satış yetkisini gelini davalı …’a verdiği, …’un davacının 283 ada 40 parseldeki 860/10860 payını 16/12/2012 tarihli akitle kardeşi davalı …’a satış suretiyle temlik ettiği, devir sırasında satış bedelinin ödenmediği, davalı …’un davacının gelini olup yıllar önce altınlarının davacının dava dışı oğlu Yılmaz’a verilmesi karşılığında taşınmaz devri yapıldığı savunmasına itibar edilemeyeceği, davacının bakımının yapılacağı yolunda kandırılması sonucunda temin edilen vekâletname ile dava konusu taşınmaz payının vekilin kardeşi diğer davalı …’a devredildiği, kardeş olan davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettikleri, davacının gelini olan …’un vekâlet görevini kötüye kullandığı, somut olayda zararlandırma olgusunun gerçekleştiği tespit edilmek suretiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarına ek olarak, davacının üzerine kayıtlı daha kıymetli taşınmazlar bulunduğunu, davalı …’un isteseydi bu taşınmazları da devredebileceğini, ancak dava konusu taşınmaz karşılığında düğününde takılan ziynet eşyalarını davacıya verdiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazın kendisine ait olduğunu, davacı tarafça vekaletin de bu nedenle verildiğini, bilirkişi raporunda taşınmazın arsa olarak nitelendirilerek değerinin belirlendiğini bu nedenle değerinin yüksek hesaplandığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
3.2.2. Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
3.2.3. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2) no.lu paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3) no.lu paragrafta yer verilen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 4.524,66 TL bakiye onama harcının hükmü temyiz eden davalı …’dan alınmasına, 12/10/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.