YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3565
KARAR NO : 2022/6597
KARAR TARİHİ : 11.10.2022
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil-elatmanın önlenmesi istemli dava sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 31/12/2021 tarihli, 2020/944 Esas ve 2021/1945 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı … vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 11/10/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı …. vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı … vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı.
Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı …, dava dışı … isimli eski arkadaşı vasıtasıyla…’in yeğeni … ve diğerleri … ve … ile tanıştığını, tanıştığı bu kişilerin hurda alım işi yaptıklarını, borsadan çok iyi anladıklarını söyleyerek o sıralar işleri iyi gitmeyen davacıya ortaklık ve kâr teklif ederek 100.000,00-TL nakit parasını aldıklarını, 150.000,00-TL bedelli çek keşide ettirerek …’e verdirdiklerini, bozulan işlerini düzelteceğini düşünen davacının eski verdiği paraları alamayınca kendisine birkaç aylık zor bir dönemden geçildiği, biraz daha paraya ihtiyaçları olduğunu söylediklerini ve gösterdikleri adamlarına vekalet verdiği takdirde davacıya ait evi kısa sürede yüksek bedelle satıp parayı hızlıca işleterek, aldıkları parayı da evin değerleriyle birlikte ancak bu şekilde verebileceklerini söylediklerini, iflas haline gelen davacının çaresizce bu teklifi kabul edip tayin edilen kişiye vekalet çıkarıp satışı gerçekleştirdiğini, daha sonra evin aslında satılmadığını, hile ile …’nın yengesinin üzerine geçirildiğini ve kendisine ödenen 217.000,00-TL’nin kendi evinin bankaya ipotek ettirilerek ödendiğini öğrendiğinde kandırıldığını anladığını ileri sürerek 984 ada, 20 parsel sayılı taşınmazdaki 8 nolu bağımsız bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tesciline, karar verilmesini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davacı …, 984 ada 20 parsel sayılı taşınmazdaki 8 nolu bağımsız bölümü davalıdan satın aldığını, taşınmazın bedelini ödeyerek 03/06/2015 tarihinde tapuda adına tescil yaptırdığını, ancak eski malik davalının herhangi bir kira akdi olmaksızın taşınmazı işgal ettiğini, taşınmazı boşaltması kendisine bildirilmesine rağmen haksız olarak müdahale etmeye devam ettiğini, bu nedenle taşınmazdan faydalanamadığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu taşınmaza davalının haksız el atmasının önlenmesine ve tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı …, öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaz satımına ilişkin bütün işlemlerin hukuka ve yasalara uygun olarak gerçekleştirildiğini, dava konusu olayda hilenin şartlarının oluşmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi durumunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Birleştirilen davada davalı …, davacının, evi tahliye etmesi konusunda kendisini defalarca uyardığı iddiasının gerçek olmadığını, her ne kadar davacı malik görünse de asıl alıcı olmadığını, davacının kayınbiraderi olan …’yı tanıyan davalının kayınbiraderinin tapuda adı geçen adamlarından birine vekalet verdiğini, amacın … isimli başka birinin borcuna evi teminat göstermek olduğunu, satışın davalının …’e daha önceden verdiği parayı geri alabilmek, işlerin yürümesini sağlamak amacıyla yapıldığını, ancak satışın gerçek bir satış gibi yengesi üzerine yapıldığını ve evin geri verilmesinden imtina edildiğini, tapu iptali ve tescil talepli olarak İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/85 Esas sayılı numarası ile dava açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli ve 2016/85 E., 2018/534 Karar sayılı kararıyla; asıl davada davacı …’ın hile, aldatma ve yanılma hukuksal nedenine dayalı olarak ileri sürdüğü davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen davada davalı …’ın dava konusu daireye haklı ve hukuki sebebi olmadan müdahale ettiği gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Asıl davada davacı/ birleştirilen davada davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı-karşı davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin kumpas sonucu evini kaybettiğini, bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, hata ve hileli işlemlerle taşınmazının elinden alındığını yeterli ve gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmadan, tanık beyanlarındaki çelişkiler, tapu silsilesi, dosya münderacatı içindeki vakıalar ve diğer deliller gözönüne alınmadan karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 31/12/2021 tarihli, 2020/944 Esas ve 2021/1945 Karar sayılı ilamı ile; asıl davada davacı …’in maliki olduğu 8 nolu mesken niteliğinde bağımsız bölümün usulünce düzenlenen vekaletnameye istinaden dava dışı … tarafından 200.000,00-TL bedelli ipotekle yükümlü olarak davalıya satış suretiyle temlik edildiği, davacının, hileyle taşınmazının elinden alındığı iddialarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet üzerine yapılan soruşturma sonucunda aralarında davalının da bulunduğu kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, tanık anlatımlarına göre davacı …’in iradesine uygun olarak verdiği vekaletnameye istinaden kendisine vekaleten dava konusu taşınmazın ipotekli olarak davalıya satıldığı ve bedelinin alındığı, satış bedelinin bir kısmının davalı dışındaki üçüncü şahıslara çalıştırılarak gelir elde edilmesi için davacı tarafça verildiği, davacı tarafından hile iddiasının ispatlanamadığı gözetilerek tapu iptali ve tescil istemli asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, birleşen davada, davacı …’nın dava konusu taşınmazın tapu kayıt maliki olduğu, davalı …’in dava konusu taşınmazı haklı ve geçerli bir sebebe dayalı olmaksızın kullandığı belirlenmek suretiyle birleşen elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davacı/ birleşen davada davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/ birleşen davada davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Asıl davada davacı/ birleşen davada davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip, yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
3.2.2. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
3.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
3.2.4. 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”
3.2.5. Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) no.lu paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı/birleşen davada davalı … vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen asıl davada davalı/birleştirilen davada davacı … vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı …’den alınmasına, aşağıda yazılı 32.517,85 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı-birleştirilen davada davalıdan alınmasına, 11.10.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.