YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3895
KARAR NO : 2022/7182
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili, olmazsa tenkis istemli dava sonunda Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10.12.2021 tarihli ve 2021/52 Esas, 2021/433 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davalı vekil tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, mirasbırakanı…. ‘un adına kayıtlı 23 parça taşınmazını 12.02.2004 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile davalı gelinine temlik ettiğini, işlem tarihinde murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, uzun yıllar boyunca mirasbırakanın her türlü bakım ve gözetimi ile kendisinin ilgilendiğini, murisin duyduğu minnet karşılığında dava konusu taşınmazları ölünceye kadar bakım akdi ile kendisine devrettiğini, ayrıca mirasbırakanın akli melekelerinin her zaman yerinde olduğunu, başkaca taşınmazları da bulunduğundan saklı payın ihlal edilmediğini, tenkis talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Birinci Bozma Kararı
Dairenin 27.06.2012 tarihli ve 2012/5615 Esas, 2012/8099 Karar sayılı kararı ile “…tarafların delilleri eksiksiz toplanmak suretiyle tahkikat yapıldıktan sonra, çekişmeli taşınmazların davalıya temlik edildiği 12.02.2004 tarihinde mirasbırakanın hukuki ehliyeti haiz olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, ehliyetsiz olması halinde bu yönde hüküm kurulması, yok eğer, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı isteğin değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapılarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
4. Birinci Bozma Kararı Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
5. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 23.09.2020 tarihli ve 2018/3721 Esas, 2020/4352 Karar sayılı kararı ile, “…Hemen belirtilmelidir ki; hükmüne uyulan bozma ilamı kapsamında alınan; Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu’nun 6.7.2015 tarihli, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olduğuna ilişkin raporu gözetilmek suretiyle ehliyetsizlik iddiasına dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacının bu yöne ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine… Tüm dosya içeriği itibari ile, mirasbırakanın bakım ve gözetim amacını taşınmazlarının bir kısmını bakım borçlusuna devretmek suretiyle de gerçekleştirebilecekken, ölünceye kadar bakım akdi işlemi ile mal varlığının büyük bir kısmını oluşturan dava konusu 23 parça taşınmazlarını davalı gelinine temlikinde, bakıp gözetilme koşulunun değil de diğer mirasçılardan mal kaçırma düşüncesinin ön planda tutulduğu ve bu iradeyle işlemlerin gerçekleştirildiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hâl böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
6. Mahkemesince İkinci Bozma Kararına Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapılarak mirasbırakanın bakım ve gözetim amacını taşınmazlarının bir kısmını bakım borçlusuna devretmek suretiyle de gerçekleştirebilecekken, ölünceye kadar bakım akdi işlemi ile 09.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere mal varlığının %92 oranla büyük bir kısmını oluşturan dava konusu 23 parça taşınmazlarını bakım borçlusu davalı gelinine temlikinde bakıp gözetilme koşulunun değil de, diğer mirasçılardan mal kaçırma düşüncesinin ön planda tutulduğu gerekçesiyle tapu iptali ve tescili talebinin kabulüne, tescil kararı verildiğinden tenkis hususunda karar verilmesine yer olmadığına, murisin ehliyetsizlik iddiasına dayanılarak açılan davanın Yargıtay temyiz incelenmesinde reddine karar verildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
7. İkinci Bozma Kararı Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle, murisin bakıma muhtaç olduğunu, diğer mirasçıların murise bakmadıklarını, zor bir bakımı olduğunu, 28 yıl kendisinin murise baktığını, mal kaçırma amacıyla değil bakımı karşılığında taşınmazları verdiğini, taşınmaz değerlerinin hatalı tespit edildiğini, murisin 4 parça tapusuz taşınmazının hesaba katılmadığını, 23 parça taşınmazın toplam değerinin 59.784,87 TL olduğunu, bu bedelin 1 yıllık huzurevi ücretini dahi karşılamaya yetmeyeceğini, muvazaa saptanırken tüm kriterlere dikkat edilmesi gerektiğini, salt orana göre hareket edilmesinin eksiklik olduğunu, düzelterek onama kararında lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen gerekçede bu hususa yer verilmemesinin eksiklik olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 611 inci maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK madde 614).
9.2.2. Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
9.2.3. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK madde 19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
9.2.4. Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
9.2.5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 297 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
9.3. Değerlendirme
9.3.1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, (IV/5.) numaralı paragrafta yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
9.3.2. Somut olayda, mirasbırakan tarafından dava konusu taşınmazlardan 304 parsel sayılı taşınmazın 6/18 payı, 445 parsel sayılı taşınmazın ise ½ payı davalıya temlik edilmesine rağmen dava konusu olmayan payları da kapsayan şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
9.3.3. Ne var ki, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının hüküm kısmının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğidir.
V. SONUÇ
1. Açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalının temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün “1.” bendinde yer alan “Ankara ile …. İlçesi …..r Mahallesi 304,”, “Ankara ile …. İlçesi …. Mahallesi 445” ve “23 parça” ifadelerinin hükümden çıkarılmasına, yine hükmün “1.” bendinde yer alan “taşınmazların” ifadesinden sonra gelmek üzere “davalı adına olan” ifadesinin eklenilmesine, hükme “1.” bentten sonra gelmek üzere “2.” bent olarak “2. Ankara ile …. İlçesi …. Mahallesi 304 parsel sayılı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı 6/18 payın ve Ankara ile ….. İlçesi …. Mahallesi 445 parsel sayılı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı olan ½ payın tapu kaydının davacının miras payı olan 1/3 oranında iptali ile iptal edilen payın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,” cümlesinin eklenilmesine, sonraki bentlerin buna göre teselsül ettirilmesine, Mahkeme kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının yatıran iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.