Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/3916 E. 2022/6802 K. 18.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3916
KARAR NO : 2022/6802
KARAR TARİHİ : 18.10.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda Yumurtalık Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07/07/2021 tarihli, 2021/96 Esas, 2019/66 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 18/10/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Avukat Aslınur Karaca ile temyiz edilen davacı … ve vekili Avukat Melike Yüzücü geldiler. Duruşmaya başlandı gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı …’ten 1997 yılı içerisinde altı kez faiz karşılığı borç para aldığını, borca karşılık maliki olduğu 277 ada 1 sayılı parseldeki 4 no’lu ve 138 ada 13 sayılı parseldeki 8 no’lu bağımsız bölümler ile 24, 93, 139, 140 ve 141 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını teminat olarak devrettiğini, davalıya olan borçlarını ödemesine rağmen taşınmazlarının iade edilmediğini, davalının tefecilik yaptığını, hakkındaki ceza kovuşturmasının zamanaşımı nedeniyle düştüğünü, ceza dosyasına sunulan davalının elinden çıkan borç – alacak dökümüne ilişkin belgenin yazılı delil olduğunu ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini, 3. kişilere devredilen taşınmazlar yönünden tespit edilecek tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, çekişmeli taşınmazları bedeli karşılığında davacıdan aldığını, ayrıca 227 ada 1 sayılı parseldeki 4 no’lu bağımsız bölümün davacı ile bir ilgisinin olmadığını, İbrahim Menteş isimli şahıstan aldığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18/04/2014 tarihli ve 2013/11 E., 2014/160 K. sayılı kararıyla; dava konusu 4 no.lu bağımsız bölüme yönelik davanın reddine, diğer taşınmazlar yönünden iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Birinci Bozma Kararı
Dairenin 14/03/2017 tarihli ve 2014/17913 E., 2017/1255 K. sayılı kararıyla; “…492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür. Hâl böyle olunca, öncelikle keşfen belirlenen 391.251,26 TL üzerinden davacı tarafa harç ikmalinin yaptırılması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma kararına uyularak harç ikmalinden sonra Mahkemenin 01/11/2017 tarihli ve 2017/155 E., 2017/126 K. sayılı kararıyla, çekişmeli 4 no.lu bağımsız bölüme yönelik davanın reddine, diğer taşınmazlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir
4. Bozma Sonrası Verilen Karara Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıdaki karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
5. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 20/10/2020 tarihli ve 2018/2194 E., 2020/5264 K. sayılı kararıyla; kurulan hükmün Anayasa ve Usul Yasasının ilgili hükümlerine uygun olmadığı, gerekçe içermediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 07/07/2021 tarihli ve 2021/66 E., 2021/151 K. sayılı kararıyla, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle dava konusu 4 no.lu bağımsız bölüm yönünden davanın reddine, diğer taşınmazlar yönünden ise inançlı işlem iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu, dinlenmesine muvafakat etmedikleri davacı tanıkları huzura getirilerek 14/03/2014 tarihli duruşmada dinlendikten sonra, haberdar edilmedikleri 18/04/2014 tarihli duruşmada davacı tarafça huzura yeniden tanık getirilip dinletilerek aynı oturumda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ile davacı arasında inanç sözleşmesinin olmadığını, davacı tarafça yazılı belge sunulmadığını, mahkemece delil başlangıcı olarak kabul edilen yazılı belgeye itiraz ettiklerini, Mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının doğru olmadığını, Mahkemece bu husustaki itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
9. Gerekçe
9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat isteklerine ilişkindir.
9.2. İlgili Hukuk
9.2.1. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.
9.2.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. maddesinde, “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
9.3. Değerlendirme
9.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının 227 ada 1 parseldeki 4 no.lu bağımsız bölümünü vekil kıldığı dava dışı Mehmet Akkaya aracılığıyla 02/10/1998 tarihinde dava dışı….’e satış suretiyle temlik ettiği, taşınmazın İbrahim tarafından 27/01/1999 tarihinde davalıya, davalı tarafından da 22/07/2013 tarihinde dava dışı Murat Kurt’a devredildiği; ayrıca davacının 138 ada 13 parseldeki 8 no.lu bağımsız bölümünü 21/05/1998 tarihinde, 24, 93, 139, 140 ve 141 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını da 26/04/1999 tarihinde davalıya satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.
9.3.2. Somut olayda davacı, borç – alacak hesaplamalarının yer aldığı belgedeki yazıların davalının eli ürünü olduğunu iddia etmiş, davalı vekili ise, davacının delil olarak dayandığı bu belgeye karşı 26/02/2014 tarihli dilekçesinde, ceza yargılamasında belgenin davalı tarafından düzenlenmediğini ifade ettiklerini, ayrıca belge ile ilgili davalı aleyhine yapılmış bir tespitin de bulunmadığını belirtmiştir. Ne var ki Mahkemece, davalı vekili tarafından belgenin davalıdan sadır olmadığı yönünde bir itiraz gelmediği gerekçesiyle yazı incelemesi yaptırılmaksızın belge delil başlangıcı olarak değerlendirilip, davacının bildirdiği tanıklar dinlenerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından sunulan belgedeki yazıların davalıya ait olması halinde söz konusu belgenin HMK’nın 202/2. maddesi uyarınca delil başlangıcı teşkil edeceğinde ve delil başlangıcı teşkil etmesi halinde HMK’nın 202/1. maddesine göre tanık dinlenilebileceğinde kuşku yoktur.
Hal böyle olunca, davacı tarafından sunulan belgedeki yazının davalıya ait olup olmadığının usulünce belirlenmesi, davalıya ait olduğu anlaşılır ise diğer delillerin değerlendirmesine geçilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
V. SONUÇ:
Davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.