YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4042
KARAR NO : 2023/81
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalıların Kdz. Ereğli Noterliğinin 20/06/1967 tarihli ve 5952 yevmiye numaralı “zilyedlik devir” sözleşmesini kullanarak dedeleri olan mirasbırakanlarına ait dava konusu taşınmazları adlarına tespit ve tescil ettirdiklerini, sözleşmenin gerçek satış olmadığını, senetteki imzanın da mirasbırakana ait olmadığını, senet düzenlenirken mirasbırakanın 73 yaşında olmasına rağmen doktor raporunun bulunmadığını, mirasbırakanın TTK’dan emekli olduğunu, paraya ihtiyacı olmadığını, devir sözleşmesini oğlunun adına yapmasının satışın muvazaalı olduğunun açık göstergesi olduğunu ileri sürerek, 101 ada 6, 7, 121 ada 1, 2, 5, 6, 7, 15, 123 ada 4, 124 ada 16, 125 ada 2, 3, 4, 127 ada 5, 140 ada 11, 12, 13, 160 ada 36, 37, 38, 39, 41, 118, 122, 123, 168 ada 95, 96, 123, 125, 126, 133 ve 134 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini ve müdahalenin men’ini talep etmiş, 10/09/2015 tarihli duruşmada el atmanın önlenmesi istemi yönünden dosya tefrik edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, tapu iptal ve tescil ile meni müdahale davalarının bir arada görülemeyeceğini, öncelikle davaların tefrik edilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, temlik işleminin üzerinden 47 yıl, mirasbırakan …’in ölümünün üzerinden 40 yıl geçtiğini belirterek davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2014/223 Esas, 2016/265 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazlar yönünden 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı ve muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, koşullarının varlığı halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği, davada tenkis isteği bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.02.2020 tarihli ve 2016/16964 Esas, 2020/639 Karar sayılı kararıyla; “…doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tarafların bildireceği tanıkların katılımıyla keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, her bir çekişmeli taşınmazın ayrı ayrı öncesinde kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, davalı tarafın dayandığı re’sen zilyetlik devir senedi mahalinde uygulanıp senede konu taşınmazlar belirlenerek senedin çekişmeli taşınmazların tamamını veya bir kısmını kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalı; fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izleyip denetlemeye elverişli ayrıntılı ve krokili rapor düzenlemesi istenmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, dava konusu taşınmazların zilyetliğinin mirasbırakan … Can’dan 1967 yılında yapılan zilyetlik devir sözleşmesi ile oğlu …’a geçtiği, …’dan da 1987 yılında davalılara geçtiği, 1987 yılından beri davalıların zilyetliği ve tasarrufu altında olduğu, taşınmazların satın alma, irsen, intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıların zilyet ve tasarrufu altında olduğu, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların, taşınır mal niteliğinde ve zilyetlikten ibaret olan hakkın devri suretiyle yapılan elden bağışlama sözleşmelerinin hiçbir biçim koşuluna bağlı olmadığı, mirasbırakan tarafından tapusuz taşınmazların zilyetliğinin devri suretiyle gerçekleştirilen geçerli işlemlere karşı 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahalli bilirkişilerin taşınmazların yer ve konumlarını bilen ehil kişiler olmadıklarını, bu şekilde bozma kararında belirtilen hususlarda eksik araştırma yapılarak karar verildiğini, mahalli bilirkişilerin duruşmadan hemen önce tespit edildiğini, mahalli bilirkişilerin kimlerden ibaret olduklarının keşif mahallinde öğrenildiğini, kolluk marifeti ile tespit edilen ikinci listedeki mahalli bilirkişilerin dinlenmesi ve yeniden keşif yapılması yönündeki taleplerinin dikkate alınmadığını, senet ile keşifte belirtilen yerlerin örtüşmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi miras … ve zilyetliğe dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
TMK’nın 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”,
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”,
TMK’nın 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” hükümlerini düzenlemiştir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması HMK’nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.