Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/4148 E. 2022/6803 K. 18.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4148
KARAR NO : 2022/6803
KARAR TARİHİ : 18.10.2022

MAHKEMESİ : TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : PAZAR(RİZE) 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil- bedel istemli dava sonunda Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 05/04/2022 tarihli, 2022/197 Esas ve 2022/485 Karar sayılı kararı yasal süre içerisinde davalı … vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 18/10/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Avukat … ile temyiz edilen davacılar … v.d. vekili Avukat … geldiler. Davetiye tebliğine rağmen davalı … gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları…’nin, komşusu olan davalı …’nin, …’a ait taşınmazları ipotek ettirerek bankadan kredi çekmek için vekalet istediğini, …’nin de Çamlıhemşin Noterliğinin 02/08/2002 tarih ve 250 yevmiye nolu vekaletnamesi ile …’yi vekil tayin ettiğini, …’ye bankadan kredi çıkmaması üzerine vekalet görevini kötüye kullanarak diğer davalı …’in babası olan dava dışı …’a giderek 4.000 dolar para alıp teminat olarak da davacıların babalarına ait 101 ada 69 parseldeki taşınmazın tamamını …’ın isteği üzerine 2002 yılının Ağustos ayında…’in o tarihlerde yanında çalışan ve durumu bilen … …’na devrettiğini, daha sonra taşınmazın … tarafından davalı …’e temlik edildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına veya kök muris… adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın bedelinin davalı …’den tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı …, dava konusu taşınmazı, dava dışı … …’ndan 23/03/2006 tarihinde bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, iktisabında iyiniyetli olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/07/2021 tarihli ve 2018/467 E., 2021/565 Karar sayılı kararıyla; davalı …’nin vekalet görevini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazı dava dışı … …’na devrettiği, dava dışı … ile davalı …’in söz konusu satış tarihinde tanışık oldukları, taşınmazın rayiç bedelleri ile resmi satış senetlerinde gösterilen satış değerleri ve tanıklar tarafından belirtilen satış değerleri arasında yüksek miktarda fark olması ve …’nin….in yanında çalıştığı da dikkate alınarak söz konusu taşınmazın esasen … tarafından satın alındığı ve diğer davalı …’nin vekalet görevini kötüye kullandığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesi ile davanın tapu iptali yönünden kabulüne, terditli olarak talep edilen tazminat bakımından ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazı dava dışı … …’ndan 23/03/2006 tarihinde iyiniyetli olarak satın aldığını, … …’nun müvekkilinin çalışanı olmadığını, davacı tanıklarının beyanlarını kabul etmediklerini, vekaleti kötüye kullanan …’nin beyanlarına dayanılarak karar verilmesinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, yine devir tarihleri arasındaki zaman aralığı göz önüne alınmadan karar verilmesinin de hukuka ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu taşınmazın satın alınma tarihinden itibaren müvekkiline ait olmasına rağmen taşınmazların tamamının davacılardan … tarafından kullanıldığını, müvekkilinin kullanımının engellendiğini, davacılardan … taşınmazları fiilen kullanılmakta olmasına rağmen bu kullanıma ilişkin müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığı için müvekkili adına müdahalenin meni ve ecrimisil talepli dava açıldığını, dosyanın derdest olduğunu, davacıların kötü niyetli olduklarını, derdest olan 2016/375 esas sayılı dava dosyasını sürüncemede bırakmak amacıyla işbu davayı açmış olduklarını, yerel mahkemece bu hususun göz önüne alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 05/04/2022 tarihli, 2022/197 Esas ve 2022/485 Karar sayılı ilamı ile; ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere, Türk Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) no.lu paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı 49.740,53 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 18/10/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.