Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/4202 E. 2023/5360 K. 10.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4202
KARAR NO : 2023/5360
KARAR TARİHİ : 10.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/162 E., 2022/22 K.
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı ……ili Merkez …köyü çalışma alanında bulunan ve 1968 tarihli kadastro çalışması sırasında tespit harici bırakılan dava dilekçesi ekindeki krokide (G) harfi ile gösterilen 14.820 metrekare yüzölçümlü taşınmazın imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde kadastro tespit çalışmalarının uzun yıllar önce yapılıp tamamlandığını ve tespitin kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarruf altında bulunan yerlerden olduğunu, tespite herhangi bir itiraz yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuş; dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
…2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 29.09.2013 tarihli ve 2008/97 Esas, 2013/624 Karar sayılı kararıyla, dava konusu yerin terekeye tabi bir taşınmaz olduğu, böyle bir durumda diğer mirasçıların davaya muvafakatlarının sağlanması halinde dahi dava konusu yerin zilyetlikten tesciline karar verme olanağının bulunmadığı, davacının babasının zilyetliğine dayalı olarak açtığı tescil davasında taksim olgusunu iddia ve ispat etmeksizin kendi adına tescil isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.05.2014 tarihli ve 2014/2599 Esas, 2014/5825 Karar sayılı kararıyla; davacının miras yoluyla gelen hakka değil müstakil zilyetliğe dayandığı, ancak Mahkeme tarafından yapılan incelemenin yeterli olmadığı, taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı ve kadastro çalışmalarından sonra kim tarafından ne şekilde hangi tarihte imar-ihya edildiğinin araştırılmadığı belirtilerek mahallinde yeniden keşif yapılıp zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının, taşınmazın davacıya miras yoluyla kalıp kalmadığının ve miras yoluyla kalmış ise taksim edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının bulunup bulunmadığı sorularak anılan eksikliklerin giderilmesi gereğine değinilmek suretiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
…2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24.10.2017 tarihli ve 2014/519 Esas, 2017/404 Karar sayılı kararıyla, iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 18.04.2017 tarihli rapor krokisinde (G) harfi ile gösterilen 14.820 metrekarelik taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

C.İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli ve 2018/703 Esas, 2020/4721 Karar sayılı kararıyla; “Karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince, taraf teşkili sağlanması, taşınmazın imar planı kapsamında olup – olmadığının araştırılması gereğine değinilip “3402 sayılı Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddesinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre de; TMK’nın 713/1 inci maddesine dayalı olarak açılan tescil davalarında Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilikleri aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yasal hasım konumunda olup yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulamayacaklarından, karar ve ilam harcının davanın mahiyeti gereği davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına karar verilmesi gerekirken yatırılan peşin harcın davacıya iadesine karar verilmesi de isabetsizdir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemesince İkinci Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
…2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 05.03.2008 tarihli ve 2021/162 Esas, 2022/22 Karar sayılı kararıyla, iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 18.04.2017 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda ekli krokide (G) harfi ile gösterilen 14.820,00 metrekarelik taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğni, ziraat bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu, 20 yılılk zilyetlik süresinin doldurulmadığını, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmamasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığın belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri, 4721 sayılı … Medeni Kanunu’nun 713/1’inci maddesi

3. Değerlendirme
1. Davacı ……ili Merkez …köyü çalışma alanında bulunan ve 1968 tarihli kadastro çalışması sırasında tespit harici bırakılan dava dilekçesi ekindeki krokide (G) harfi ile gösterilen 14.820 metrekare yüzölçümlü taşınmaz hakkında imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle eldeki davayı açmıştır.

2. Hemen belirtilmelidir ki, hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluştuğu belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı Hazine vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, hükme esas alınan 18.04.2017 tarihli teknik bilirkişi raporunun koordinat içermediği, bu durumda hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi uyarınca hakim doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde bir karar vermek zorundadır.

Öte yandan, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli…Belediyesi ve ilgili belediyenin de 6360 sayılı Yasa gereği davada yer alması gerektiği, köy tüzel kişiliğinin sona erdiği şeklindeki bozma kararının …n büyükşehir olmaması nedeniyle maddi hatadan kaynaklandığı, dava Hazineye ve …Köyü Tüzel Kişiliğine karşı açıldığından il ya da ilçe belediyesinin davada taraf olmasının gerekmediği anlaşıldığından …Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmesi ve karar başlığında gösterilmesi doğru olmamıştır.

3. Hâl böyle olunca, Mahkemece dava konusu taşınmaz başında teknik bilirkişiler refakatiyle yeniden keşif yapılarak infaza elverişli, koordinatlı ve krokili rapor alınması ve buna göre bir hüküm kurulması ile …Belediyesinin karar başlığından çıkarılması gerekirken değinilen husus gözetilmeksizin karar verilmesi isabetsizdir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.