Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/4401 E. 2022/7564 K. 16.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4401
KARAR NO : 2022/7564
KARAR TARİHİ : 16.11.2022

MAHKEMESİ : KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : BEYŞEHİR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istemli dava sonunda Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 28/03/2022 tarihli, 2022/509 Esas ve 2022/595 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 274 ada 24 ve 22 parsel sayılı taşınmazların davalılara miras yolu ile intikal ettiğini, malikler ile aralarında yapılan sözlü anlaşma gereğince 24 no.lu parselin kendisine 60.000 TL bedelle satıldığını ve satış işleminin tapuda gerçekleştiğini, ancak tapuda yapılan işlem sırasında parsel numaralarının karıştığını, 24 no.lu parselin satışının yapılması gerekirken 22 no.lu parselin satışının yapıldığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar … ve …, dava konusu taşınmazı diğer kardeşlerinden aldıklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 22 parsel sayılı taşınmazı 2007 yılında…isimli kişiden bilerek satın aldığını, davalı …, tarlayı alan ve satanın kendisi olmadığını, dava ile ilgisinin bulunmadığını, diğer davalı …., husumet itirazının olduğunu, davacı ile arasında herhangi bir satış işlemi olmadığını, dava konusu taşınmazların adına kayıtlı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli ve 2020/397 E, 2021/737 Karar sayılı kararıyla; davacının maliki olduğu taşınmazı dava dışı ….ı’dan satın alma yoluyla iktisap etmiş olduğu, sözleşmenin kurulması sırasında hataya düştüğü iddiasını ancak …..ya karşı ileri sürebileceği, davanın TMK’nın 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı ve sözleşmenin karşı tarafına ileri sürmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dosyada dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere dava konusu taşınmazı satışa çıkaranın … olduğunu, müvekkili ile davalıların satış için anlaşma yaptıklarında davalılardan … tarafından müvekkiline 24 no.lu parsel, yani müvekkilinin şuanki kullandığı gayrimenkulün gösterildiğini, üstündeki yapılara göre fiyat belirlendiğini, müvekkilinin bu ücreti davalılardan …’e peşin olarak ödediğini ve tapuda işlem yapıldığını, müvekkilinin iradesinin 24 no.lu parseli satın almak yönünde olduğunu, davalı tarafın tanıkları da dahil dinlenen tüm tanık beyanları ve hatta davalıların kendilerinin dahi bu hususu doğruladığını, yapılan keşif sırasında dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporu ile müvekkilinin 24 no.lu parseli satın alma iradesinde olduğunu ve bu iradenin göstergesi olarak satış tarihinden itibaren 24 no.lu parseli kullandığının sabit olduğunu, tüm bu sabit olan deliller ışığında dava dilekçesindeki iddialarını ispat ettiklerini, müvekkilinin hataya düştüğünü, 22 ve 24 no.lu parselin malikleri de davalılar olduğu için satın almak istediği yerin parsel numarasını tespit edemediğini, bu güne kadar da parsel numaralarında hataya düştüğü noktasında bir bilgisi olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 28.03.2022 tarihli 2022/509 Esas, 2022/545 Karar sayılı kararıyla, davacının 22 parsel sayılı taşınmazı 03/12/2007 tarihinde …’dan satın aldığı, …’nın dava konusu 24 parsel sayılı taşınmazda malik olmadığı gibi, davacının taşınmazı satın aldığını iddia ettiği …’in de adı geçen parselde malik olmadığı, kayıt malikleri … ve … ile davacı arasında sözleşme ilişkisi olmadığı, bu nedenle hile iddiasının sözleşmenin tarafı olmayan, 24 no.lu parselin maliki olmayan davalılara karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı hususları değerlendirildiğinde, temlikin iradi olduğu, iradenin fesada uğratıldığı iddiasının kanıtlanamadığı sonucuna varıldığından Mahkemece davalılar … mirasçıları ve … yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olduğundan davacılar vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikine karşı açılması gerektiği, ayrıca dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği, somut olayda çekişmeli 274 ada 24 parsel sayılı taşınmazın … ve … adına kayıtlı olup, davalı olarak gösterilen …, …, … ve …’in dava tarihinde taşınmazın tapu kayıt maliki olmadıkları, ayrıca davalı olarak gösterilen … ve …’in dava tarihinden önce öldüğünün de sabit olduğu, adı geçenler yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının …nın 353/1-b-2 fıkrası uyarınca kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile … mirasçıları ve … yönünden davanın reddine, … Kemik, …, … ve …’in malik sıfatı taşımadıkları gözetilerek, aleyhlerine açılan davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf sebepleri hiç incelenmeden karar verildiğini, tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları itibari ile davacının hataya düştüğü hususunun kanıtlandığını, verilen kararın hakkaniyete ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hata hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.
Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK’nın 35. ve TMK’nın 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın.
Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK’nın 35. maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.
Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. TBK’nın 39. maddesinde öngörüldüğü gibi hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir.
3.2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
3.2.3. 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V.3.2.) no.lu paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV.3.) no.lu paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün HMK’nın 370. maddesi gereğince ONANMASINA, temyiz karar harcı peşin yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına, 16.11.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.