Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/4706 E. 2022/6757 K. 17.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4706
KARAR NO : 2022/6757
KARAR TARİHİ : 17.10.2022

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tespit harici bırakılan taşınmazın tescili davasında bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili ….. ilçesi …. köyünde davacı adına tapuda kayıtlı 2500 parsel sayılı taşınmazın bitişiğinde bulunan 987 m² genişliğinde ve ekli krokide (A) harfi ile gösterilen yerin 1952 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kayalık olarak tespit harici bırakıldığını, bu yerin davacı tarafından imar-ihya edilerek 50-55 yıldır kullanıldığını ileri sürerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; Hazine, …. Belediye Başkanlığı vekili ve … vekili cevap dilekçelerinde ve yargılama sırasında özetle, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirtilerek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19/07/2010 tarihli, 2010/518 Esas – 2010/476 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Yargıtay 8. HD.’nın 22.12.2011 tarihli 2011/6966 Esas – 2011/7473 Karar sayılı kararı ile; “…davacı vekili dava dilekçesinde dava konusu yerin davacının dedesi…..’dan kızı…..’e kaldığı, ondan da davacıya intikal ettiğini belirttiği, ancak intikalin şekli konusunda bir açıklama yapmadığı, aynı şekilde yerel bilirkişi ve tanıklarında aynı doğrultuda taşınmazın davacıya annesi …. intikal ettiğini beyan etiiklerinden davacının annesi 2007 yılında öldüğüne göre, TMK’nın 701. ve 702 maddeleri gereğince terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusu olduğu, TMK’nın 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığı, davanın da bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları gerektiği, dosyada davacının annesine ait veraset belgesi ya da nüfus kaydı bulunmadığından, davacının tek mirasçı olup olmadığı anlaşılamadığı, bu nedenle, davacının annesine ait veraset belgesinin dosyaya sunulması için davacıya süre ve imkan tanınması, sunulacak veraset belgesine göre davacı tek mirasçı ya da terekenin paylaşımı sonucu veya satış ya da bağış yoluyla dava konusu taşınmaz davacıya kalmış ise davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi, şayet davacı dışında başka mirasçı varsa, dava konusu taşınmaz satış, bağış, miras payının devri ya da paylaşım sonucu davacıya kalmamış ise davacı sadece kendi adına tescil isteğinde bulunduğundan ve üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, …3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca muris Fatma ve tüm mirasçıları bakımından miktar araştırmasının yapılması, belgesizden edinilen taşınmaz olup olmadığının Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, tescil davalarına ilişkin dosyaların ise, ait oldukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde tutulması, belgesizden edinilen taşınmazların aynı kadastro çalışma alanı içerisinde edinilmesi gerektiğinin gözetilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen karar
Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13/05/2013 tarihli ve 2012/106 Esas – 2013/270 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 987 metrekarelik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
5. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. HD. 01.04.2015 tarihli 2015/5200 Esas – 2015/3136 Karar sayılı kararı ile; “… davalı Hazinenin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak TMK’nın 713 maddesinde tescil davalarında davanın konusunun mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan olunacağı ve son ilandan başlayarak üç ay içinde koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacı iddiasını ispatlamış olursa, hakimin tescile karar vereceğinin düzenlendiği halde mahkemece davanın konusu ile ilgili yasal ilanlar yapılmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
6. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen karar
Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/12/2016 tarihli ve 2015/570 Esas – 2016/785 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 30/06/2010 tarihli fen bilirkişi raporunda ( A) harfi ile gösterilen 987 metrekarelik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı … Belediye Başkanlığı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
8. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 16. HD. 25.11.2020 tarihli 2017/1541 Esas – 2020/5694 Karar sayılı kararı ile; “… tescil davalarında 4721 sayılı TMK’nın 713/3. maddesi uyarınca husumetin yasal hasım konumunda olan Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliğine birlikte yöneltilmesinin zorunlu olduğu halde somut olayda dava, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi olarak Şatırlı Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek açılmış olduğunu, 6360 sayılı Kanun’un 1. maddesi gereğince çekişmeli taşınmazın bulunduğu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları il mülki sınırları olarak belirlendiğini aynı Kanun’un Geçici 1/13. maddesine göre de Büyükşehir Belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliğinin kaldırıldığı, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katıldığı ve böylelikle ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesi tescil davalarında ilgili kamu tüzel kişisi olarak yasal hasım sıfatını kazandıklarını Mahkemece yasal hasım olan Serik Belediye Başkanlığı ve …’nın davaya dahil edilmesi gerektiğinin gözden kaçırıldığı” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
9. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen karar
Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23/02/2022 tarihli ve 2021/316 Esas – 2022/324 Karar sayılı kararıyla; davacı …’ün murisi olan Hasan Fehmi Uysal’ın veraset ilamının dosyaya sunulduğu ve mirasçılarına usulüne uygun ihtaratlı davetiyenin tebliğ edildiği, ziraat ve jeoloji mühendisi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın kayalık ve taşlık vasfının bulunmadığı, tarım arazisi niteliğinde olduğu, davacının annesinin dava konusu yeri tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanı doğrultusunda 50-55 yıl kullandığı ve annesinden davacıya miras kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 30/06/2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 987 metrekarelik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
10. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
11. Temyiz Nedenleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece verilen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, imar-ihyada edilmediğini, fasılasız kullanım koşulunun oluşmadığını, öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olmasının toprağın orman olan niteliğini değiştirmediğini, dava konusu yerin orman vasfında olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek ve re’sen belirlenecek nedenlerden dolayı kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
6.Gerekçe
6.1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TMK’nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.ve 17. maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi “ Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ve 17. maddesi, “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.” hükümlerini içermektedir.
6.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun değişik 13. maddesinin j bendi gereğince davacı Hazine’den harç alınmasına yer olmadığına, 17/10/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.