Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/5427 E. 2022/7925 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5427
KARAR NO : 2022/7925
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili istemli dava sonunda Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17.03.2022 tarihli ve 2020/176 Esas, 2022/50 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde taraflarca duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 06/12/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar … v.d. vekili Avukat … geldi. Davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden tereke temsilcisi … ve diğerleri gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazlardaki çekişmeli payların …..ve….’den olma mirasbırakanı …’e ait olduğu halde davalılardan …..’in Tapu Müdürlüğü aleyhine açtığı 2011/503 Esas sayılı kayıt tashihi davası sonucunda malik isminin …. kızı … şeklinde değiştirildiğini ve intikale konu edildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile mirasbırakanı olan ….. kızı … adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada mirasbırakan … terekesine davacı temsilcisi olarak atanmıştır.
II. CEVAP
Davalılar, kayıtların kesinleşen 2011/503 Esas sayılı dava sonucunda oluştuğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, 2011/503 Esas sayılı dava ile yapılan düzeltmenin hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 16.01.2020 tarihli ve 2016/16694 Esas, 2020/234 Karar sayılı kararı ile “…Mirasbırakan …. ve …. olma …’in davacı ve davalılar dışında mirasçıları bulunduğu veraset ilamıyla sabittir. Hal böyle olunca, davada yer almayan ortakların (mirasçıların) olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK’nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması isabetsizdir. Kabule göre, mirasbırakan ile kadastro tespit tutanağında isimleri belirtilen kişiler arasındaki bağlantıyı sağlayacak nüfus kayıtlarının tamamı getirtilmeden yapılan araştırma ile yetinilmesi de doğru değildir.” gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemece davacının murisi ….’nın nüfus kayıtlarında baba ismi …. olan …ile evli olduğu, …….. isminde bir kardeşinin bulunduğu, …..’nın … ilçesinden gelin olarak geldiği, İbrahim’in vefatını müteakip ….. Mahallesi 26 hane numarasında kayıtlı … ile evlendiği, …’in …adında bir oğlunun olduğu, ….’in ise davalıların murisi … ile evli olduğu, davalıların murisi …’in 1920 tarihinde doğduğu, davacıların murisi….’nin eski kocası …..’in ise 1919 yılında öldüğü nazara alındığında davalıların savunmalarının nüfus kayıtları ile çelişik olduğu, davalıların murisi …’in gelin olarak gittiği ….. ailesinin Karıncalı köyündeki lakaplarının “….” olduğu, davalıların murisi …’in kayınpederi olan …’in davacıların murisi ….. ile evli olduğunun tarafların da ikrarında olduğu, bu hususun …. (…..)’un nüfus kaydında eşi olarak gözüken….’nın evlenerek …. Mahallesi 26 haneye gittiği yolundaki nüfus kaydı ile de tutarlı olduğu, dava konusu taşınmazlardaki diğer paydaş ….’in hisselerinin mirasçılarına intikal gördüğü, Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/503 Esas sayılı dava dosyasında yerel bilirkişi sıfatı ile dinlenen …’in …..’in mirasçısı olduğu ve beyanında; “……. denen şahıs, benim dayımın karısı imiş, ben yaşlılardan duyduğuma göre, dayımın karısı dayım öldükten sonra …. köyüne kumaş lakaplı biriyle evlenmiş, evlendiği şahsın ismini bilmiyorum ama lakabı ‘Kumaş’tır…….’nin evlendiği şahsın lakabı ‘….’ olduğu için soyadını tapuda ‘….’ olarak yazdıklarını ben köyde duydum. …. köyünde …Karısı, …..adında birisi yoktur. ” şeklinde beyanlarda bulunduğu, davalıların murisi İbrahim’in … isminde bir kardeşi bulunsa da, … isimli kardeşinin baba isminin … olduğu, …’in davalıların savunmaları aksine dava konusu taşınmaza ilişkin herhangi bir mülkiyet ihtilafı çıkarmadığı gibi evlenerek “….” soyismini aldığı ve … ili, …. Mahallesine gittiği, bu hususun …kardeşi … …’in evlenerek Antalya ili, Döşemealtı ilçesi Karataş Mahallesi 26 haneye gittiği yolundaki nüfus kaydı ile de çelişik olduğu, bu halde Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2016 tarihli ve 2014/730 Esas, 2016/1252 Karar sayılı kararı ile yapılan düzeltmenin maddi gerçeğe uygun olmadığından yolsuz tescile sebebiyet verdiği, anılan gerekçelerle davacının yolsuz tescil nedeniyle ikame ettiği davada haklı olduğu, her ne kadar davalı tarafça Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.2016 tarih ve 2014/730 Esas, 2016/1252 Karar sayılı kararının kesin hüküm mahiyetinde olduğu ileri sürülmüş ise de; kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 303. maddesinde belirtilen şartları karşılamadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinin 2. Fıkrası ile hakkın kötüye kullanılması yasağının getirildiği, davalıların cevap dilekçesi ve aşamalardaki ısrarlı beyanları ile TMK’nın 2. maddesi uyarınca savunma hakkını kötüye kullandıkları gibi, HMK’nın 329. maddesi hükmüne muhalif olarak doğruyu söyleme yükümlülüklerine aykırı davrandıkları gerekçeleriyle davanın kabulüne ve davalıların 4.000’er TL disiplin para cezasına mahkum edilmelerine karar verilmiştir.
4. Bozma Kararı Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
5.1. Tereke temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle, tescil hükmünün mirasbırakan adına değil, mirasçılar adına olması gerektiğini ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
5.2. Davalılar temyiz dilekçelerinde özetle, bozma kararında belirtildiği üzere tüm kayıtların getirtilmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, delillerin tam değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, hatalı nüfus kaydını istinaden hüküm kurulduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, davacının murisi … ile eşi görünen İbrahim’in annesinin aynı isimli olduğunu, davacının murisi …’nin tek evlilik yaptığını, HMK’nın 329. maddesi uyarınca kendilerine disiplin para cezası verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemişlerdir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmek suretiyle hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı anayasal koruma altına alınmıştır.
6.2.2. TMK’nın 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022. maddesinin 1. fıkrasında “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.” hükümleri düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur.
6.2.3. HMK’nın 297. maddesinin ikinci fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
6.3. Değerlendirme
6.3.1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, (IV/2.) numaralı paragraflarda yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararlarında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesine göre davalıların işin esasına yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
6.3.2. Davalıların diğer temyiz itirazları ile davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; somut olayda, infazda tereddüt yaratacak şekilde ölü kişi adına tescil hükmü kurulması ile savunma hakkını zedeleyecek şekilde davalılar aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
6.3.3. Ne var ki, anılan hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Mahkeme kararının hüküm kısmının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğidir.
V. SONUÇ
1. Açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacının ve davalıların temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün “1.” bendinde yer alan “30091051728 T.C. Kimlik Numaralı … adına tapuya tesciline,” kelime grubunun hükümden çıkarılması ile yerine hükme “Serik 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.09.2014 tarihli ve 2014/590 Esas, 2014/701 Karar sayılı veraset ilamı uyarınca 30091051728 T.C. Kimlik Numaralı … mirasçıları adına tesciline” kelime grubunun yazılmasına, hükmün “6.” bendinin tamamının hükümden çıkarılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden/edilen davalılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden/edilen davacı tereke temsilcisinden alınmasına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.