Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/5714 E. 2022/7692 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5714
KARAR NO : 2022/7692
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki dava sonucu Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen direnme kararı asıl davada davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 22.11.2022 günü Salı için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı … vekili Avukat …. geldiler. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı … vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü.

I. DAVA
1. Asıl davada davacı, mirasbırakanı …’in dava dışı …’den olma oğlu olduğunu, bu ilişkinin ortaya çıkması üzerine eşi … ile arasında huzursuzluk başlayan mirasbırakanın 11 parça taşınmazını kardeşi olan davalı …’e satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakan, kardeşleri ve eşi … arasında, taşınmazların ileride davalı tarafından mirasbırakanın eşi … ve ondan olan çocuklarına devredilmesinin kararlaştırıldığını, temlikin kendisinden mal kaçırma amacıyla, muvazaalı yapıldığını ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davacı … (kendisi adına asaleten, diğerleri adına velayeten) mirasbırakan …’in dava dışı … ile olan birlikteliğine rıza göstermesi karşılığında asıl davaya konu 11 parça taşınmazın mirasbırakan tarafından davalı …’e geçici süreliğine devredildiğini, aralarındaki anlaşmaya göre davalı …’in taşınmazları bir süre sonra kendisine ve çocuklarına temlik etmesi gerekirken, devir işlemlerini yapmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, mümkün olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, emlakçılık işi yaptığını, çekişme konusu taşınmazları 3. kişilerden bedellerini ödeyerek satın aldığını, işlerinin yoğunluğu ve sürekli seyahat halinde olması nedeniyle yanında işçi olarak çalışan kardeşi mirasbırakan … adına emaneten tescil ettirdiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazları daha sonra mirasbırakandan devraldığını belirtip, asıl ve birleştirilen davaların reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, birleştirilen davanın 05/07/2018 tarihli 13. celsede işlemden kaldırıldığı ve 3 ay içinde yenilemediği anlaşıldığından HMK’nın 150/6. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına; asıl davada ileri sürülen muris muvazaası iddiası yönünden taşınmazların temlikinde mal kaçırmak amacının bulunmadığı, her ne kadar davalı, mirasbırakanın kardeşi olsa da ortak olarak emlakçılık yapmaları nedeniyle devrin iş sebebiyle olabileceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların önemli bir kısmının davalı … ile mirasbırakanın sahibi oldukları emlak şirketinin 03.03.2011 olan kuruluş tarihinden çok önce alınmış taşınmazlar olduğunu, birleştirilen davada davacı …’in Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/188 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde muris muvazaasına ilişkin olarak “…evlilik dışı ilişkiye rıza göstermem karşılığında söz konusu gayrimenkuller benim ve çocuklarımın güvencesi olarak üzerimize intikal ettirilmesi gerekir iken haksız olarak ……..’nin ölmesi üzerine bu taşınmazlara el koymuştur.’’ beyanının dikkate alınmadığını, davacı tanıkları …. ve…..’nın beyanları ile davacı …’in beyanlarının birebir örtüşmekte olduğunu, davalı tarafın savunmasında inançlı işleme dayandığını, inanç ilişkisinin ancak yazılı delil ile kanıtlanabileceğini, mirasbırakanın …. Emlak İnş. Taah. Yt. Dnş. Tic ve San Ltd. Şti.’de %20 hisse sahibi olduğunu, şirketin kurucu ortağı olan mirasbırkanın bu şirketi temsille yetkilendirilmediğini, bu nedenle dava konusu taşınmazları şirket hesabına almış olmasının da düşünülemeyeceğini, varsayıma dayanılarak hüküm kurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince; iddianın kanıtlanamadığı, birleştirilen davada davacının beyanlarının davacıyı bağlayacağı ve bu iddianın da kanıtlanamadığı gerekçesi ile davacı tarafın istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairece, ‘‘…dinlenen tanık beyanlarıyla temliklerin gayriresmi ilişkiden doğan davacıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı, bedelsiz olduğu, birleştirilen davanın açılma sebebinin de asıl davayı sonuçsuz bırakmak olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesince; davacının 2 tanık dinlettiği, bu tanıkların davacıya yakınlığı dikkate alındığında beyanlarının tek başına davanın ispatı için yeterli olmadığı, birleşen davada ise, davayı mirasbırakanın eşi …’in kendisi adına asaleten ve çocukları adına velayeten açtığı, dava dilekçesi incelendiğinde davanın vekille açılmadığı daha sonra birleştirilen dosyaya 03/09/2017 tarihinde asıl davada davacı …’nın vekili olan Av. … tarafından davacı … ve çocukları tarafından verilen vekaletnamenin sunulduğu dikkate alındığında, birleştirilen davanın açılma sebebinin asıl davayı sonuçsuz bırakmak amaçlı olmadığı sonucuna varıldığı, muris muvazaası iddiasının kanıtlanamadığı, birleştirilen davanın takipsiz bırakıldığından açılmamaış sayılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
4. Direnme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde asıl davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

5. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek ve direnme olarak adlandırılan kararda önceki gerekçeden farklı sebepler gerekçe ortaya konulmak suretiyle direnme kararı verildiğini, kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl davada uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
6.3. Değerlendirme
Somut olaya gelince; mirasbırakan …’in 306 ada 16 parseldeki A blok 4 no.lu ve B blok 6 no.lu bağımsız bölümlerdeki ve 582, 585, 588, 13, 20, 22, 26, 263 ada 5, 265 ada 9 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 18/06/2013 tarihinde kardeşi olan davalı …’e satış suretiyle temlik ettiği, 1977 doğumlu mirasbırakanın 22/01/2014 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak birleştirilen davada davacılar (eşi … ile …’dan çocukları) ve dava dışı …’den olma çocuğu asıl davada davacı …’nın kaldığı, dinlenen tanık beyanlarıyla temliklerin evlilik dışı ilişkiden doğan asıl davada davacıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı, bedelsiz olduğu yönündeki bozma kararı yerindedir.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; bozma kararının düzeltilmesine gerek görülmediğinden, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun’un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca görevli YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA GÖNDERİLMESİNE, 22.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.