Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6094 E. 2023/1681 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6094
KARAR NO : 2023/1681
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Ret

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince önceki tarihli bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma günü olarak saptanan 21.03.2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili Avukat … ile temyiz edilen davalı Hazine vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı … gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Kadastro sonucu Gümüşhane ili, Merkez ilçesi, … köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 8 parsel sayılı 261.731,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera komisyon kararı ile yayla olarak belirlenen yer olduğu belirtilerek kamu ortamalı – yayla vasfıyla sınırlandırılmış ve tespit hükmen kesinleşmiştir.
Davacı …, taşınmazın bir bölümü hakkında tapu kaydına, satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak, iddiasına konu kısmın mera sicil kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır.

II. CEVAP
Davalı Hazine, dava konusu yerin 1958 yılında umumi menfaaate tahsis edildiği, taşınmazın kadim yayla olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.07.2014 tarihli ve 2010/508 Esas, 2014/240 Karar sayılı kararı ile davacının tutunduğu tapu kaydının çekişmeli taşınmazın iddiaya konu bölümüne ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi … … ve … …’ın 13.06.2014 havale tarihli raporuna ekli krokide (C) harfi ve kırmızı renkle gösterilen 882,79 metrekarelik kısmına ait tapu kaydının iptali ile dava konusu bu kısımların yayla parseli içerisinden çıkarılmak ve son parsel numarası verilmek suretiyle davacı … adına ev ve bahçe vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

2. Yargıtay ( Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 30.01.2017 tarihli ve 2016/1131Esas, 2017/367 Karar sayılı kararıyla: ”Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin yayla vasfıyla sınırlandırılmak suretiyle yapıldığı, kamu orta malı yaylalar hakkında açılan davalarda Hazine yanında Köy Tüzel Kişiliği de yasal hasım olması gerektiği, taraf teşkilinin sağlanmasının dava şartı olduğu, bu şart sağlanmadan davanın esasına girilemeyeceği belirtilerek usulen taraf teşkili sağlanması, bu şartın sağlanması halinde işin esasına ilişkin araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 10/04/2018 tarihli ve 2017/136 Esas, 2018/323 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının tutunduğu tapu kaydının çekişmeli taşınmazın iddiaya konu bölümüne ait olduğu gerekçesiyle, 101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi … … ve … …’ ın 13.06.2014 havale tarihli raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 882,79 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile bu kısmın davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin, 01.04.2021 tarihli ve 2018/4943 E., 2021/3119 K. sayılı kararıyla: ‘’Davacı …’in dayandığı 26.08.2003 tarih ve 3 sıra numaralı tapu kaydı ve … kayıtlarının hudutları; dört tarafı “hali” okumakta olup, söz konusu tapu kaydı gayri sabit sınırlar ihtiva ettiğinden ve hudutlarında gösterilen sınırlar her yere uyabilecek nitelikte olduğundan, bu tapu kaydının çekişmeli taşınmaz bölümüne ait olduğunun kabulüne imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın evveliyatı itibari ile yayla olduğu da dosya kapsamı ile belirlenmiş olup, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı da kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi gerekir.’’ gerekçesiyle önceki kararı bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının tutunduğu tapu kaydının çekişmeli taşınmaz bölümüne aidiyetinin kabul edilemeyeceği, öte yandan meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde iddiaya delalet olarak tutundukları tapu kaydının tedavül silsilesi bozulmadan davacıya intikal etmiş olduğu, kök tapunun Hazineden satın alma suretiyle oluştuğu ve kök kayda ilişkin hudutlar belirli olduğu halde yalnızca son tedavülde tüm sınırların hali okumasından bahisle davanın reddine karar verilmesinin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların tapu tedavül silsilesi ve davacı zilyetliğini doğruladığı, yine benzer dayanakla taşınmazın belirli bölümleri hakkında açılan davaların şahıslar lehine sonuçlandığı; bizzat tapu kaydına dayalı olarak dava açtıkları zilyetliğe yönelik taleplerinin olmadığını belirterek bu hususta nitelemesi hatası yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı … Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesinde; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.”
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.”

3. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkının bağımsız olarak veya birlikte kullanmak üzere, yetkili makam tarafından tahsis edilmiş olan veya böyle bir tahsis bulunmamasına karşın kadimden beri (öncesi belli olmayan bir zamandan beri), ilgili köy veya kasabalar tarafından mera olarak kullanılagelen ve hak sahiplerinin mevcut intifa hakları dışında üzerinde fiili ve hukuki tasarruflarda bulunamadıkları arazi parçasıdır. Bir yerin mera sayılabilmesi için bu amaçla bir köy veya kasabaya tahsis edilmesi, tahsis bulunmadığı takdirde, kadimden beri o yerin mera olarak kullanıla gelmiş olması gerekir. Bir yere hukuken mera vasfını verebilmek için bu iki unsurdan birinin bulunması gerekir (Cin, H.:… Hukukunda Mera Yaylak ve Kışlaklar, 2. Bası, Ankara 1980, s. 37 vd.).

4. Mera olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri mera olarak kullanılagelen yerler alınıp satılamaz, üzerine bina yapılamaz, ağaç dikilerek koru, bağ ve bahçe tesis edilemez. Meraların sınırlarının daraltılıp genişletilmesi ve zamanaşımı ile özel mülkiyete geçirilmesi mümkün değildir. Meraların vasfı değiştirilemez ve ziraat arazisi hâline getirilemez. Tahsisli veya kadim mera olgusunun belirlenmesi usul ve şekil yönünden birbirinden farklıdır. Zira tahsisli ve kadim meraların oluşumu itibariyle farklılıkları vardır. Tahsisli meralar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla oluştuğu hâlde, kadim meralar, başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel olarak o yer halkının yararlanması suretiyle kamu malı niteliğini kazanırlar.

5. Bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Taşınmazın tahsis yoluyla değil de kadim mera olduğunun anlaşılması hâlinde ise, hiçbir şekilde kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir ( Hukuk Genel Kurulunun 30.10.1991 tarihli ve 1991/8-427 E., 1991/544 K.; 10.05.2006 tarihli ve 2006/8-240 E., 2006/292 K.; 14.11.2012 tarihli ve 2012/7-485 E., 2012/788 K.; 19.11.2014 tarihli ve 2013/8-1321 E., 2014/939 K. sayılı kararları).

6. Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 33/3. maddesindeki yollama nedeniyle genel hüküm niteliğini alan ve genel hükümlere göre açılan davalarda da uygulanması gereken 20. maddesinde kayıt ve belgelerin kapsamının ne şekilde tayin edileceği düzenlemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesine göre tapu kayıtlarının kapsadığı yer tayin edilirken, tapu kayıtlar ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunacağı hüküm altına alınmıştır.

7. 3402 sayılı Kanun’un 20/B maddesinde harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ise bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise sınır yerlerine itibar edilerek kapsamının belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

8. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “kayıt ve belgelerin kapsamını tayin” başlığını taşıyan 20/C maddesi hükmüne göre; “ harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlardan gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır” şeklindedir. Gerçekten de belgenin birbiri ile bağlantısız, değişmeye ve genişletilmeye elverişli sınırları göstermesi halinde kayıtların kapsamının miktarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle; tapu kaydı sabit sınırlı değilse kayıt üzerinde yazılı olan miktar kadar geçerlidir ve kapsamı da bu miktara eşit şekilde tayin edilmelidir.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 … maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usule, kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA,

03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalı Hazine vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına
Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.