Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6143 E. 2023/2430 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6143
KARAR NO : 2023/2430
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar dava dilekçelerinde, mirasbırakan babaları …’nün 351 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki payını muvazaalı olarak mal kaçırma amacıyla davalı torununa temlik ettiğini, ekonomik durumu iyi olan murisin taşınmazı satması için bir neden bulunmadığını, adına kayıtlı başkaca taşınmazları da bulunduğunu, bedelin çok düşük olduğunu ve temlik tarihinde 18 yaşında olan davalının taşınmazı satın almasının mümkün olmadığını, davalının babasının hayatını murisin gölgesinde idame ettirdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, mümkün olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, murisin hayatı boyunca ticaret ile ilgilendiğini, dava konusu taşınmazı da kendisine ticari amaçlı temlik ettiğini, kendisinin de yaşının genç olmasına rağmen ticaretle uğraştığını ve gelir elde ettiğini, taşınmazı almak için yakınlarından borç aldığını, bedelin ilk kısmını murise eşinin yanında elden ödediğini, kalan kısmı da peyder pey banka aracılığı ile ödediğini, taşınmazı aldıktan sonra imar barışından faydalanıp kat sayısını arttırdığını, müteahhitle anlaşma yaptığını, taşınmazın değeri artınca eldeki davanın açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mirasbırakanın temlik tarihinde mirasçısı olmayan torunu davalı …’ye taşınmazını devretmesini gerektirir bir olgu bulunmadığı, işlem tarihinde 19 yaşında olan davalı …’nin taşınmazı olabilecek gücü olmadığı, tanık …’in bayanında para alışverişine şahit olmadığını, torunun dedesinin yanında çalıştığını, babasının yardımı ile taşınmazı alabilecek gücü olduğunu beyan ettiği, 14.06.2016 tarihinde dava konusu taşınmaz bedeli açıklaması ile 30.000,00 TL ödendiği, 16.06.2016 tarihinde paranın hesaptan çekildiği, ertesi gün hesaba tekrar 30.000,00 TL ödendiği, taşınmaz bedeline ilişkin açıklama yapıldığı, 20.06.2016 tarihinde paranın çekildiği, 22.06.2016 tarihinde 40.000,00 TL dava konusu taşınmaz bedeli açıklaması ile ödeme yapıldığı ertesi gün bedelin hesaptan çekildiği, banka kayıtlarına geçen bedel ödemesinin muvazaa olgusunu gizlemeye yönelik danışıklı işlem olduğu, bilirkişi raporu ile belirlenen değer ile satım bedeli arasında fahiş fark olduğu, davalının değerli bir taşınmazı alabilecek güçte ticari kazancının olmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, taşınmazın bedelsiz devralındığı, murisin birlikte çalıştığı ve kızlarına göre daha samimi ilişki içerisinde olduğu tek erkek evladını ve tek erkek torununu korumak amaçlı hareket ettiği, taşınmazı mal kaçırmak amaçlı davalı torununa temlik ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı istinaf dilekçesinde özetle, satış bedellerinin çekilmesinin danışıklı olduğunu gösteren dosyada en ufak bir delil ya da emare dahi bulunmadığını, satıştan sonra taşınmazda bir çok tadilat ve iyileştirme işlemi yaptığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1993 doğumlu olan Hulusi’nin 18 yaş civarında olduğu, bu yaşlardaki bir kişinin çok kıymetli olan bir taşınmazın yarı hissesini alabilecek ekonomik gücünün olmadığı, banka kayıtlarından ve tanık …’in beyanlarından, bu ödemenin gerçek bir ödeme olmadığı, davalı tarafından taşınmazda kendilerinin yaptığı iyileştirme ve tadilat masraflarının dikkate alınmadığının ileri sürülmesinin ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde özetle, satışın gerçekleştiği tarih itibari ile davaya konu taşınmazın işletmesi ile kendisi ve babasının ilgilendiğini, yaşlanan murisin bu yer ile fazla ilgilenememesi nedeni ile payını bedeli karşılığında kendisine temlik ettiğini, murisin bu taşınmazın satışından elde ettiği gelir ile 5797 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarda pay aldığını, davacıların da kabulünde olduğu üzere murisin davacılara birer daire verdiğini, satışın gerçekleştiği tarihte 19 yaşında olduğunu ve ticaretle ilgilenip gelir elde ettiğini, tanıklarının beyanları ile bu durumun sabit olduğunu, ilk ödemeleri elden yaptığını, murisin eşinin zaman zaman eve para getirdiğini beyan ettiğini, Mahkemenin banka kayıtlarında satış için yatırılan paraların bir süre sonra çekilmesini danışıklı bir işlem olarak yorumladığını ancak bunun zorlama bir yorum olduğunu, satıştan sonra taşınmazda birçok tadilat ve iyileştirme işlemi yaptığını, taşınmazı ihya ettiğini, bu durumun da değerlendirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de … Medeni Kanunu’nun 706., … Borçlar Kanunu’nun 237. ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

4721 sayılı … Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmünü düzenlemiştir.

3. Değerlendirme
1. Dosya içeriğinden; mirasbırakan Hulusi’nin 351 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını 22.10.2012 tarihinde torunu olan davalı …’ye satış suretiyle temlik ettiği, murisin 18.11.2018 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak çocukları Necla, Şefika ve Bekir’in kaldığı anlaşılmaktadır.

2. Somut olayda, taraf tanıklarının mirasbırakan Hulusi’nin davacı kızları ile arasının iyi olduğu yönünde beyanda bulundukları, murisin kızlarına da taşınmaz verdiği, terekesinde başkaca malları olduğu, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırmasını gerektiren olgular ortaya konulmadığı ve temliklerin muvazaalı olduğuna dair hükme yeterli bir açıklamada bulunmadıkları görülmektedir. Bu durumda ispat yükü kendisinde olan davacıların usulünce temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat edebildikleri söylenemez.

3. Hal böyle olunca, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ispat yükünü davalı tarafa yükleyerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.