Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6155 E. 2022/8344 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6155
KARAR NO : 2022/8344
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : GAZİPAŞA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar, süresi içinde davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 20/12/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ….. ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, maliki olduğu 156 ada 31 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 3-4 dönümünü satmak üzere davalı …’yu vekil tayin ettiğini, …’nin vekalet görevini kötüye kullanarak taşınmazın tamamını dava dışı …’a satış suretiyle temlik ettiğini, onun da taşınmazı davalı …’e devrettiğini, davalıların kötü niyetli olup, el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini, herhangi bir satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 50.000,00 TL ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı …’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.1. Davalı …, dava konusu taşınmazı davacıdan satın aldığını, anlaşmaları gereği satış bedeli olarak davacıya 2007 yılında 18.000,00 TL ödediğini, satış bedelinin ödenmesinden sonra davacının kendisine vekaletname verdiğini, taşınmazı 15.07.2008 tarihinde 25.000 TL bedelle dava dışı …’a sattığını, …’ın da kendisini vekil tayin ettiğini, taşınmazı …’a vekaleten 22.02.2011 tarihinde 28.000,00 TL bedelle davalı …’e sattığını, …’ın edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle aleyhine tapu iptali ve tescil davası açtığını ve Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/129 Esas, 2016/122 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, ancak henüz hükmün kesinleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
1.2. Davalı …, dava dışı … tarafından vekili … Purpucu eliyle taşınmazın kendisine 28.000,00 TL bedelle satıldığını, akabinde 30.000,00 TL bedelle taşınmazın …’ya satışı hususunda satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, ancak kendisinin sözleşme edimlerini yerine getirmediği için … tarafından aleyhine tapu iptali ve tecsil davası açıldığı, Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/129 Esas ve 2016/122 Karar sayılı kararı ile taşınmazın … adına tesciline karar verildiğini, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.02.2021 tarihli ve 2018/242 Esas, 2021/108 Karar sayılı kararıyla; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalıların birbirlerini tanıdıkları, el ve işbirliği halinde birlikte hareket ettikleri, TMK’nın 1023. madde koruyuculuğundan yararlanamayacakları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulduğunu ve tanık deliline dayanılarak tanık listesi verilmesine rağmen, davalı tanıkları dinlenilmeden sonuca gidildiğini, bilirkişi raporuna itiraza ilişkin süre uzatım taleplerinin mahkemece haksız olarak reddedildiğini, davacının taşınmazının satışı için …’yi vekil tayin ettiğini, vekil tarafından da taşınmazın dava dışı …’a satıldığını, davalı …’nin davacıya taşınmazın devredildiğini bildirdiğini ve satış bedelini ödediğini, bunun üzerine davacının da …’yi azlettiğini, …’in taşınmazı iyi niyetli olarak …’dan satın aldığını, …’ın maddi durumu kötüleşince taşınmazın satışı için …’ye vekaletname verdiğini, …’ın taşınmazı satın alırken üzerindeki hacizleri farketmediğini, daha sonra durumu anladığında, haciz nedeni ile taşınmazın satışının önlenmesi amacıyla taşınmaza davalıdır şerhi konulması için, tapu iptali ve tescil davası açıldığını, davacının iddiasını ispat edemediğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 24/05/2022 tarihli ve 2021/1450 Esas-2022/818 Karar sayılı kararıyla; davacının, davalı … …’yu taşınmazını satması hususunda vekil tayin ettiği, vekil …’nin taşınmazı dava dışı …’a devrettiği, …’ın da …’yu vekil kılarak taşınmazı davalı …’e devrettiği, dosya içindeki bilgiler ve tanık beyanlarından davalı … … ve dava dışı …’ın birlikte çalıştıkları, taşınmaz alım satım işi yaptıkları, yine …’in … ve …’ı tanıdığı, dava konusu taşınmazı ileride tekrar devretmek üzere devraldığı ve Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/119 Esas Sayılı dosyasının …’in davayı kabul beyanıyla sonuçlandığı, davacının vekili olan …’nun, sadakat ve özen borcuna uygun hareket etmediği, davalı … ve dava dışı … ile vekilin el ve işbirliği içinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları, her ne kadar taşınmaz …’e temlik edilmiş gibi gösterilmiş ise de bedelin ödendiğine dair dosyaya bilgi ve belge sunulmadığı, taşınmazın satım tarihindeki gerçek değerinden oldukça düşük bir bedele satıldığı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı …’ın vekil ile el ve işbirliği içerisinde olduğu, 3. kişi konumunda bulunan … ve …’in taşınmazın satın alınmasında iyiniyetli olmadıkları, TMK’nın 1023. ve 1024. maddelerinin koruyucu etkisinden faydalanamayacakları, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
3.Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Vekil ile sözleşme yapan kişi, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, vekil ile sözleşme yapan kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3.2.2. Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.” hükmü düzenlenmiştir.
3.2.3. Hemen belirtmek gerekir ki, iddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı”nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
3.2.4. Öte yandan, tanık delili, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 240 ile 266. maddeleri arasında düzenlenmiş olup HMK’nın 240/2 maddesinde; ”Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar…” hükmüne yer verilmiştir.
3.2.5. Diğer yandan; “Tarafa verilen kesin sürenin, tanık göstermek için verildiği kararda açıkça belirtilmelidir. Tanık göstermeden (tanık listesi verilmesinden) söz edilmeden ‘delillerin gösterilmesi için kesin süre verilmesine’ biçiminde genel bir ifade ile verilen kesin süre içinde tanık göstermeyen tarafın, tanık gösterme hakkı düşmez.” (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul, Beta Basım Aş., 6.Baskı, 2001, III.Cilt, s 2582 ve 2583)
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının …. Noterliği’nin 13.08.2007 tarih 5713 yevmiye nolu vekaletnamesi ile dava dışı …’yu maliki olduğu 31 parsel sayılı taşınmazı toptan veya parça parça dilediği kişiye dilediği bedelle satma yetkisini içerir şekilde vekil tayin ettiği, vekil …’nin anılan vekaletname gereğince 15.07.2008 tarih ve 2575 yevmiye nolu işlemle çekişme konusu 31 parsel sayılı taşınmazın tamamını 25.000,00 TL bedelle davalı …’a satış suretiyle temlik ettiği, … ‘in de …’yu vekil tayin ettiği, vekil …’nin … adına kayıtlı taşınmazı 22.02.2011 tarihli 991 yevmiye nolu işlemle 28.000,00 TL bedelle davalı …’e satış suretiyle temlik ettiği, davacının, …’yu 15.07.2008 tarihinde vekillikten azlettiği, azilnamenin vekile 7.08.2008 tarihinde, Tapu Müdürlüğü’ne 17.07.2008 tarihinde tebliğ edildiği, taşınmaz … adına kayıtlı iken 17.01.2011 tarihinde haciz şerhi konduğu, … tarafından davalı … aleyhine Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/119 Esas sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaz için satış vaadi sözleşmesine aykırılık nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, davalı …’ın davayı kabul etmesi nedeniyle 08.03.2016 tarihinde davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
3.3.2. Somut olayda; mahkemece, delil bildirimi için HMK’nın 140/5. maddesi uyarınca verilen kesin süreye ilişkin ihtaratın içeriğinde tanık listesi yer almadığından, davalı tarafa tanık isimlerini bildirmek üzere usulünce verilmiş bir kesin sürenin varlığından bahsedilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, davalı tarafın savunma hakkının kısıtlandığı açıktır. Davalılar bu hususu temyiz sebebi yapmış olup, temyiz itirazları yerinde bulunmaktadır.
3.3.3. Hâl böyle olunca; davalı tarafa tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebligata elverişli adreslerini içeren listeyi sunması için süre verilmesi, tanık bildirdiği takdirde dinlenilmesi, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 HMK’nın 371/1-c maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03/09/2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20/12/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.