Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6175 E. 2023/989 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6175
KARAR NO : 2023/989
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul / Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat davası sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı … İnşaat Uluslararası …. Gıda Tic. Ltd. Şti yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davalılar … ve … yönünden iptal-tescil isteğinin kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalılar … ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, vekalet ücreti değiştirilerek yeniden hüküm kurulmasına ilişkin verilen karar davalılar … ve … vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 20/12/2022 Salı günü saat 09:45’te Daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulü ile önceki günlü geri çevirme kararı ile getirtilen evrakla birlikte dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü.

I. DAVA
Davacı, maliki olduğu 2261 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar için müteahhit ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapması amacıyla davalı babası …’u vekil tayin ettiğini, vekilin diğer davalı … İnşaat Uluslar Arası Taşımacılık Gıda Turizm San. Tic. ve Ltd. Şti ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıktan sonra sözleşme gereğince adına tescili gereken 9, 10, 11, 12, 13 ve 22 no.lu bağımsız bölümlerden 11 no.lu bağımsız bölümü kendi 9, 10, 12, 13 ve 22 no.lu bağımsız bölümlerin ise davalı … İnşaat Uluslararası Taşımacılak Ltd. Şti. adına tescilini sağladığını, … İnşaat tarafından adına tescil edilen bağımsız bölümlerin de muvazaalı olarak …’in yengesi olan davalı …’a devredildiğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını ve davalılarla el ve işbirliği ile hareket ettiğini ileri sürerek, dava konusu 9, 10, 11, 12, 13 ve 22 no.lu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının tüm takyidatları ile birlikte iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde vekalet görevinin kötüye kullanılmasından … zararın davalı …’tan satış tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı …, dava konusu 2261 ada 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazların gerçekte kendisine ait olduğunu, ancak kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla davacıya devrettiğini, daha sonra yaptığı bu işlemden pişman olduğunu, tapu kayıtlarının tekrar kendine iadesi için masraf gerektiğinden davacıdan vekaletname alarak taşınmazlar için kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, inşaat bittikten sonra bir daireyi kendi üzerine alarak diğer taşınmazları ise …’a satış suretiyle devrettiğini , davacının taşınmazların gerçek maliki olmadığı için gerekli tüm işlemlerin yapılması için kendisini vekil tayin ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … İnşaat Uluslararası ….Gıda Tic. Ltd. Şti ve … davaya cevap vermemiş, davalı … İnşaat Uluslararası …. Gıda Tic. Ltd. Şti yargılama sırasında davacının vekili … ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, anılan sözleşme gereğince 6 adet bağımsız bölümün … adına tescil edileceğini, ancak …’in talimatı ile bir adet bağımsız bölümün … adına, geri kalanların ise diğer davalı … adına tescil edildiğini, davacının inşaat devam ederken taşınmazı görmek için geldiğini,herhangi bir sorun olmadığını belirttiğini, aile içi meselelerin kendileri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı … İnşaat Uluslararası …. Gıda Tic. Ltd. Şti. yönünden kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davalılar … ve … yönünden vekalet görevinin vekil edenin iradesine uygun kullanıldığının davalı tarafça ispat edilemediği, son kayıt maliki …’in, davalı …’in kardeşinin eşi olup iyi niyetli kabul edilemeyeceği, iddianın ispat edildiği gerekçesiyle iptal-tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar … ve … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Nedenleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği dava konusu taşınmazları davacıya devretmesi gerekirken sözleşme şartlarına aykırı olarak davalılara devrettiğini, taraflar arasında gerçekte bir para alışverişi olmadığını, davalı şirketin diğer davalılar ile birlikte muvazaalı olarak taşınmazları devrettiğini, işlemlerin muvazaalı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, bu sebeple davalı şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm davalılar yönünden muvazaa nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin bir tek taşınmaz üzerinden eksik hesaplanmasının hatalı olduğunu belirterek, anılan yönlerden kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalılar … ve … vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı … …’un dava konusu taşınmazları müteahhitten satın aldığını, …’in tarafların akrabası olmasının, işlemin muvazaalı olarak değerlendirilmesini gerektirmediğini, taşınmazların ilk sahibinin … olduğunu, …’in kızlarından mal kaçırmak için kendi adına kayıtlı taşınmazları muvazaalı olarak davacıya devrettiğini, Mahkemece taşınmazın evveliyat kayıtlarının getirtilmediğini, …’in taşınmazlar kendine ait olduğu için tüm işlemleri yaptığını, yapılan işlemlerden davacının bilgi ve talimatı olduğunu, dava konusu taşınmazları diğer mirasçılar ile paylaşmamak için kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını,iptal kararı verilmesinin hukuki ve vicdani olmadığını, tanık ifadeleri ile davalının savunmasının ispatlandığını, davacı tanık beyanlarının kurgulanmış olduğunu ve gerçekleri yansıtmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 03.06.2022 tarihli ve 2020/270 Esas, 2022/982 Karar sayılı kararında; davacının Beykoz 1. Noterliğinin 20/09/2013 tarihli, 21796 sayılı vekaletnamesi ile vekil kıldığı babası … aracılığıyla davalı şirketle 2261 ada 13, 14 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak Iğdır 1. Noterliğinin 16/06/2014 tarihli, 7343 sayılı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı inşaat sözleşmesi imzalandığını, inşa edilecek binada 6 adet bağımsız bölümün davacıya verileceğinin sözleşmede kararlaştırıldığı, davalı yüklenici firmanın her iki parselin tevhidi ile oluşan 2261 ada 16 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşa edilen binada 9, 10, 13, 22 numaralı bağımsız bölümleri 02/06/2015 tarihli, 4505 yevmiye, 12 no.lu bağımsız bölümü 29/09/2015 tarihli, 7320 yevmiye sayılı satış işlemi ile davalı …’a, 11 no.lu bağımsız bölümü 29/09/2015 tarihli, 7320 yevmiye sayılı satış işlemi ile davalı …’a devrettiği, hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemeyeceği, davalı …’in dava konusu taşınmazları davalı yükleniciden satın aldığını ileri sürdüğü, davalı yüklenici vekilinin ise 27/05/2019 tarihli dilekçesinde davalı …’un beş dairenin … adına tescil edilmesini istemesi üzerine 5 dairenin … adına tescil edildiğini ifade ettiği, davalı …’in ise cevap dilekçesinde beş daireyi ihtiyacına binaen davalı …’e sattığını beyan ettiği, davalı …’e yapılan devirle ilgili beyanlarının çelişkili olduğu, davalı …’un davalı …’in kardeşinin eşi olduğu, söz konusu dairelerin sözleşme uyarınca davacıya devredilecek daireler olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu, dairelerin ihtiyaca binaen satın alındığı savunulmuş ise de devredilen bağımsız bölüm sayısının hayatın olağan akışına göre ihtiyaca uygun olamayacak şekilde 5 adet olduğu, davalı yüklenicinin de davacının vekili olan babasının talebi üzerine 5 daireyi …’e 1 daireyi de davalı …’e devrettiğini beyan etmesi karşısında devirlerin tapuda satış olarak yapılmış ise de bir bedel karşılığı yapılmadığının anlaşıldığı, davalı …’in dava konusu yapılan devirlerdeki rolü, yüklenici nezdinde davacının vekili olarak uyandırdığı … nedeniyle müzakerelerde dairelerin kendisi ve diğer davalı adına tescilinin yapılmasını isteyip bunu sağlamak olduğu, vekilin belirtilen tarzda vekil edenini zararlandıracak şekilde hareket etmesi vekalet görevi ile uyuşmadığında tereddüt olmadığı, ancak davalı yüklenici şirketin bu durumu bildiği ve devirleri davacıyı zararlandırma kastı ile yaptığının ispatlanamadığı, bu durumda Mahkemece vekilin vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescile karar vermesi ile davalı şirket yönünden davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, dava konusu taşınmazlardan davalılara devredilen 9, 10, 11, 12, 13, 22 bağımsız bölümlerin dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri 979.594,36 TL olup dava sonucu alınmasına karar verilen harcın 66.916,09 TL olduğu, davacı tarafça 16.729,02 TL harcın yatırıldığı, Mahkemece kamu düzeni gereği re’sen gözetilerek alınması gereken harcın 11.224,43 TL olduğuna yönelik hükmün yerinde olmadığı gibi vekalet ücretinin dava değeri olan 979.594,36 TL üzerinden belirlenmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile hükmün kaldırılmasına, vekalet ücreti değiştirilerek yeninden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Nedenleri
Davalılar … ve … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanununun 390.) aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

2.Vekilin özen borcundan … sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nın 504/1. maddesi). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

3.Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

4.Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötüniyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde olmasına, kararın dayanağı olan, (V/2.) no.lu paragraftaki yasal ve hukuksal gerektirici nedenlere göre, Bölge Adliye Mahkemesince, (IV/C.) no.lu paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
Davalılar … ve … vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 50.187,06 TL bakiye harcın temyiz eden davalılar … ve …’den alınmasına, temyiz edilen davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

22.02.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.