YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6255
KARAR NO : 2022/8336
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili istemli dava sonunda Van 5. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 31.03.2022 tarihli ve 2020/10 Esas, 2022/293 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 20/12/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili gelmedi. Temyiz edilen davalı … vekili Avukat …. geldiler. Duruşmaya başlandı gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı süresinde verilen ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, davaya konu 95 parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı dükkanın satışı için dava dışı … ile yazılı sözleşme düzenlediklerini, …’in bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, daha sonra …’in taşınmazı dava dışı …’in bedeli ödeyerek alacağını söylediğini, tapuya gittiklerinde …’in talebi ile devrin dava dışı …’ye yapıldığını, kap-kaç ve terör olayları çok olduğu için bedeli yanında getirmediğini, devirden sonra vereceğini söylediğini ancak vermediğini, hileli yollarla davalıya temlikinin sağlandığını, herhangi bir bedel de ödenmediğini, devrin de … adına değil davalı Şirket adına yapılmış olduğunu öğrendiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, aşamada taşınmazın … ….’a devri üzerine yeni malike karşı davaya devam edeceğini bildirmiş, sonrasında ise davalı Şirket’e karşı tazminat davası olarak davayı devam ettirmek istediğini bildirmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Şirket, taşınmazın satış bedelinin davacıya elden ödendiğini, devir öncesinde taşınmaza Şirket lehine ipotek tesis edildiğini, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı …, hile yönünden hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazı davalı şirketten satın almadığını, emlakçı vasıtası ile dava dışı …’ten 430.000,00 TL bedeli banka aracılığıyla ödeyerek edindiğini, iyi niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, taşınmazın davalıya satışının mevzuattaki şekil şartlarına uygun olarak yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen Mahkeme kararına karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 22.10.2019 tarihli ve 2016/8837 Esas, 2019/5388 Karar sayılı kararı ile; “…Mahkemece yapılan nitelendirmenin ve değerlendirmenin isabetli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Hemen belirtilmelidir ki, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davada “hile” hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır… Tarafların bildirdiği tüm delillerin toplanması ve yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın inançlı işlem olarak nitelendirilip sonuca gidilmesi doğru değildir.”gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 31.03.2022 tarihli ve 2020/10 Esas, 2022/293 Karar sayılı tarihli kararı ile; davacı vekilinin 28.02.2022 tarihli dilekçesinde belirtildiği üzere davaya konu taşınmazın davalı …’a yapılan devrinin hile yahut muvazaalı işlem neticesinde yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belgenin dosya arasında mevcut olmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı, davacı tarafından sadece tapu iptal ve tescil isteminde bulunulduğu, herhangi bir tazminat istemin de bulunulmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle, davalı …’ın cevap dilekçesine cevaplarını sunmak için süresinde süre uzatım talebinde bulunmalarına rağmen süresinde olmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verildiğini, buna itiraz dilekçesinin dikkate alınmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, taşınmazın danışıklı şekilde devredildiğini ispatlama imkanları kalmadığı için taraf değişikliği talebinde bulunduklarını, HMK 124/1 uyarınca karşı tarafın taraf değişikliğine muvafakat edip etmediğinin sorulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
6.2.2. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6.2.3. TMK’nın 1023 üncü maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.”, 1024 üncü maddenin birinci fıkrasında; “ Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024 üncü maddenin ikinci fıkrasında; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024 üncü maddenin üçüncü fıkrasında; ise “ Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
6.2.4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27 nci maddesinde: “(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir” hükmü düzenlenilmiştir.
Diğer taraftan, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır.
6.2.5. HMK’nın 125 inci maddesinin birinci fıkrasında ise “(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b)İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” hükmü düzenlenilmiştir.
6.3. Değerlendirme
6.3.1. Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın davacı tarafından 03.08.2011 tarihinde davalı Şirket’e 19.600,00 TL bedelle temlik edildiği, Şirket’in taşınmazı 12.07.2017 tarihinde taşınmazı Hikmetullah’a devrettiği, Hikmetullah’ın da 21.07.2017 tarihinde taşınmazı …’a temlik ettiği, 01.08.2011 tarihinde davalı Şirket’in borcu için taşınmaza Kuveyt Türk Katılım Bankası lehine 850.000,00 TL üzerinden ipotek tesis edildiği, 24.12.2012 tarihinde de 1.000.000,00 TL üzerinden ipotek tesis edildiği, eldeki davanın 01.07.2013 tarihinde açıldığı, davalı …’a tebligatın 09.11.2021 tarihinde yapıldığı, …’ın 22.11.2021 tarihinde davaya cevaplarını sunduğu, …’ın cevap dilekçesinin davacı vekiline 28.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacının cevaba cevap dilekçesini sunması için son gün olan 13.12.2021 tarihinde davacı vekili rahatsız olduğunu belirterek mahkemeden dilekçesini sunmak için ek süre istediği, Mahkemece 14.12.2021 tarihli ara karar ile süresinde olmadığından süre uzatım talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
6.3.2. Somut olayda, dava konusu taşınmazın yargılama devam ederken el değiştirmesi nedeniyle HMK’nin 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı taraf seçimlik hakkını yeni malike karşı davaya devam etme yönünde kullanmıştır. Davaya dahil edilen …’ın süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesine cevap vermek için davacı vekilinin süresi içerisinde süre uzatım talebinde bulunmasına rağmen hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde Mahkemece talebin süresinde olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş olması hatalıdır. Her ne kadar, davacı tarafından HMK’nin 125 inci maddesi uyarınca seçimlik hakkın yeni malike karşı davaya devam etme yönünde kullanılmasından sonra taleplerini tazminata dönüştürdüğü bildirilmiş ise de, seçimlik hak kullanıldıktan sonra bundan dönmek mümkün olmadığı gibi Mahkemece davalı … yönünden davacıya cevaba cevap dilekçesi sunulması için imkan tanınmadığından tazminata ilişkin beyanına da itibar edilemeyecektir.
6.3.3. Diğer yandan, hile iddiasının ispatı bakımından davacı tarafından davalı Şirketin ticari defterlerine delil olarak dayanıldığı gözetildiğinde, bedelin Şirket tarafından ödenip ödenmediği usulünce araştırılmaması da doğru değildir.
6.3.4. Hal böyle olunca, davacı tarafın davalı …’ın cevap dilekçesine cevap vermesi için imkan sağlanması, davalı Şirket’in ticari defterlerinde yapılacak inceleme ile taşınmaz bedelinin ödenip ödenmediğinin usulünce araştırılması, ara maliklerin taşınmazları ne suretle edindiklerine ilişkin kayıtların getirtilmesi ve tüm dosya kapsamı ile öncelikle davacının hileye uğrayıp uğramadığının saptanması, hilenin varlığının saptanması halinde ise son kayıt malikinin TMK’nın 1023 md. kapsamında ediniminde iyi niyetli olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
V. SONUÇ
Davacı vekilinin (IV/6.3) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle değinilen yönler itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.