YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6360
KARAR NO : 2023/2866
KARAR TARİHİ : 24.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 24 ada 458 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1 no.lu bağımsız bölümü davalıya evlenme vaadiyle temlik ettiğini, davalının bu temlik karşılığında bir bedel ödemediğini, evlenme işleminin de gerçekleşmediğini ileri sürüp, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın süresinde açılmadığını, taşınmazı davacıya bedelini nakden elden ödeyerek satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 19.11.2018 tarihli ve 2015/18186 Esas, 2018/14647 Karar sayılı kararı ile, ” İddianın içeriğinden ve ileriye sürülüş biçiminden hile hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır…Ne var ki Mahkemece, hile yönünden hükme yeterli bir inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler ışığında davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının tespit edilmesi, hak düşürücü süre içinde açılmış ise, hile yönünden deliller toplanılarak varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken davanın dayanağının taraf muvazaası olduğu şeklinde hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, hak düşürücü süre yönünden tam tespit yapılamasa da bu durum hakkaniyet uyarınca davacı lehine değerlendirilerek esas yönünden incelemeye geçildiği, her ne kadar Mahkemenin 2021/114 Esas sayılı dosyasında yapılan imza incelemesinde 23.12.2013 tarihli belgedeki imza davalıya ait çıkmış ise de bu belgenin hile (aldatma) durumuyla örtüşmediği, hem kişiyi aldatıp hem de devirden altı ay sonra bu belgenin verilme durumunun hayatın olağan akışına uymadığı, dosya arasına sunulan faturalar, davalının ekonomik durumu, dosyadaki bilgi belgeler ve dinlenen somut, tutarlı ve aynı yönde beyanda bulunan tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafça davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davalının asıl niyetinin evlenmek değil taşınmaza, altınlara ve paralara sahip olmak olduğunu, kötü niyetli ve hileli davranışların 2013 yılının Aralık ayında öğrenildiğini, taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara göre davacının itirazın iptali talebinde haklı olduğunu, icra takibine konu edilen belge altındaki imzanın davalıya ait olduğunun saptandığını, taşınmazda yaklaşık sekiz yıldır davacının oturduğunu, hile iddialarını dosyadaki delillerle ispatladıklarını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hile hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
3. Değerlendirme
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 24 ada 458 parseldeki 1 no.lu bağımsız bölümünü 05.06.2013 tarihinde davalıya 102.000,00 TL bedelle satış suretiyle temlik ettiği sabittir.
2.Davalı tarafından delil olarak dayanılan itirazın iptali dava dosyasında bulunan ve davalının imzasını taşıyan 03.12.2013 tarihli adi yazılı belge içeriğinde, davalının davacı ile evlenme şartıyla 1 no.lu daireyi, 100.000 Euro ve 114 gr. altını davacıdan aldığı, buna karşılık bu belgeyi verdiği hususlarına ver verildiği, davacı tarafından bu belgeye dayalı olarak davalı hakkında … 2. İcra Dairesinin 2018/8191 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edildiği, davacı tarafından davalıya karşı açılan itirazın iptali davasının eldeki dava ile birleştirilip daha sonra tefrik edildiği, Mahkemenin 2021/114 Esas, 2022/10 Karar sayılı kararı ile 03.12.2013 tarihli belgenin sonradan delil yaratmak maksadıyla oluşturulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2022/917 Esas, 2022/960 Karar sayılı, 21.04.2022 tarihli kararı ile eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği gerekçesiyle Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, anılan dosya içerisinde yer alan Adli Tıp Kurumu raporunda, 03.12.2013 tarihli belgedeki imzanın davalının eli ürünü olduğunun saptandığı anlaşılmaktadır.
3.Somut olayda, 03.12.2013 tarihli belge içeriği karşısında davalının taşınmazın bedelini ödediğine ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, belgenin sonradan düzenlenmesinin satış akdi yapılması sırasında hile olgusunun varlığını etkilemeyeceği tartışmasız olup, tanıkların, tarafların birlikte yaşadıklarına dair ifadelerinin evliliğin gerçekleşeceğine dair vaatte bulunulduğunu gösterdiği, davalının hileli davranışlarla taşınmazın devrini sağladığı anlaşılmaktadır.
4.Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
24.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.