Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6386 E. 2022/6570 K. 10.10.2022 T.
Yayınlanma Tarihi: 14.02.2024 12:05
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6386
KARAR NO : 2022/6570
KARAR TARİHİ : 10.10.2022
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili istekli davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karar davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Kadastro sonucu .... ilçesi, Yeni Mahalle çalışma alanında bulunan çekişmeli taşınmaz 2002 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında tespit harici bırakılmış, davacı ve müdahiller, kadastro çalışmaları esnasında tescil harici bırakılan çekişmeli taşınmaz bölümünün 04.08.1970 tarih 5 ve 6 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, öte yandan çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde 40 yıllık zilyetliklerinin bulunduğunu belirterek taşınmazın adlarına tescilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kamunun menfaatine bırakılmış yerlerden olduğu, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı, kaldı ki davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarınında oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 02.06.2016 tarihli ve 2015/39 Esas - 2016/72 Karar sayılı kararıyla, 04.06.2012 tarihli teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 10.176,19 metrekarelik bölüm ile (B) harfi ile gösterilen 9.999,70 metrekarelik bölümün 20 yılı aşkın bir süredir davasız ve kesintisiz olarak davacıların zilyetliğinde bulunduğu, imar ihya-olgusunun gerçekleştiği, davacıların dayanak 04/08/1970 tarih, cilt 67 sayfa 23, 5 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmaz bölümleri ile zeminde kısmen uyuştuğu, dava tarihi itibari ile TMK'nın 713 ve Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine göre tescil koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı Hazine vekili, temyiz dilekçesinde, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro sırasında tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmazın davacılar adına tescili isteğinden ibarettir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir."
3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir. "
3.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, "–Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir." hükümlerini içermektedir.
3.2.4. Bilindiği üzere, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 33/3. maddesindeki yollama nedeniyle genel hüküm niteliğini alan ve genel hükümlere göre açılan davalarda da uygulanması gereken 20. maddesinde kayıt ve belgelerin kapsamının ne şekilde tayin edileceği düzenlemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesine göre tapu kayıtlarının kapsadığı yer tayin edilirken, tapu kayıtlar ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunacağı hüküm altına alınmıştır.
3.2.5. 3402 sayılı Kanunu'nun 20/B maddesinde harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ise bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise sınır yerlerine itibar edilerek kapsamının belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
3.2.6. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun “kayıt ve belgelerin kapsamını tayin” başlığını taşıyan 20/C maddesi hükmüne göre; “harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlardan gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır” şeklindedir. Gerçekten de belgenin birbiri ile bağlantısız, değişmeye ve genişletilmeye elverişli sınırları göstermesi halinde kayıtların kapsamının miktarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle; tapu kaydı sabit sınırlı değilse kayıt üzerinde yazılı olan miktar kadar geçerlidir ve kapsamı da bu miktara eşit şekilde tayin edilmelidir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne hükmedilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz etmek mümkün değildir. Şöyle ki; davacılar öncelikle mülkiyet belgesi hüviyetindeki eski sicilden gelen tapu kaydına dayandığı halde, mahkemece davacıların dayanağı 04.08.1970 tarih, 6 sıra numara ve 08.07.1983 tarih, 1 sıra numaralı tapu kayıtları yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi, ihtilafın aydınlanmasına yönelik olarak nizalı bölümün, davacıların dayandıkları tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı tam olarak tespit edilmemiş, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamış, taşınmaz bölümlerinin tapu kaydının kapsamı dışında olduğunun anlaşılması halinde ise davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı da araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacıların dayanak tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması ve çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar lehine kazanım koşullarının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
3.3.2. O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle davacıların dayandığı tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası ve tüm oluşum belgeleri ile dava konusu taşınmaza komşu ve yakın komşu durumunda bulunan ve önceki keşiflerde tapu kaydında okunan şahıs yerleri olduğu belirtilen taşınmazların tespit tutanakları ile varsa dayanağı kayıtlar Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilmeli, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi/ mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi evreye ilişkin farklı tarihlere ait en az 3 hava fotoğrafı, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ile üç kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca davacıların dayandığı tapu kayıtlarının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kayıtlarının kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, haritası bulunmayan kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması hususundaki beyanları, komşu ve yakın komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; bu kapsamda özellikle tapu kaydında tarif edilen şahısların yerleri olarak gösterilen taşınmazların tutanak ve dayanakları getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı, teknik bilirkişiden, tapu kaydının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazlar yönünü ne okuduğunun belirlendiği ve kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı; tapu kaydının haritasının bulunmaması ya da uygulama kabiliyetinin bulunmaması ve hudutlarında tarif edilen sınır yerlerinin belirlenmesi halinde, sınırları itibari ile gayri sabit sınırlı olması nedeni ile, tapu kaydına sabit sınırlardan başlanarak kapsam tayin edilmesi gerektiği düşünülmeli, bu yolla tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazların tümünün ya da bir kısmının tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldığı, taşınmazlarda imar - ihya yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeli; ziraat bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, bu hususlara riayet edilmeden eksik inceleme ile verilen karar maddi hakikate ulaşmaktan oldukça uzaktır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalı Hazine temsilcisinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.