Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6392 E. 2023/1247 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6392
KARAR NO : 2023/1247
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret – Kısmen Kabul Kısmen Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, amcasının oğlu … … tarafından 2019 yılında Diyarbakır ilindeki en büyük galeri işini yapan Şabeddin … isimli kişi ile tanıştırıldığını, … …’in, müvekkilinin dava konusu gayrimenkulüne alıcı bulduğunu, iyi fiyat ile bu gayrimenkulü … ve … isimli kişilere satmasını, bu kişilere bizzat kendisinin kefil olduğunu, satış sözleşmesini kendi adına hazırlayacağını, sözleşmeyi bizzat imzalayacağını, tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunu söyleyerek müvekkilini hile ile aldatıp ikna ettiğini, müvekkilinin de hiç tanımadığı … ve … isimli davalılara 2137 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki paylarını dört ayrı resmi akitle parça parça devrettiğini, … ve …′ın da aldıkları payları, diğer davalılara muvazaalı olarak devrettiklerini ileri sürerek tapunun iptali ve adına tesciline, olmadığı takdirde payların değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılar Nuran ve … vekilleri, ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, müvekkillerinin satın aldıkları payların bedellerini ödediklerini; bir kısım davalılar vekili de, müvekkillerinin sahip oldukları payları iyiniyetle satın aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

2. Taşınmazda inşaat yapan Şirket yüklenicileri de davaya davalı taraf yanında fer′i müdahil olarak katılıp davanın reddini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli ve 2021/247-2022/109 sayılı kararında; payların temlikinde davacının iradesinin hile ile sakatlandığı ve satış bedelinin ödenmediği hususlarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili, dava dilekçesindeki iddiaları tekrarlayarak kararın kaldırılmasını istemiş; bir kısım davalılar ile fer′i müdahiller vekilleri ise taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmişlerdir.

3. Gerekçe ve Sonuç
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/837-2022/772 sayılı kararında; davacının satış iradesinin bulunduğu, dava konusu taşınmazdaki payını iradi olarak … …’e harici satış sözleşmeleriyle parça parça sattığı ve bilahare onun talimatıyla davalı … ve …’a temlik ettiği, bu haliyle davalılar … ile …’a temlikine ilişkin işlemlerde davacının yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olduğu, tapu maliki olan davalıların ise çoğunlukla davalı … ve …’dan 2.,3., 4. elden hisse satın aldıkları, …, …, …… ve davacı ile bir akrabalıklarının, arkadaşlıklarının ve tanışıklıklarının olmadığı, tapu malikleri olan davalıların iyiniyetli 3. kişiler konumunda oldukları, aynı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek davacının iradesini fesada uğrattıkları iddiasının kanıtlanamadığı, iradi şekilde gerçekleştirilen temliklerde satış bedelinin ödenmemesinin de tek başına tapunun iptaline sebep teşkil etmeyeceği gözetildiğinde tapu iptali-tescil ve buna bağlı olarak talep edilen bedel istemlerinin reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı; aynı gerekçe ile bir kısım davalılar ve fer′i müdahil vekillerinin taşınmaz üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki taleplerinin de yerinde olduğu belirtilmek suretiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine; bir kısım davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri
Davada ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler tekrarlanarak kararın bozulması talep edilmiştir.

3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ″hile″ hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere, “hile”(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 36/1. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun(BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf bu hakkını kullanarak hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Aynı Kanun′un 39. maddesi hükmüne göre de, aldatma (hile) iddialarının aldatmayı öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi zorunludur. Hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereklidir.

Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK’nın190. Maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesinde ise, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü bulunduğu hükme bağlanmıştır.

3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde olmasına, kararın dayanağı olan (V/3.2) no.lu paragraftaki yasal ve hukuksal gerektirici nedenlere göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) no.lu paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle,
Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 18,50 TL bakiye onama harcının davacı taraftan alınmasına;

02.03.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.