Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6430 E. 2023/2421 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6430
KARAR NO : 2023/2421
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı, 07.12.2005 tarihinde 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümleri satın alıp birleşik şekilde 12 yıldır kullandığını, davalının da 1 numaralı bağımsız bölümü kiraya vermek suretiyle kullandığını, 2016 yılında yapılan banka ekspertizinde 3 numaralı bağımsız bölümün tapuda davalı adına, 1 numaralı bağımsız bölümün ise kendi adına tescil edildiğinin ortaya çıktığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı 3 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tesciline, kendi adına kayıtlı 1 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı, davanın hata hukuki nedenine dayalı olduğu ve satış sözleşmesinin tarafı olmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın satıcıya yöneltilmesi gerektiğini, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, kendisinin iyiniyetli olduğunu ve bunun korunması gerektiğini, kötüniyet iddiasının doğru olmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, davacının ancak kendi namına tescil isteme hakkı bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2020 tarihli ve 2017/355 Esas, 2020/102 Karar sayılı kararıyla; davalı adına kayıtlı 3 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ve davacı adına tescili talebi yönünden, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı, fiili kullanımın iddia edilen dışında herhangi bir nedene dayanmadığı ve mülkiyet hakkı sağlamayacağı davacı adına kayıtlı 1 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ve davalı adına tescili talebi yönünden ise davacının taraf sıfatının olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı, davadaki taleplerinin yanılma nedenine dayalı olmadığını, taleplerinin fiili duruma uygun olmayan tapu kayıtlarının düzeltilmesine yönelik olduğunu, yapılan keşif ile taşınmazların kullanım durumlarının sabit olduğunu, davalının uzlaşmayı kabul etmeyerek haksız menfaat elde ettiğini, gerçeğe duruma uymayan durumun yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, yolsuz tescil hükümleri çerçevesinde karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli ve 2020/650 Esas, 2022/1377 Karar sayılı kararıyla; bilirkişi heyeti raporunda taşınmazın mimari projesi de değerlendirilmek suretiyle yapılan incelemede 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümlerin maliki olan davacının projedeki 3 numaralı bağımsız bölümü 2 numaralı bağımsız bölüm ile birleştirmek suretiyle kullandığının belirlendiği, tapu kayıtları ile onaylı mimari proje arasında aykırılık saptanmadığı ve fiili kullanımın mülkiyete dair hak bahşetmeyeceği de nazara alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz nedenlerini yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hata hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir. Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın (yanılmanın) esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi, girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (sübjektif unsur), hem de … hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.

Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi TBK’nın 35. (BK’nın 25.) ve TMK’nın 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın.

Hemen belirtmek gerekir ki, sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, TBK’nın 35. (BK’nın 26.) maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmeyen veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.

Öte yandan, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hatanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def’i veya dava yoluyla da kullanılabilir. Ayrıca hatanın varlığı her türlü delille ispat edilebilir.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.04.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.