YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6773
KARAR NO : 2023/3170
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının uzun yıllar yurt dışında yaşadıktan sonra Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını, sağlık sorunlarının tedavisi için …’a yerleşmeye karar verdiğini, bu sebeple …’da maliki olduğu 1246 ada 69 parsel sayılı taşınmazdaki 9 nolu bağımsız bölümde kiracı olarak ikamet eden dava dışı kızı … ve damadı …’den taşınmazı tahliye etmelerini istediğini, anılan kişilerin taşınmazı tahliyeden kaçınmaları üzerine tahliye davası açtığını, bu sırada davalının, davacıyı tahliye davasından feragat ettirdiğini, taşınmazın kendisine bağışlanması halinde tahliyesini sağlayabileceğini önermesi neticesinde taşınmazını aralarındaki anlaşma gereğince tahliyenin sağlanması amacıyla davalıya bağışlandığını ancak aradan uzun bir süre geçmesine rağmen davalının tahliye işlemini gerçekleştirmediğini, durumu sorduğunda tatmin edici bir cevap alamadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının taşınmazı yurt dışından gelip taşınmak amacıyla babası davacıdan bedelini ödeyerek satın aldığını, davacının davalıya dava konusu taşınmazdan davalının kardeşini ve eşini tahliye etmesi şartıyla kendisine dava konusu taşınmazı satmayı teklif ettiğini, davalının da kabulü ile tapuda satış işlemlerinin gerçekleştiğini, bağışlamanın bulunmadığını, iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2017/189 Esas, 2018/177 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafça, taraflar arasındaki satış akdinin, gerçekte şarta bağlı bir bağışlama olduğu; tapuda satış işlemi gibi gösterildiği iddiasına dayanılmış ise de, davacının bizzat bu satış akdinin tarafı olması nedeniyle muvazaa iddiasınında bulunamayacağı; resmi senetle dava konusu taşınmazın 131.400,00 TL bedelle davalıya satışının yapıldığının kayıtlı olduğu; davacı tarafın iddiasında belirtildiği gibi bağışlamaya yönelik bir devrin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2018 tarihli ve 2018/1013 Esas, 2018/1120 Karar sayılı kararıyla; hukuki uyuşmazlığın hileye dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, hilenin her türlü delille ispat edilebileceği, davacının dava açarken tanık deliline dayandığı ancak tanıklarının dinlenmediği anlaşıldığından eksik incelemeye dayalı İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesinin Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli ve 2018/491 E., 2019/411 K. sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın davacı tarafından tapuda davalıya resmi satışının yapıldığı, bağışlamaya yönelik bir devir bulunmadığının resmi akitle sabit olduğu, dinlenen tanıkların da davacının “bağışlamaya” yönelik bir iradesinin bulunmadığını, taşınmazın, davacının dava dışı olan kızı …’in taşınmazdan tahliyesi için devredildiğini doğruladığı, taraflar arasında inançlı işlemin söz konusu olduğu, davacı tarafça “bağış” ya da “inançlı işlem”e dayanılmış olsa dahi, bu hususların yazılı belgeyle ispatlanması gerekiği, davacı, bizzat satış akdinin tarafı olduğundan muvazaa iddiasında da bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafından dava konusu taşınmazdan dava dışı kızı ve damadının tahliyesi için davalı oğluna taşınmazın bağışlandığını, şartlı bağış olmasına rağmen davalı tarafından şartın yerine getirilmesi için bir işlem yapılmadığını, tanık beyanlarından satışın söz konusu olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
F. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi’nin 16.01.2020 tarihli ve 2020/30 E., 2020/43 K. sayılı kararıyla, hile iddiasının ispatlanamadığı, satış akdinin tarafı olan davacının muvazaa iddiasında bulunmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 30.06.2021 tarihli ve 2020/1262 E., 2021/3652 K. sayılı kararıyla, “Somut olayda, tanık beyanlarından, davacının maliki olduğu çekişme konusu bağımsız bölüme ilişkin tahliye davası açtığı ancak davalının taşınmazdaki kiracıyı tahliye ettirebileceğini söyleyip davacıyı tahliye davasından feragat ettirip taşınmazın kendi adına temlikini sağladığı, davacının satış iradesinin bulunmadığı, davalı tarafından hileye düşürüldüğü anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru olmadığı” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanlarından, davacının maliki olduğu çekişme konusu bağımsız bölüme ilişkin tahliye davası açtığı ancak davalının taşınmazdaki kiracıyı tahliye ettirebileceğini söyleyip davacıyı tahliye davasından feragat ettirip taşınmazın kendi adına temlikini sağladığı, davacının satış iradesinin bulunmadığı, davalı tarafından hileye düşürüldüğü anlaşıldığından davanın kabulü ile dava konusu bağımsız bölümün davalı … adına olan kaydının iptali ile davacı/muris …’e ait … 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.09.2021 tarihli ve 2021/399 Esas- 2021/643 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında mirasçılar adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ve resmi senedinden bağış olarak değil satış suretiyle devredildiğinin açık olduğunu, davacının talebinin bağıştan rücuya ilişkin tapu iptali ve tescil davası olduğunu, hileye ilişkin bir iddiasının bulunmadığını, ancak dava konusu taşınmazın şartlı bağışla ya da hileyle devredilmediğini, davalı tarafından satın alındığını, davacı tanıklarının gerçek dışı ve çelişkili beyanlarda bulunduklarını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hileye dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
2. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Düzenlemeleri mevcuttur.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 31.219,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.06.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.