YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/771
KARAR NO : 2022/3472
KARAR TARİHİ : 25.04.2022
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; kayden maliki olduğu 1744 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 4 numaralı bağımsız bölümünü devam eden bir davada hükmedilecek tazminattan dolayı korkarak emaneten inançlı temlikle annesi …’a devrettiğini, satış tarihten beri taşınmazda kardeşi … …’un ikamet ettiğini, taşınmazı geri almak istediğinde annesinin taşınmazı vermeyeceğini beyan ettiğini ve taşınmazı satışa çıkardığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşınmaz üzerinde inşa edilen binanın müteahhidi olduğunu, daha sonra da taşınmazı belli bir ücret karşılığında devraldığını, tapu kayıtlarının gerçeği yansıttığını, davacının iddiasını ancak yazılı delille kanıtlayabileceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16/04/2019 tarihli ve 2018/4 E. 2019/103 K. sayılı kararıyla; inanç sözleşmesinin 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille ya da delil başlangıcı mevcut ise tanık beyanı ile kanıtlanabileceği, davacı tarafından iddianın ispatına ilişkin yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde delil ve belge sunulmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, ancak buna rağmen yemin deliline başvurmayacaklarını beyan ettiği, gerekeçsiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın evveliyatının müvekkiline ait olduğunu ve tüm emlak borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, yakın akrabalar arasında inançlı temlikin tanıkla ispat edilebileceğini, davalı tarafın savunmalarını kanıtlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04/11/2021 tarihli ve 2019/1937 E. 2021/2058 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında taşınmazın geri verilmesi gerektiğine ilişkin yazılı bir anlaşmanın bulunmadığı, delil başlangıcı olarak değerlendirilebilecek bir belgenin ortaya konulmadığı, davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçtiği, davacının inançlı işlem iddiasını HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde değinilen hususları tekrarlamıştır.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
3.2.2. 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı olan ve kararın (V/3.2.) no.lu paragrafında yer verilen yasal ve hukuksal gerekçeye göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) nolu paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, 25/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.