Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/8601 E. 2023/1322 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8601
KARAR NO : 2023/1322
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli davada İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı …’nın istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalı … vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma günü olarak saptanan 07/03/2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … … ve vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı … … vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı … vekili Avukat … gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacının veraseten intikal eden 48 adet taşınmazda 1/6 pay sahibi olduğunu, üniversitede okuduğu ve farklı bir şehirde yaşadığı için taşınmazların intikali, kira gelirlerinin toplanması amacı ile kardeşi olan davalı …’yı farklı vekaletnameler ile vekil tayin ettiğini, vize başvurusu için maliki olduğu taşınmazların kayıtlarını kontrol ettiğinde adına kayıtlı taşınmaz bulamadığını, davalı …’e bu durumu sorduğunda kendisini oyalamaya çalıştığını, davalı …’in vekalet görevini kötüye kullanarak davacının bilgisi dışında dava konusu taşınmazlardaki paylarını amcası olan diğer davalı …’ya temlik ettiğini, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ederek davacıyı zararlandırdıklarını ileri sürerek, dava konusu 87 ada 73 parseldeki 9 no.lu bağımsız bölüm, 224 ada 38 parseldeki 28 no.lu bağımsız bölüm, 6297 ada 3 parseldeki 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45 ve 46 no.lu bağımsız bölümlerdeki davalı … adına kayıtlı tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … vekili, davalının kendi miras payını da temlik ettiğini, diğer davalının satış bedelini muhtelif tarihlerde davalı …’ya ödediğini, tüm işlemlerin davacının isteği ve bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, davacının özel üniversitede eğitim gördüğünü, satış bedeli ile eğitim giderlerin karşıladığını, satış bedelini peyderpey davacıya ödediğini, davacının satıştan haberinin olmadığı, satış bedellerinin tapuda gösterilen bedeller olduğu ve satış bedellerini almadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı … vekili, davalı …’nın 2014 yılının yaz aylarında davalıya dava konusu taşınmazlardaki paylarını satacaklarını söylediğini, davalının, davalı …’in satış için internet üzerinden ilan verdiğini de gördüğünü, paydaşı olduğu taşınmazlara 3. kişilerin paydaş olmasını istemediğinden davalı … ile satış hususunda anlaştıklarını, davalının, davacının öz amcası olduğunu, ancak davacı ile yıllardır konuşmadıklarını, kira gelirlerinin dava dışı … tarafından toplanarak paydaşlar arasında dağıtıldığını, davacı ile iletişim kurmadığını, tüm işlemleri vekili olan diğer davalı …’nın yaptığını, davacının temlikten haberdar olup olmadığını sorduğunu, diğer davalının da davacının kendileri ile görüşmek istemediğini ve bilgi sahibi olduğunu beyan ettiğini, davalı …’nın yapılan ödemelerin bir kısmını aldıktan sonra kalanını Denizbank’taki banka hesabına yatırdığını, hesap hareketleri incelendiğinde bu hususun görüleceğini, devrin gerçekleştiği 2014 yılından bu güne dek davacıya kira bedelleri ödenmediğini, davacının yıllarca kira bedeli tahsil etmemesine rağmen; bunun sebebini bilmediğini ileri sürmesinin beklenemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.01.2022 tarihli ve 2018/363 Esas, 2022/38 Karar sayılı kararıyla; iddianın kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Nedenleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile davalının ilişkilerinin kopuk olduğunu, asla görüşüp konuşmadıklarını, davalının satış bedellerini davacının vekili olan diğer davalıya ödediğini, davacının sürekli kira geliri elde ettiği taşınmazların davalıya satılması sonucu kira ödemelerinin kendisine yapılmadığı 4 yıllık dönem boyunca satıştan haberdar olmadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının davalı …’ya sadece davacının payları için 1.745.000.00 TL ödediğini, bilirkişi raporunda satış tarihi itibariyle bu payların bedelinin 1.484.353,60 TL olduğunun hesaplandığını, ödemelerin yapıldığı günlerde davalının banka hesabından para çektiğini, kısa süre sonra davacının vekili olan …’nın bu paraların büyük bölümünü kendi banka hesaplarına yatırdığını, taraflar arasında farklı bir akdi ya da ticari ilişki bulunmadığını, ödemelerin eldeki davaya konu satış işlemine ilişkin olduğunu, 224 ada 38 parsel 28 no.lu bağımsız bölümün resmi akitte de bedelinin düşük gösterilmediğini, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket etmediğini, Bölge Adliye Mahkemesinin tanık beyanını değiştirerek gerekçe oluşturduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 16/11/2022 tarihli ve 2022/1083 Esas, 2022/1572 Karar sayılı kararıyla; davacının, davalı …’i vekil tayin etmekteki amacının taşınmazlardaki paylarının satışına yönelik olmadığı, davalı …’in davacıdan aldığı vekaletnameyi kötüye kullanarak davacının iradesi haricinde davaya konu taşınmazlardaki payını diğer davalı …’ya temlik ettiği, davacının asıl amacını bilecek durumda olan davalı …’nın TMK’nın 1023. maddesindeki korumadan faydalanamayacağı gerekçesi ile davalının istinaf isteğinin HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Türk Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu … unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan … sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK’nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’da benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

2. Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

3. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacı vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalı …’dan alınmasına,

Aşağıda yazılı 108.439,86 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı …’dan alınmasına,

07/03/2023 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.