YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/583
KARAR NO : 2023/1248
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin sahibi olduğu 14 nolu dairesini 08.02.2017 tarihinde davalı …’a tapuda satıp devretmesine rağmen, davalının söz konusu devirden sonra “bedelin fazla olduğunu ve bu kadar parayı üzerinde taşıyamayacağını” ifade ederek parayı bankadan hesabına yatıracağını söylediğini, sonrasında kendisini oyalayarak ve kandırarak söz konusu taşınmazın bedelini ödemekten kaçındığını, herhangi bir havale yapılmadığını, bedelin elden de alınmadığını belirterek tapunun iptali ve tescile, olmadığı takdirde satış bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taşınmaz bedelinin elden verildiğini, davacının evi tahliye etmesi için süre verildiğini, çıkmayınca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/252 Esas sayılı el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açıldığını, bu hususta noterden ihtar çekildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli ve 2020/92-2021/332 sayılı kararında; taşınmazın temlikinde iradeyi sakatlayıcı bir sebebin varlığı ve satış bedelinin ödenmediği hususlarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Dava dilekçesindeki iddialar tekrarlanarak kararın kaldırılması istenilmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/121-2022/2243 sayılı kararında; delillerin takdirinde isabetsizlik olmadığı, davacının kayıt maliki olduğu taşınmazı 08.02.2017 tarihinde bizzat katıldığı resmi satış akdi ile davalıya devrettiği, davalının, dava konusu taşınmazdan çıkması için davacıya hitaben gönderdiği ihtarın Mart 2019 tarihli olduğu ve davacı tanığının beyanı dikkate alındığında hile iddiasına dayalı davanın TBK’nin 39. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davanın “taraflarca getirme ilkesine” tabi olduğu ve davanın niteliği gereği ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, ancak davacının, dava konusu temliki, davalı tarafından temlik bedelinin sonra ödeneceğine inandırılarak yaptığını yani iradesinin davalı tarafından fesada uğratıldığını ispat edemediği, iddianın davacı tarafından HMK’nin 190/1. maddesi, TMK’nin 6. maddesi uyarınca ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler tekrarlanarak kararın bozulması talep edilmiştir.
3. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ″hile″ hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Bilindiği üzere, “hile”(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 36/1. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun(BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma(hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf bu hakkını kullanarak hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Aynı Kanun′un 39. maddesi hükmüne göre de, aldatma (hile) iddialarının aldatmayı öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ileri sürülmesi zorunludur. Hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereklidir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK’nın190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesinde ise, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü bulunduğu hükme bağlanmıştır.
3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinin yerinde olmasına, kararın dayanağı olan (V/3.2) no.lu paragraftaki yasal ve hukuksal gerektirici nedenlere göre, Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3.) no.lu paragrafta yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına,
02.03.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.