YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/15035
KARAR NO : 2015/29813
KARAR TARİHİ : 20.03.2015
(İtiraz Üzerine)
İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24.10.2013 tarihli 2013/41 esas ve
2013/193 karar sayılı kararı
İtirazla İlgili Sanık : …
İtirazla İlgili Araç Maliki : …
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER:
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık … ile suçta kullanıldığı iddia olunan plakalı aracın maliki … hakkında Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu 24.10.2013 tarihinde 2013/41-193 sayı ile sanığın mahkûmiyetine ve aracın müsaderesine karar verilmiştir.
Mahkûmiyet hükmü sanık müdafii tarafından, müsadere hükmü ise araç malikinin vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemiz tarafından 16.10.2014 tarihinde 2014/2947-10993 sayı ile sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün onanmasına, plakalı aracın müsaderesine ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Dairemizin kararına itiraz edilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz yazısında özetle; “Daire tarafından, sanık hakkındaki suçun sabit ve aracın iyi niyetli üçüncü kişiye ait olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak müsadere fer’i bir hüküm ise de, aracın suçta kullanılıp kullanılmadığı konusu oluşa ilişkin bir olgudur. Bu itibarla, müsadere hükmünün esas karardan ayrı temyiz incelemesine tabi tutulması halinde her iki hüküm birbiriyle çelişen şekilde sonuçlanabilir. Suçun sabit ve müsaderenin hukuka aykırı görülmesi halinde, müsadere yerine aracın iadesine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanması gerekirken, mahkûmiyet hükmünün onanmasına ve müsadere hükmünün bozulmasına ayrı ayrı karar verilmesi yasaya aykırıdır” denilerek, Dairemizin onama ve bozma kararlarının kaldırılmasına, yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına ve hükümde yer alan “plakalı aracın müsaderesine” cümlesinin “plakalı aracın kayıt malikine iadesine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA karar verilmesi istenmiştir..
C) MÜSADERE İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
5237 sayılı TCK’nın 54. maddesinde eşya müsaderesi bir “güvenlik tedbiri” olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 1. fıkrasında, “güvenlik tedbirine” hükmedilmesinin de “hüküm” olduğu belirtilmiş; 256 ve 257 maddelerinde “müsadere usulü” düzenlenmiş, eşyanın müsaderesine veya iadesine esas davadan sonra da karar verilebileceği öngörülmüş; 258. maddesinde ise, bu yöndeki kararların hüküm olduğu vurgulanmış ve ilgililer tarafından bu hükme karşı istinaf yoluna (istinaf mahkemeleri kuruluncaya kadar temyiz yoluna) başvurulabileceği kabul edilmiştir.
Öte yandan, 5237 sayılı TCK’da müsadere ile ilgili özel hükümler öngörülmüştür:
Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (TCK m. 64/1)
Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur. (TCK 64/2)
D) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ:
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelere göre, mahkûmiyet gibi müsadere de bir hükümdür.
Müsaderesi istenen eşyayı iki gruba ayırmak gerekir:
1- Suçun maddî konusunu oluşturan; bulundurması, kullanılması veya taşınması başlı başına suç oluşturan eşya (uyuşturucu madde ticareti yapma suçunda, suçun konusu olan eroin gibi),
2- Suçun işlenmesinde kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan; bulundurması, kullanılması veya taşınması başlı başına suç oluşturmayan eşya (uyuşturucu madde nakletme suçunda kullanılan otomobil gibi).
İkinci grup eşyayı da kendi içinde ikiye ayırmak mümkündür:
a) Sanığa ait eşya,
b) Üçüncü kişiye ait eşya
Birinci grup eşyanın müsaderesi “mahkûmiyet” hükmünün bir parçasıdır ve kural olarak mahkûmiyet hükmü ile birlikte incelenir.
İkinci gruba giren eşyanın müsaderesi veya iadesine ilişkin hüküm ise mahkûmiyet hükmünden bağımsız bir hükümdür. Bu konuda açık bir temyiz olmadığı sürece müsadere hükmü mahkûmiyet hükmüyle birlikte incelenemez. Başka bir ifadeyle, müsadere hükmü temyiz edilmediğinde kesinleşir.
Sanığın cezalandırılmasına ve üçüncü kişiye ait eşyanın müsaderesine karar verildiğinde biri mahkûmiyet, diğeri müsadere olmak üzere iki ayrı hüküm vardır.
Mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından, müsadere hükmünün ise üçüncü kişi konumundaki eşya sahibi tarafından temyiz edilmesi durumunda, bu iki hüküm kural olarak birbirinden bağımsız olarak incelenir. Ancak, eşyanın suçta kullanıldığının kabul edilebilmesi için, öncelikle suçun işlendiğinin sabit olmasında zorunluluk bulunduğundan, eşyanın müsaderesi veya iadesi suçla ilgili hükmün sonucuna bağlı olabilir.
Sanık hakkındaki “mahkûmiyet hükmünün onanması” ve üçüncü kişiyle ilgili “müsadere hükmünün ise bozulması” mümkündür. Bu durumda bir “hukuka aykırılık” yapıldığı ileri sürülemez.
Müsadere hükmündeki yasaya aykırılık nedeniyle, hem müsadere hükmünün hem de tümüyle doğru olan mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiği kabul edildiğinde, mahkûmiyet ve müsaderenin bağımsız birer hüküm olduğu kuralı çiğnenmiş olacaktır. Ayrıca sanık hakkındaki dava gereksiz yere uzayacak; bunun sonucu olarak “makûl sürede yargılama” ilkesi ihlâl edilecek ve davanın “zamanaşımına uğraması” tehlikesi doğabilecektir..
Halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinde “davanın esasına hükmedilecek” durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Suçta kullanılan aracın üçüncü kişi konumundaki sahibinin “iyi niyetli olup olmadığı” konusunda yerel Mahkemenin farklı sonuca varması ve bozma kararına karşı direnmesi mümkün olduğundan, Dairemizce müsadere hükmünün bozularak aracın iadesine karar verilmesi doğru olmaz. Diğer yandan, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü ile üçüncü kişiye ait aracın müsaderesi iki ayrı hüküm olduğundan, müsadere hükmündeki yanlışlık nedeniyle mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanması kabul edilemez.
Belirtilen nedenlere göre; Dairemizin kararında bir yanlışlık ve hukuka aykırılık bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görülmemiştir.
İtirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesine karar vermek gerekmektedir.
E) KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının yerinde görülmediğine,
2- 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, itirazın incelenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE,
20.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.