Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2015/1201 E. 2020/3051 K. 09.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1201
KARAR NO : 2020/3051
KARAR TARİHİ : 09.07.2020

Mahkeme : İSKENDERUN 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma ( Her iki sanık hakkında )
Hüküm : Mahkûmiyet (Her iki sanık hakkında)

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
5320 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesinin 1. fıkrası ile 5271 sayılı CMK’nın 299. maddesi gereğince, hükmolunan cezanın süresi nedeniyle, sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin reddine karar verilerek, duruşmasız olarak inceleme yapılmıştır.
Ele geçirilen uyuşturucu maddelerin analizine ilişkin Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığınca düzenlenen 14.08.2012 tarihli raporun aslı ya da onaylı örneği dosyaya konulmamış ise de, UYAP sisteminde yapılan incelemede sözkonusu raporun kayıtlı olduğu anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni sayılmamıştır.
A- Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2- Adana Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığınca suç konusu maddeden alınan tanık numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,
1- TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması,
2- Hüküm fıkrasının müsadereye bölümüne “…uyuşturucu maddenin” ibaresinden sonra gelmek üzere “…ve Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığınca alınan şahit numunenin… ” ibaresinin eklenmesi,
Suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın uyuşturucu madde sattığına ilişkin edinilen bilgiler üzerine, alıcı görevlinin 29/04/2012 ve 01/05/2012 tarihlerinde sanıktan esrar satın aldıkları; alıcı görevlilerin değişik tarihlerdeki satın alma işlemlerinin suçu ve failini belirleyerek suç delillerini elde etmeye yönelik çalışmalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla alıcı görevlilere yapılan uyuşturucu madde satışlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, sanığın hareketlerinin bütünüyle 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesinde açıklanan “satmak için uyuşturucu madde bulundurma” ve “uyuşturucu maddeyi satışa arz etme” seçimlik hareketlerini oluşturduğu gözetilmeden, değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlendiği düşüncesiyle sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması,
2- Sanığın, kolluk görevlileri tarafından kimliğinin tespit edilemediği bir aşamada güven alım tutanaklarında yanında görünen diğer kişinin sanık … olduğunu belirten beyanı ile aleyhinde yeterli ve kesin delil bulunmadığı aşamada sanık …’ın suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunması nedeniyle hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, ,
3- Hükümden sonra, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Anayasa Mahkemesinin 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı ve 08.10.2015 tarihli kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,09.07.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.