YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3016
KARAR NO : 2020/6400
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
Mahkeme : İSTANBUL 13. Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1) Uyuşturucu madde ticareti yapma (Sanıklar
hakkında)
2) 6136 Sayılı yasaya muhalefet (Sanık …
hakkında)
Hükümler : 1) Mahkumiyet ( Sanıklar …, …, …,
…, …, … ve … hakkında)
2) Beraat (Sanıklar …, …, …, …,
… hakkında)
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde:
Beraat kararının gerekçesine yönelik olmayan temyizde sanığın hukuki yararı bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasının yollaması ile 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca sanık …’in temyiz isteminin REDDİNE,
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında “6136 sayılı yasaya muhalefet ” suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde:
1)Dolabın üzerindeki tabancanın babasından kaldığını ve olay günü polisleri görünce üzerinde taşıdığı tabancayı kahvehaneye girerek dolabın üzerine koyduğunu beyan eden sanığın eyleminin 6136 sayılı Kanun’un 13. maddenin 1. fıkrası kapsamında olduğu gözetilmeden anılan yasanın 13. maddesinin 3. fıkrası uyarınca sanığın mahkumiyetine hükmedilmesi,
2)Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, hükmün CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, CMUK 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
C) Sanıklar …, …, … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Suçun işleniş biçimi ile suç konusunun miktarı, önem ve değerine göre, sanıklar hakkında temel hapis cezasının alt sınır aşılarak tayin edilmesi yerinde ise de; TCK’nın 3 ve 61. maddelerindeki ilke ve ölçütlerle orantılı olmayacak şekilde temel hapis ve adli para cezasının alt sınırdan fazla uzaklaşılarak 7 yıl hapis ve 2000TL adli para cezası olarak belirlenmesi,
2)Oluşa ve dosya içeriğine göre; 04.11.2010 ve 13.11.2010 tarihinde haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen kullanıcı şahıslardan uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği somut olayda, kullanıcı şahısların yakalanan uyuşturucu maddeleri sanıklardan aldıklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, sanıklar …’nin 04.11.2010 ve 13.11.2010 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediklerine dair savunmalarının aksine mahkûmiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/04/2015 tarih, 2014/462 esas, 2015/135 karar ve 2014/848 esas, 2015/136 sayılı kararlarında da bahsedildiği üzere; alıcı görevliler tarafından sanıklardan birden fazla kez uyuşturucu madde alınmasının, ayrıca suç oluşturmayacağı ve gerçek anlamda bir “alım-satım” söz konusu olmadığı gözetilmeden atılı suçun zincirleme olarak işlendiği kabul edilerek, sanıkların cezalarının TCK’nın 43. maddesi ile artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
3) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …, sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin BOZULMASINA,
D) Sanık … “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine veya diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin mahkumiyetine yetecek kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA,
E) Sanık …, …, … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) Suçun işleniş biçimi ile suç konusunun miktarı, önem ve değerine göre, sanıklar hakkında temel hapis cezasının alt sınır aşılarak tayin edilmesi yerinde ise de; TCK’nın 3 ve 61. maddelerindeki ilke ve ölçütlerle orantılı olmayacak şekilde temel hapis ve adli para cezasının alt sınırdan fazla uzaklaşılarak 7 yıl hapis ve 2000TL adli para cezası olarak belirlenmesi,
2)Oluşa ve dosya içeriğine göre; 04.11.2010 ve 13.11.2010 tarihinde haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen kullanıcı şahıslardan uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği somut olayda, kullanıcı şahısların yakalanan uyuşturucu maddeleri sanıklardan aldıklarına dair bir beyanda bulunmadıkları, polis memurlarına yönelik uyuşturucu madde satma eylemlerine diğer sanıklarla birlikte asli fail olarak iştirak ettiklerine dair dosyada somut delil bulunmadığı, ancak alıcı görevlileri asli faillere yönlendirme ve onlarla görüşmelerini sağlamaktan ibaret olan eylemlerinin bu sanıkların suçlarına yardım etmekten ibaret olduğu dikkate alınarak sanıklar hakkında TCK’nın 39. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin BOZULMASINA,
02.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.