YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4275
KARAR NO : 2020/4866
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hükümler : 1- Mahkûmiyet (Sanıklar …, …, … ve … hakkında)
2- Beraat (Sanık … hakkında)
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “04/11/2011, 12/11/2011, 05/03/2012” yerine “2011” olarak yazılması, mahkemesince düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
A) Sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan, Emanetin 2012/4247 sırasında kayıtlı suça konu uyuşturucu maddenin 5237 sayılı TCK’nın 54/4. maddesi yerine, TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
3-) Adana Kriminal Polis Laboratuvarınca suç konusu uyuşturucu maddeden alınan şahit numunelerin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA; ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca giderilmesi mümkün bulunduğundan;
1-) TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması,
2-) Hüküm fıkrasının müsadereye ilişkin kısmında “TCK’nın 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “numune olarak kullanılan maddenin” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından suç konusu maddelerden alınan tanık numunelerin 5237 sayılı TCK’nın 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE ” şeklinde ibarenin eklenmesi,
Suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Sanıklar Zeynep ve … hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Hükümlerden sonra UYAP aracılığı ile MERNİS’ten çıkartılarak dosyaya konulan nüfus kayıtlarında sanık …’in 01.04.2018 tarihinde ve sanık …’in ise 31.10.2014 tarihinde öldükleri belirtildiğinden, sanıkların ölüp ölmediklerinin Mahkemece araştırılarak, ölmüş olduklarının tespiti halinde haklarındaki kamu davalarının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA,
C) Sanıklar … ve … hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
1-) Sanıkların savunmaları dikkate alınarak, 04.11.2011 tarihli güven alımı tutanağını düzenleyen kolluk görevlilerinin tanık olarak dinlenilmesi, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılıp, sanık …’un ikametinde ele geçen net 8,05 gram esrar da dikkate alınarak, sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2-) Kabule göre;
a- Sanık … hakkında 04/11/2011 tarihinde alıcı görevliye esrar satması ve 05/03/2012 tarihinde ise ikamet aramasında suç konusu esrarın ele geçirilmesi nedeniyle TCK’nın 43. maddesi uygulanmış ise de; 05/03/2012 tarihinde ele geçirilen maddenin 04/11/2011 tarihinde ele geçirilen maddeden sonra temin edildiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığından bu evde bulunan esrarın 04/11/2011 tarihli suçun delili niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve böylece zincirleme suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, sanık … hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması,
b- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumlarının yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin ve sanık …’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA,
05/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.