YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5186
KARAR NO : 2020/7228
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
Mahkeme : SÖKE 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
2- Uyuşturucu madde ticareti yapma Suç Tarihleri : 28/08/2012 – 25/09/2012 – 05/10/2012-
Hüküm/Karar : 1- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik kararı: Sanık … hakkında
2- Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet: Tüm sanıklar hakkında
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Sanık … ve müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğinin, hükmolunan hapis cezasının süresine göre 5320 sayılı Kanunun 8/1, 1412 sayılı CMUK’nın 318 ve CMK’nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır.
1- Sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kurulan karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlar, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen son cümleye göre durma kararı niteliğinde olup itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
2- Sanıklar … ve … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Olay yakalama tutanakları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; 3. olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yapılan ve kovuşturma aşamasında dinlenmeyen …’nun sanık …’den uyuşturucu madde almadığını beyan ettiği anlaşılmakla, sanığın savunmasının aksine, …’da ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi bulunduğuna ve bunları sanığın sattığına ilişkin, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut iletişim tespit ve çözüm tutanakları dışında, kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla 3. olay açısından uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakta ise de, sanık …’in 4 ve 10 numaralı olaylar nedeniyle “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu zincirleme olarak işlediği sabit olmakla bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların, aşağıda belirtilenler ve eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hükümlerden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca “Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” hükmüne rağmen kararda infazı kısıtlayacak ve infazda tereddüte neden olacak şekilde “(para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasının infaz edilmesine karar verilir)” şeklinde hüküm kurulması,
3- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “28/08/2012 – 25/09/2012 – 05/10/2012 – 03/12/2012 (sanık … için)” ve “16/09/2012 – 08/12/2012 (sanık … için)” yerine ” 08/12/2012 (sanık … için) – 03/12/2012 (sanık … için)” olarak eksik yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
1- TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerinin hüküm fıkralarından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması,
2- Hüküm fıkralarının, sanıklara verilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin paragrafına “taksitlerden birinin ödenmemesi halinde kalan taksitlerin tamamının tahsiline” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceğinin” ibaresinin eklenmesi,
3- Gerekçeli karar başlığında sanıklara ilişkin suç tarihlerinin çıkarılarak yerine “28/08/2012 – 25/09/2012 – 05/10/2012 – 03/12/2012 (sanık … için)” ve “16/09/2012 – 08/12/2012 (sanık … için)” olarak yazılması,
Suretiyle, hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
11. Olayda ele geçirilen uyuşturucu maddenin ekspertiz raporunun aslı veya onaylı örneği getirtilmeden bu olay esas alınarak suçun zincirleme olarak işlendiğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmakta ise de, sanığın 1, 7, 12, 13, 14 numaralı olaylar nedeniyle “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunu zincirleme olarak işlediği sabit olmakla bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Olayda haklarında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ve kovuşturma aşamasında dinlenmeyen tanıklardan …’nin uyuşturucuyu eşinin kimden aldığını bilmediğini beyan etmesi, …’nin ise uyuşturucu maddeyi …’dan aldığını söylemesi ancak açık kimlik bilgisi vermemesi, sulh ceza mahkemesindeki sorgusunda polislerin Serkan isimli kişinin Serkan Gülal olduğunu beyan ettiklerini belirtmesi, 12. ve 13. olayda haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen … ve …’nin ele geçen uyuşturucu maddeleri sanıktan almadıklarını beyan etmeleri, 14. olayda uyuşturucu maddenin bulunduğu araçta bulunan şahısların kaçmaları nedeni ile uyuşturucu maddenin kimden alındığına ilişkin beyanın bulunmaması, 11. olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan ayrı soruşturma yürütülen …’ın uyuşturucu maddeyi kendini … olarak tanıtan şahıstan aldığını ve karanlık nedeni ile tam olarak göremediği kişiden aldığını beyan etmesi göz önüne alınarak 7. olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik verilen …’in soyut beyanı dışında aleyhine mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığı aşamada, ikrarı ile kendi suçlarının ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında, TCK’nın 192/3. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3- Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “10/08/2012 – 05/10/2012 – 10/12/2012 – 12/12/2012 (sanık … için) ” yerine “12/12/2012 (sanık … için) ” olarak eksik yazılması,
4- 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca “Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.” hükmüne rağmen kararda infazı kısıtlayacak ve infazda tereddüte neden olacak şekilde “(para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasının infaz edilmesine karar verilir)” şeklinde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
4- Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Olay yakalama tutanakları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; 15. olayda hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen …’ın tüm aşamalarda sanıktan uyuşturucu madde almadığını beyan ettiği anlaşılmakla, sanığın savunmasının aksine, …’ta ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi bulunduğuna ve bunları sanığın sattığına ilişkin, içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek soyut iletişim tespit ve çözüm tutanakları dışında, kuşku sınırlarını aşan mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
5- Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Kendisinde ve iddianame konusu yapılmayan 29/08/2012 ile iddianame konusu yapılan 13/09/2012 tarihlerinde yapılan iletişim tespitleri sonrasında herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmalarının aksine, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen … da 31/08/2012 tarihinde ele geçirilen uyuşturucu madde ile ilgisi olduğuna ve sanık …’in eylemlerine iştirak ettiğine ilişkin mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
11/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi