YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/5826
KARAR NO : 2020/6410
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
Mahkeme : İSTANBUL 11. Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1- Uyuşturucu madde ticareti yapma (Tüm sanıklar hakkında)
2- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (Sanık … hakkında)
3- Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma (Sanıklar …hakkında)
Hüküm : Mahkûmiyet: İstanbul (Kapatılan) 12. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. madde ile görevli) 26.03.2012 tarihli 2010/10 esas ve 2012/32 sayılı kararı
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “08/12/2009, 30/12/2009” yerine ”2009 yılı” olarak gösterilmesi mahkemece düzeltilebilir nitelikte maddi hata olarak görülmüştür.
A) Sanıklar …haklarında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Sanıkların eylemlerine uyan suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, sanıklar hakkında zamanaşımını kesen en son işlem olan 26/03/2012 tarihli mahkûmiyet kararından inceleme tarihine kadar 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu ve zamanaşımını kesen bir nedenin tespit edilemediği anlaşıldığından; hükümlerin BOZULMASINA; 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
B) Sanık … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibarıyla devamlılık göstermesi; oluşumun yapısı ve üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması; üyeleri üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanması gerekir. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur bakımından somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir.
Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Somut olaylarda, sanık … ile diğer sanıklar arasında hiyerarşik ilişki bulunduğu ve yapılanmanın üyeleri üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazandığı konusunda yeterli ve kesin delil bulunmadığı gibi, örgüt yapısı içerisinde mahkûmiyeti gereken üçüncü bir kişinin varlığı ve açık kimliği de ortaya çıkarılmadığı için, TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA;
C) Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenlerin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Suça konu uyuşturucu maddelerin miktarı bakımından, suç konusunun önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanunun 3. maddesindeki orantılılık ilkesine göre temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanık … hakkındaki suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ile ilgili bozma nedenine ve tüm dosya kapsamına göre, koşulları oluşmadığı halde, sanıkların cezasından TCK‘nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırım yapılması,
3- Hükümden önce 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumlarının yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddeleri uyarınca sonuç ceza yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
02/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.