Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2019/6333 E. 2020/8702 K. 08.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6333
KARAR NO : 2020/8702
KARAR TARİHİ : 08.12.2020

Mahkeme : DİYARBAKIR 2.Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-Sanıklar … ve …. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Gerekçeli karar başlığında sanık …’in tutuklulukta geçirdiği sürelerin yazılmaması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararı ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde:
1-Sanık … hakkında Pazaryeri Sulh Ceza Mahkemesi’nin 08/03/2011 tarih, 2010/60 esas ve 2011/24 karar sayılı ilamının, dava dosyasındaki suç tarihinden sonra kesinleştiği anlaşılmakla, tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
2-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, CMUK’nun 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
1-Hükmün 8.a bölümündeki, sanık … hakkındaki tekerrüre ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılması,
2-TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı kanunla yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması,
Suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; sanık … hakkında; Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15.12.2011 tarih, 2011/226 esas ve 2011/456 karar sayılı dosyasında, suç tarihi 04.04.2011 ve iddianame tarihi 11.04.2011 olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle, yargılama yapılarak cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Dairemizin 30.10.2013 tarih, 2012/19747 esas ve 2013/9451 karar sayısı ile onanarak 30.10.2013 tarihinde kesinleştiği, ayrıca Ceyhan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/204 esas sayılı dosyasında, suç tarihi 03.09.2010 ve iddianame tarihi 16.10.2012 olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle dosyanın derdest olduğu, temyize konu dosyada ise sanığın 01.11.2010 tarihli eylemi nedeniyle 12.06.2012 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla, yukarıda belirtilen derdest dava dosyası ile bu dava dosyasının aralarındaki bağlantı nedeniyle birleştirilmesi, yukarıda belirtilen hüküm verilmiş ve kesinleşmiş dava dosyasının ise aslı veya onaylı örneğinin bu dosya içine konularak incelenip, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2-5275 sayılı Yasanın 108/3. maddesinde, ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı hususu düzenlenmiş olup, mahkemece sanık hakkında tekerrür uygulamasına esas alınan Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2006 tarih 2006/650 esas 2006/753 karar sayılı 09/07/2007 kesinleşme tarihli ilamında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulandığı ve bu nedenle sanığın ikinci kez mükerrir olduğu anlaşıldığı halde, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi,
3-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca tekerrür yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
D-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde:
Gerekçeli karar başlığında sanık …’ın tutuklulukta geçirdiği sürelerin yazılmaması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; sanık … hakkında; Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.10.2012 tarih, 2011/91 esas ve 2012/285 karar sayılı dosyasında, suç tarihi 12.01.2011 ve iddianame tarihi 22.02.2011 olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle, yargılama yapılarak cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesi’nin 16.04.2018 tarih, 2015/12771 esas ve 2018/1974 karar sayısı ile düzelterek onanarak 16.04.2018 tarihinde kesinleştiği, temyize konu dosyada ise sanığın 01.11.2010 tarihli eylemi nedeniyle 12.06.2012 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla, belirtilen dosyanın aslı veya onaylı örneği de bu dosya içine konularak incelenip, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılması ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 08.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.