Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/13659 E. 2020/8734 K. 09.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13659
KARAR NO : 2020/8734
KARAR TARİHİ : 09.12.2020

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2017 tarihli ve 2016/647 esas, 2017/769 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 20/05/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli … hakkında 20/09/2010 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 14/10/2010 tarihli,2010/88345 soruşturma, 2010/50402 esas ve 2010/32180 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile İzmir 15.Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- İzmir 15. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 17/12/2010 tarihli ve 2010/1849 esas, 2010/1974 sayılı karar ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2 maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 17/01/2011 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği ve infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
3- İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 01/03/2012 tarihli ve 2011/6011 DS sayılı çağrı yazısının 13/03/2012 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce dosyanın kapatıldığı,
4- İzmir 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 23/01/2013 tarihli ve 2012/1084 esas, 2013/47 sayılı kararı ile; İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tebligatın yapıldığı 13/03/2012 tarihinde sanığın yurtdışında olduğu anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaz edilmesi için dosyanın ; İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne iadesine karar verildiği, kararın 14/02/2013 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği ve infaza gönderildiği,
5- İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 17/04/2013 tarihli ve 2013/2033 DS sayılı çağrı yazısının 23/05/2013 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1.maddesine göre sanığa tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 19/11/2013 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 22/11/2013 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
6- İzmir 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/02/2014 tarihli ve 2013/1077 esas, 2014/53 sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın kararı temyiz ettiği, Yargıtay (Kapatılan ) 20. Ceza Dairesinin 27/06/2016 tarihli, 2015/11654 esas ve 2016/4309 karar sayılı ilamı ile, 6545 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılması için hükmün bozulmasına karar verildiği, hükmün bozulmasından sonra dosyanın İzmir 36.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/647 esasına kaydedildiği,
7- İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesince kanun yararına bozma istemine konu 23/10/2017 tarihli ve 2016/647 esas, 2017/769 sayılı karar ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına , karar verildiği, kararın 17/11/2017 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği ve cezanın 28/01/2019 tarihinde infaz edildiği,
8- Sanığın İzmir 6.Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/699 esas ve 2012/1603 karar sayılı dosyasına konu 20/09/2010 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 14/10/2010 tarihli, 2010/88389 soruşturma, 2010/50294 esas ve 2010/32122 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
9- İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 09/12/2010 tarihli ve 2010/2104 esas, 2010/1865 sayılı karar ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2 maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 17/12/2010 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği ve infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
10- İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 01/03/2012 tarihli ve 2011/5217 DS sayılı çağrı yazısının 13/03/2012 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1.maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyası kapatılarak 25/05/2012 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
11- İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli ve 2012/699 esas, 2012/1603 sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1,62 ve 50/1-a ve 52/2.maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21/12/2012 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, bu kararın da 28/06/2014 tarihinde infaz edildiği,
12- Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nün 12/11/2019 tarihli yazısı ile, İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesince mükerrer açılan davada mahkumiyet kararı verildiği gerekçesi ile kanuna aykırılık ihbarında bulunulduğu,
Anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1,62/1,50/1 ve 52/2. maddeleri gereğince uyarınca 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir (Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli ve 2012/699 esas, 2012/1603 sayılı kararını müteakip, aynı eylem nedeni ile açılan mükerrer dava sonucunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2017 tarihli ve 2016/647 esas, 2017/769 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükmünün yer aldığı,
Dosya kapsamına göre, sanığın 20/09/2010 tarihli eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/10/2010 tarihli ve 2010/32122 sayılı iddianame ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, İzmir (Kapatılan) 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli ve 2017/248 esas, 2018/199 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın aynı eylemi sebebiyle İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/647 esas sayılı dosyası ile görülen mükerrer davanın, 5271 sayılı Kanun’un 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun 309. maddesi gereğince İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2017 tarihli ve 2016/647 esas, 2017/769 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
İzmir 6.Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/699 esas ve 2012/1603 karar sayılı ve İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/647 esas ve 2017/769 karar sayılı dosyalarının incelenmesinde;
20/09/2010 günü saat 18.30 sıralarında, devriye görevini ifa eden emniyet görevlilerinin , tedirgin ve şüpheli davranışları nedeniyle şüphelinin yanına gittiği, bu sırada şüphelinin sokakta bulunan telefon kulübesindeki ankesörün altına 2 adet buruşturulmuş gazete kağıdı bıraktığının görüldüğü, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarının 29/09/2010 tarihli ve 2010/7638 sayılı ekspertiz raporuna göre net 960 miligram esrar elde edilebilecek 1 gram 600 miligram kenevir bitkisinin ele geçirildiği, şüphelinin Konak Eşrefpaşa Polis Merkezinde ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldığı, aynı gün saat 20.30 sıralarında, devriye görevini ifa eden emniyet görevlilerinin, görevlileri görünce hareketlenmeye başlayan şüphelinin yanına gittikleri, bu sırada şüphelinin yere bir cisim attığının görüldüğü, yerde beyaz kağıda sarılı İzmir Kriminal Polis Laboratuvarının 29/09/2010 tarihli ve 2010/7637 sayılı ekspertiz raporuna göre net 720 miligram esrar elde edilebilecek 1 gram 200 miligram kenevir bitkisinin ele geçirildiği, sanığın her iki eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrı ayrı soruşturma yapıldığı ve ;
1- Şüphelinin 20/09/2010 tarihli ilk eylemi nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 14/10/2010 tarihli, 2010/88389 soruşturma, 2010/50294 esas ve 2010/32122 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli ve 2012/699 esas, 2012/1603 sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1,62 ve 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
2- Şüphelinin 20/09/2010 tarihli ikinci eylemi nedeniyle, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 14/10/2010 tarihli, 2010/88345 soruşturma, 2010/50402 esas ve 2010/32180 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile İzmir 15.Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İzmir 36.Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2017 tarihli ve 2016/647 esas, 2017/769 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Sanığın her iki eylemini de 20/09/2010 tarihinde işlediği, her iki suç tarihinin 20/09/2020 olduğu, sanığın eylemleri nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrı ayrı soruşturma yapıldığı ve 14/10/2010 tarihli iki ayrı iddianame ile sanık hakkında ayrı ayrı kamu davaları açıldığı, sanığın iki ayrı eyleminin bulunması nedeniyle aynı suçtan mükerrer dava açıldığından sözedilemeyeceği, sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında 20/09/2010 tarihinde iki kez “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlediği, iki suç arasında hukuksal kesinti bulunmadığı, eylemlerin “zincirleme suç oluşturduğu” anlaşıldığından, davaların birleştirilmesine karar verilerek, tek bir kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyet kararı verilip zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği gözetilmeden, zincirleme suç oluşturan aynı nitelikteki iki suç nedeniyle farklı mahkemelere iki ayrı dava açılması üzerine, ayrı ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması kanuna aykırı olup;
İzmir 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/12/2012 tarihli ve 2012/699 esas, 2012/1603 sayılı kararının kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, suçların “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” işlenip işlenmediğinin ve buna bağlı olarak belirtilen suçların zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının tartışılarak belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması durumunda, bunlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılmasına ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunması”, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde” zorunluluk bulunması, nedeniyle kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlere göre; kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden, İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2017 tarihli ve 2016/647 esas, 2017/769 sayılı 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince değişik gerekçe ile kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
09/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.