YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/13664
KARAR NO : 2020/8739
KARAR TARİHİ : 09.12.2020
Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/09/2018 tarihli, 2017/74 esas ve 2018/688 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 08/06/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1-Şüpheli … hakkında, 14/11/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 21/12/2015 tarihli ve 2015/13715-19 soruşturma, 2015/238 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2.maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, bu süre içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, aynı Kanun’un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına, karar verildiği, kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 29/12/2015 tarihinde MERNİS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, kararın 21/01/2016 tarihinde infazı için Tarsus Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2-Tarsus Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 22/01/2016 tarihli ve 2016/59 DS sayılı çağrı yazısının tebliğ edilmesi üzerine şüphelinin 28/01/2016 tarihinde müdürlüğe başvurduğu, Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri Bilgilendirme Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, hastanenin 17/02/2016 tarihli raporunda, tedavisine gerek olmadığının bildirilmesi üzerine denetim planı hazırlandığı, 02/03/2016, 23/03/2016 ve 13/04/2016 tarihli bireysel görüşmelerine katıldığı, 28/09/2016 tarihli grup seminer çalışmasına katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 28/09/2016 tarihli uyarı yazısının 07/10/2016 tarihinde tebliğ edildiği, infaz işlemleri devam ederken Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırıldığının bildirilmesi üzerine dosya kapatılarak 10/01/2017 tarihinde Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
3-Tarsus Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine devam edildiği sırada, 09/06/2016 tarihinde şüphelinin ikametinden çıkan Mesut Güven isimli şahsın uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine, şüphelinin ikametinde arama yapıldığı, şüphelinin üzerinde ve ikamette suç unsuruna rastlanmadığı, şüphelinin uyuşturucu madde kullanıcısı olduğunu beyan ettiği, şüpheli hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sonucunda ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,
4-Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca, erteleme kararı kaldırılarak 07/02/2017 tarihli, 2015/13715-13 soruşturma, 2017/334 esas ve 2017/297 sayılı iddianame ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53.maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Tarsus 2.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
5-Tarsus 2.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 25/09/2018 tarihli ve 2017/74 esas, 2018/688 sayılı kararı ile, “sanıkta herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilmediği, olay tarihinde sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemle saptanmadığı, 09/06/2016 tarihinde sanığın denetimi ihlal ettiği hususunda kesin ve somut bir delil bulunmadığı” gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği, kararın 22/10/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-)Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/12/2015 tarihli ve 2015/13715-19 soruşturma, 2015/238 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde aynı nitelikte suç işlemesi nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın beraatine ilişkin Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/09/2018 tarihli ve 2017/74 esas, 2018/688 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.” şeklindeki, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemelerin yer aldığı,
Somut olayda, adı geçen şüphelinin 14/11/2015 tarihli eylemi sebebiyle Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/12/2015 tarihli ve 2015/13715-19 soruşturma, 2015/238 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar sonrasında, denetim süresi içerisinde aynı nitelikte suç işlemesi nedeniyle hakkında cezalandırılması talebi ile Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/74 esasına kayden kamu davası açıldığı, Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ise denetim süresi içerisindeki 09/06/2019 tarihli eyleme ilişkin sanık üzerinden herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilmediği ve sanığa ait kan ve idrar örnekleri alınarak tahlil yaptırılmadığı gerekçeleri ile denetimin ihlali konusunda kesin ve somut delil bulunmadığından bahisle beraatine hükmedildiğinin anlaşıldığı,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2,3,4. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan düzenlemeler karışısında, Mahkemesince kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle birlikte,
Kaldı ki, somut olayda, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun’un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin başlamayacağından dolayı 09/06/2016 tarihinde aynı suçu işlediğinden bahisle sanık hakkında kamu davası açılamayacağı ve bu bakımdan da kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/12/2015 tarihli kamu davasının ertelenmesi kararını müteakip, 09/06/2016 tarihinde tekrar aynı nitelikte suç işlediği iddiası ile sanık hakkında açılan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından bahisle durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” denilerek Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/09/2018 tarihli ve 2017/74 esas, 2018/688 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli … hakkında, 14/11/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 21/12/2015 tarihli ve 2015/13715-19 soruşturma, 2015/238 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine, 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, şüphelinin denetim süresi içerisinde aynı nitelikte suçu işlemesi nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/09/2018 tarihli ve 2017/74 esas, 2018/688 sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.” şeklindeki, 191/3. maddesinde “Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.” ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a)Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b)Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
c)Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklindeki düzenlemelerin yer aldığı,
Somut olayda, şüphelinin 14/11/2015 tarihli eylemi nedeniyle Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/12/2015 tarihli ve 2015/13715-19 soruşturma, 2015/238 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karardan sonra, denetim süresi içerisinde aynı nitelikte suç işlemesi nedeniyle hakkında cezalandırılması istemi ile Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, mahkemesince yapılan yargılama sonucunda denetim süresi içerisinde işlendiği iddia edilen 09/06/2019 tarihli eyleme ilişkin , sanığın üzerinde herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilmediği ve sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle saptanmadığı gerekçesi ile denetimin ihlali konusunda kesin ve somut delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmiş ise de;
1-Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/12/2015 tarihli ve 2015/13715-19 soruşturma, 2015/238 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğ edildiği,
7201 sayılı Kanun’un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin MERNIS adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle tebligatın usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, kararın usulüne uygun olarak şüpheliye tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediğinden beş yıllık erteleme süresinin başlamayacağı, 09/06/2016 tarihinde işlediği iddia edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, durma kararı verilerek şüpheli hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, kanuna aykırı olduğu gibi,
2- Kabule göre de;
Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, denetim süresi içerisinde işlendiği iddia edilen 09/06/2019 tarihli eyleme ilişkin, sanığın üzerinde herhangi bir uyuşturucu maddenin ele geçirilmediği ve sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle saptanmadığı gerekçesi ile sanığın beraatine karar verilemeyeceği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2,3 ve 4. maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan düzenlemeler karışısında, Mahkemesince kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve şüpheli hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi koşullarına uygun biçimde değerlendirilme yapılmak üzere dosyanın Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi de kanuna aykırıdır.
D-)Karar:
Açıklanan nedenlerle, mahkemesince, açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/09/2018 tarihli ve 2017/74 esas, 2018/688 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 09/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.