Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/17538 E. 2023/458 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17538
KARAR NO : 2023/458
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanığın 20.05.2014 tarihli eylemi nedeni ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2015 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş, sanığın yine 10.10.2014 tarihli eylemi nedeni ile de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.02.2015 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilerek her iki suç için verilen tedbirlerin infazı amacıyla Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiş ise de 03.12.2015 tarihinde her iki dosyanın birleşmesine karar verilip sanığın 08.11.2015 tarihli eylemi ihlal kabul edilerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkrası ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2015/953 Esas., 2016/52 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği sabit görülerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; “temyiz etmek istiyorum ” diyerek temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. 20.05.2014 tarihinde durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın üst aramasında mont cebinde 1 adet “jameika” denilen ve uyuşturucu madde olduğu tahmin edilen madde ele geçirildiği ve ekspertiz raporuna göre uyuşturucu madde olduğunun tespit edildiği olayda sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne dosya gönderilmiştir.
2. Sanığın 10.10.2014 tarihinde durumundan şüphelenilerek durdurulması ile yapılan üst aramasında sigara kutusunda 1 içimlik uyuşturucu madde ele geçirildiği ve ekspertiz raporuna göre uyuşturucu madde olduğunun tespit edildiği olayda sanık hakkında 19.02.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne dosya gönderilmiştir.

3. 08.11.2015 tarihinde Burak adlı şahsın park içerisinde uyuşturucu sattığı ihbarı üzerine ihbarda belirtilen parka gidildiğinde sanık ve … adlı şahsın konuştukları ve sanığın …’a birşeyler verdiği görülerek yakalanan sanığın üst aramasında 0,17gram eroin ele geçirilmiş. Sanığın alınan ifadesinde üst aramasında ele geçirilen uyuşturucu maddeyi kullanmak için aldığını beyan etmesi ile sanık hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına ilişkin tefrik kararı verilerek Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30.03.2018 tarihli, 2017/110 esas, 2018/176 karar sayılı kararı ile uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın uyuşturucu kullandığını beyan etmesi nedeniyle sanık hakkında verilen 23.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali kabul edilerek sanığın üzerine atılı suç sabit olduğu gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. Sanığın 20.05.2014 tarihinde işlediği uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 23.01.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, bu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 04.03.2015 tarihinde tebliğ edildiği, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına başlanıldığı, sanığın 10.10.2015 tarihli eylemi nedeni ile 03.12.2015 tarihinde birleşme kararı verildiği ve sanığın 08.11.2015 tarihli eylemi ihlal kabul edilerek kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kaldırıldığı ve 03.12.2015 tarihli iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı;
İhlal sayılan 08.11.2015 tarihli olaya ilişkin; sanığın …’a uyuşturucu madde satışını yaptığının görüldüğü ve Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/110 esas, 2018/176 karar sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, sanığın yakalandıktan sonra uyuşturucu madde kullandığı beyanı üzerine hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan ayrıca işlem yapıldığı, sanığın uyuşturucu madde kullandığını belirten bir analiz yapılmadığı savunmasının aksine mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmediği bu hali ile ihlal oluşturan eylemin gerçekleşmediği anlaşılmakla;
08.11.2015 tarihli eylemin 5237 Sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 4 fıkrası kapsamında ihlal sayılan eylem olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeksizin sanık hakkında kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle 5271 Sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin 8 inci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere yargılamanın durmasına, dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre; suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Suç tarihi olan 20.05.2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 Sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 1 inci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5237 Sayılı Kanun’un 7 inci maddesinin 2 inci fıkrası uyarınca suç tarihi itibarıyla sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 Sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 Sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
nedenleriyle hükümde hukuka aykırılıklar tespit edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2015/953 Esas, 2016/52 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.