YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17676
KARAR NO : 2023/111
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Keşan Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2012 tarih 2012/2498 soruşturma 2012/905 Esas ve 2012/530 sayılı iddianamesi ile ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Keşan Sulh Ceza Mahkemesinin, 09/12/2013 tarih 2012/676 Esas, 2013/354 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
C. Keşan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12/10/2015 tarihli ve 2015/119 Esas, 2015/544 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası 62 nci maddesi, 50 inci maddesi birinci maddesi birinci fıkrası a bendi, 52 inci maddesi ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 6000 T.L. adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın temyiz sebepleri
13/10/2015 tarihli dilekçesi ile hakkında verilen mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek temyiz talebinde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
24.08.2012 tarihli olay tutanağı ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Keşan İlçe Jandarma Komutanlığı sahte para kullanma suçu ile ilgili olarak gelen ihbar sonucu Cumhuriyet savcısı tarafından verilen arama kararı gereğince sanık … isimli şahsın üzerinde arama yapıldığı, yapılan üst aramasında sanığın üzerinde küçük bir pakete sarılı 2 gram ağırlığında bonzai esrar maddesinin bulunduğu, söz konusu maddenin İstanbul Emniyet Kriminal Laboratuvarına gönderildiği, 03.10.2012 tarihinde düzenlenen laboratuvar raporunda belirtildiği üzere söz konusu maddenin uyuşturucu madde niteliğinde olduğu, sanığın savunmasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğunu kabul ettiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçunu işlediği, sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçunu işlediği sabit olduğundan TCK’nın 191/1-1 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, sanık hakkında Keşan (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 09/12/2013 tarih 2012/676 Esas, 2013/354 Karar sayılı ilamı ile 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, sanığın 15/05/2014 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine gelmeyerek yükümlülüğünü ihlal ettiği, yükümlülüklerine uyması yönünde 06/06/2014 tarihinde yazılı olarak uyarıldığı, uyarı yapılmasına rağmen sanığın 11/09/2014 tarihinde vaka sorumlusu görüşmesine gitmeyerek ikinci kez ihlal ettiği, hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararına uymamada haklı meşru bir sebebi olmadığı bu hali ile sanığın üzerine atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği anlaşılmakla mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
1. 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la TCK’nın 191 inci maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle, TCK’nın 191 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının (a) bendinde yer alan, “kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmü gözetildiğinde dosya kapsamına göre; sanığa Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünün 06/02/2014 tarihli davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen Müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu; bu davetten sonra sanığın denetime başladığı, sanığın 15/05/2014 tarihli seminere gelmemesi üzerine, sanığa Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından 25/05/2014 tarihli uyarının tebliğ edilerek ihtarda bulunulduğu; sanığın uyarıdan sonra iki görüşmeye katıldığı ancak 11/09/2014 tarihli seminere katılmaması üzerine, sanığa yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtaratta bulunulmadan dosyasının kapatıldığının anlaşılması karşısında; ilk uyarıdan sonra da denetimli serbestlik tedbiri kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan sanığın, ” 11/09/2014 tarihli seminere katılmamasının’’ kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi,
2. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK’nın 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7 nci maddesi ile CMK’nın 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
nedenleriyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Keşan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12/10/2015 tarihli ve 2015/119 Esas, 2015/544 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11/01/2023 tarihinde karar verildi.