YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17761
KARAR NO : 2023/413
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Düşme
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/6902 esas sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 12.02.2013 tarihli ve 2013/392 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin, 05.09.2013 tarihli ve 2013/173 Esas, 2013/502 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19/01/2016 tarihli ve 2015/153 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, incelemeye konu 20.10.2012 tarihli suçunu, daha önce işlediği 03.11.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13.10.2011 tarihli ve 2011/92 Esas, 2011/432 Karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması kararının infazı sırasında işlediği anlaşılmakla 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyuşturucu madde kullanması191 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü gereğince ikinci suçtan açılan iş bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeni ile 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanığın mahkûmiyeti yerine davanın düşürülmesine karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Kendisinde uyuşturucu madde ele geçen sanığın incelemeye konu 20.10.2012 tarihli eylemi, Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 13.10.2011 tarihli ve 2011/92 Esas, 2011/432 Karar sayılı kararı ile verilen ve 21.11.2011 tarihinde kesinleştirilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı sırasında işlediği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hüküm,
A. Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun’un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, bu kapsamda UYAP’ta görülen Kuşadası 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.10.2011 tarihli ve 2011/92 Esas, 2011/432 Karar sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığından ve Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
1. Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemişse, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanunu’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
2. Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanunu’un 191 inci maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
B. 1 numaralı bozma sebebinin sonucuna göre, sanık hakkında düşme kararı verilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan, “kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” hükmü gözetildiğinde, dosya kapsamına göre; sanığa Söke Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünün 25.11.2013 tarihli davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu; bu davetten sonra sanığın denetime başladığı, sanığın 22.05.2014 tarihli görüşmeye katılmaması üzerine, Söke Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından 23.05.2014 tarihinde sanığın sözlü uyarıldığı ancak 1 yıl içinde iki defa ihlal etmesi halinde yükümlülüğe uymamada ısrar etmiş sayılacağı hususunun belirtilmediği, dolayısıyla uyarı yazısı içeriğinin Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44 üncü naddesine uygun olmadığı, akabinde sanığın uyarıdan sonra altı görüşmeye katıldığı, ancak 10.10.2014 tarihli görüşmeye katılmaması üzerine, Söke Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü tarafından 07.11.2014 tarihli ikinci uyarı tebliğ edilerek ihtarda bulunulduğu; sanığın uyarıdan sonra bir görüşmeye katıldığı, ancak 13.01.2015 tarihli görüşmeye katılmaması üzerine, dosyasının kapatıldığının anlaşılması karşısında; 23.05.2014 tarihli ilk uyarının Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 44 üncü naddesine uygun olmadığı da dikkate alındığında, 07.11.2014 tarihli uyarıdan sonra da denetimli serbestlik tedbiri kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışan sanığın, “13.01.2015 tarihli görüşmeye gelmemesinin’’ kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etme olarak kabul edilemeyeceğinden sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
C. Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı
Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ” mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
D. UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede, sanığın inceleme dışı 16.07.2014 tarihinde işlediği iddia edilen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu nedeniyle 19.07.2017 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında, Kuşadası 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.06.2018 tarihli ve 2017/465 Esas, 2018/676 Karar sayılı kararı ile söz konusu dava dosyasının, sanığın yine inceleme dışı 11.09.2014 tarihinde işlediği iddia edilen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu nedeniyle 25.11.2015 tarihli iddianame ile açılan ve derdest olan Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/491 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birlikte incelenen Dairemizin 2021/6902 Esas sayılı dosyasında sanık hakkında; 07.11.2014 tarihinde işlediği iddia edilen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu nedeniyle 16.02.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestliğin infazı sırasında kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine
getirmediğinden bahisle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 14.12.2015 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında, Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016
tarihli ve 2016/3 Esas, 2016/854 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedildiği ve Dairemizin 19.01.2023 tarihli kararı ile hükmün bozulduğu anlaşılmakla,
Aralarındaki bağlantı nedeniyle inceleme dışı 16.07.2014 ve 11.09.2014 tarihli eylemlere ilişkin derdest olan Kuşadası 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/491 Esas sayılı dava dosyasının ve birlikte incelenen Dairemizin 2021/6902 esas sayılı dosyasına konu 07.11.2014 tarihli eyleme ilişkin dava dosyasının, incelemeye konu suça ilişkin dava dosyası ile birleştirilmesi, sonucuna göre deliller birlikte tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre;
E. Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “20.10.2012” yerine hatalı olarak ”19.10.2012” yazılması,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19/01/2016 tarihli ve 2015/153 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2023 tarihinde karar verildi.