YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17862
KARAR NO : 2023/665
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, re’sen de temyize tabi olan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.04.2013 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 54 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. İstanbul 11. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.04.2013 tarihli, 2013/284 Esas, 2013/592 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 20.05.2013 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2014/521 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararı ile sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a ) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri;
A-Adli ve idari görevleri yasa ile belirlenmiş kolluk kuvvetlerinin makul şüphe üzerine sanığın yapılan üst aramasında uyuşturucu madde çıkması üzerine 5237 Sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki suçu işlememek için Cumhuriyet savcısından aldıkları talimat ile sanık hakkında tutanak tutmalarında kanuna aykırılık bulunmadığı,
B-Sanığın kolluk ifadesinde suça konu uyuşturucuyu tarlabaşından aldığını, uyuşturucu bağımlısı olduğunu ikrar etmesinin delil olarak kararda değerlendirilmemiş olması,
C-Kararın 5271 Sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (e) bendi yerine 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a ) bendi olarak verilmesi,
D- İddianamede 5237 Sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi kapsamında ele geçen maddelere ilişkin müsaderesine karar verilmesi talep edilmesine rağmen bu konuda herhangibir karar verilmemiş olması,
E- Beyoğlu 11. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararında suçun sübuta erdiği kabul edilmesine rağmen tedbir yükümlülüklerini yerine getirmemesi ile yapılan yargılamada beraat kararı veriliş olması ve beraat kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
İddianamenin düzenlendiği 10.04.2013 tarihinden itibaren zamanaşımına uğradığı belirlenmekle, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
A. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
B. 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca dava zamanaşımı süresini kesen son işlemin iddianamenin düzenlendiği 10.04.2013 tarihi olduğu, temyiz incelemesinin tarihine kadar dava zamanaşımını kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/521 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,06.02.2023 tarihinde karar verildi.