YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17885
KARAR NO : 2023/656
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği
temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanığın 22.05.2014 tarihli eylemi nedeni ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.09.2014 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş, sanığın 17.06.2014 tarihli ve 20.11.2014 tarihli eylemleri ihlal kabul edilerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bendi ile beşinci fıkrası yollamasıyla birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/104 Esas, 2016/854 Karar sayılı kararı ile sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği sabit görülerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; “temyiz etmek istiyorum ” diyerek temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın 22.05.2014 tarihinde Diyarbakır Bağlar Batıkent boş arazide esrar maddesi kullanırken yakalanması eylemine ilişkin olarak 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın 17.06.2014 tarihinde Bağlar İlçesi Koşuyolu Parkı içerisinde uyuşturucu madde olduğu tahmin edilen madde ile yakalandığı, alınan savunmasında esrar maddesi kullandığını ve içmek için satın aldığını bildirdiği, bu olaydan sonra yine 20.11.2014 tarihinde Bağlar İlçesi ….Mahallesi boş arazide 2 gram toz esrar maddesi ile yakalandığı böylece kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak 20.01.2015 tarihinde iddianame düzenlenerek yapılan yargılamada sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile verilen denetim yükümlülüğünü 17.06.2014 ve 20.11.2014 tarihli eylemleri ile ihlal ettiği kabul edilerek sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
A. Olay tutanağı içeriğine göre, aramaya dayanak teşkil eden Diyarbakır 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/607 Değişik İş ve Diyarbakır 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/340 Değişik İş numaralı arama kararlarının dosya içinde bulunmadığı anlaşılmakla, kararların aslı veya onaylı bir örneğinin denetime olanak sağlayacak biçimde dosya arasında bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
B. Sanık hakkında 22.05.2014 tarihli eylem nedeniyle, 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, bu 03.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 17.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 20.11.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eyleminin sözü edilen 03.09.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştiği anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediği için, henüz erteleme süresi başlamadığından, sanık hakkında 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki kamu davasının açılması şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının durmasına karar verilmesi ve kararın infazının devamı için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
C. İhlal sayılan 17.06.2014 tarihli olaya ilişkin; sanığın üzerinde yapılan aramada 2 gram toz madde ele geçirildiği, yapılan kriminal inceleme sonucu 03.07.2014 tarihli rapor ile maddenin herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde içermediğinin tespit edildiği, sanığın uyuşturucu madde kullandığını belirten bir analiz yapılmadığı savunmasının aksine mahkûmiyete yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmediği bu hali ile ihlal oluşturan eylemin gerçekleşmediği anlaşılmakla; 17.06.2014 tarihli eylemin 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 4 fıkrası kapsamında ihlal sayılan eylem olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi,
D. Kabule göre; suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un
Geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
E. Suç tarihi olan 22.05.2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 1 inci fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olduğu, daha sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle ceza miktarının artırılarak “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun’un 7 inci maddesinin 2 inci fıkrası uyarınca suç tarihi itibarıyla sanığın lehine olan kanun maddesinin uygulanması suretiyle ceza miktarının suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve ceza miktarı itibarıyla sanık aleyhine olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini nedenleriyle hükümde hukuka aykırılıklar tespit edilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.05.2016 tarihli ve 2015/104 Esas, 2016/854 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden
hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.