YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17977
KARAR NO : 2023/999
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı
Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 15.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
2. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca 06.04.2015 tarihli iddianamenin düzenlendiği ancak Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.04.2015 tarihli kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iddianamenin iadesine karar verilmiştir. Karar 15.05.2015 tarihinde itirazın reddi üzerine kesinleşmiştir.
3. Sanık hakkında, iddianamenin iadesi kararı üzerine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10.06.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
4. Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 04.05.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
5. Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli ve 2016/317 Esas, 2016/629 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, verilen kararın hukuk kurallarına aykırı olduğuna, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi tatbik edilirken Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilmediğine, lehine hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü sanıktan şüphelenilmesi üzerine yapılan aramada 5-fluoro PB-22 olduğu tespit edilen uyuşturucu maddenin bulunduğu, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, sanığın çağrı yazılarının tebliğleri üzerine müdürlüğe başvuruda bulunmadığı, UYAP kayıtlarına göre tebliğ tarihlerinde sanığın ceza infaz kurumunda bulunmadığı ve yapılan tebliğlerin usulüne uygun olduğu, sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun’un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesi uyarınca ise; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; iddianame içeriğinde 26.05.2014 tarihli eyleme ilişkin anlatım bulunmadığı, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu da gözetilerek yargılamaya konu eylemle ilgili 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde yargılamaya devamla mahkûmiyet kararı verilmesi, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2016 tarihli ve 2016/317 Esas, 2016/629 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.