YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18183
KARAR NO : 2023/2365
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM :Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit
edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 23.12.2014 tarihli ve 2014/14153 soruşturma numaralı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, sanığın 14.03.2015 tarihli eylemi gerçekleştirdiğinin bildirilmesi üzerine kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 15.06.2015 tarihli ve 2015/2686 esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Açılan kamu davasında yargılama sonucunda, İskenderun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.11.2015 tarihli ve 2015/534 Esas, 2015/832 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca;
1. 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Takdiri indirim uygulanmaması,
3. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Nedeniyle hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, alt sınırdan uzaklaşılarak fazla cezaya hükmedildiğine, takdiri indirim yapılmamasına ilişkin gerekçenin kanuna uygun olmadığına ve sanığın algılama raporu alınmadan eksik araştırma ile karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Kendisinde uyuşturucu madde ele geçen sanığın, üzerine atılı suçun sabit olduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği, sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasına ilişkin mahkeme gerekçesinin kanuna uygun olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki 1 ve 2/a numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında kurulan hüküm,
A. 30.10.2014 tarihli olay tutanağına ve tüm dosya içeriğine göre olayın, sanığın üzerinde yapılan aramada net 0,8 gram esrarın ele geçirilmesinden ibaret olduğu ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede, 30.10.2015 tarihli eyleme ilişkin verilen 23.12.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde kabul edilen 14.03.2015 tarihli eylemi dışında aynı nitelikte başka suçunun bulunmadığı anlaşıldığından; ” …suçun işleniş biçimi konusunun önem ve değeri meydana gelen zararın ve kastın ağırlığı ve failin amaç ve saiki ile sanığın aynı suçu ısrarla işlemekte olması” şeklinde dosya kapsamına uymayan gerekçe ile temel cezanın alt sınırdan tayini yerine alt sınırdan uzaklaşılarak 3 yıl olarak fazla belirlenmesi,
B. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesiyle yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
C. Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “30.10.2014” yerine hatalı olarak ”14.03.2015” yazılması,
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İskenderun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03/11/2015 tarihli ve 2015/534 Esas, 2015/832 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.