YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18491
KARAR NO : 2023/1809
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 19.03.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları, 53 üncü maddesi, 5271 sayılı Kanun’un 325 inci maddesi birinci fıkrası uyarıca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.01.2014 tarih, 2013/414 Esas, 2014/57 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmiştir. Kararın 20.02.2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/705 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararı ile 5237 Sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası, hak yoksunluğuna ve mükerrerliğe karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; temyiz hakkını kullanmak istediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü ….. Ekipler Amirliğinde görevli polis memurlarının ….. Mahallesi 638. sokak içinde polis aracını görmesi üzerine şüpheli hareketler sergileyerek…..plakalı araca doğru ilerleyen sanığı araca bineceği sırada aracın altına birşey atarken gördükleri, araç ileriye çektirilerek sanığın yere atmış olduğu ve kağıda sarılı içinde uyuşturucu olduğu değerlendirilen maddenin bulunduğu yerden alındığı, yapılan kriminal inceleme neticesi …. Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen ekspertiz raporuna göre, sanıktan ele geçirilen net ağırlığı 0.2 gram gelen beyaz renkli katı madde parçalarının uyuşturucu maddelerden uyarıcı özelliğe sahip kokain olduğunun tespit edildiği, sanığın savunmasında suça konu uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın aldığını beyanla suçlamayı kabul ettiği, sanık hakkında ilk olarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın yükümlülüklerine uymaması ile
mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Yapılan incelemede sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından düzenlenen infaz dosyasının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) bulunduğu görülmekle tebliğnamede yer alan bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
A. Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, 5271 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
B. Denetimli serbestlik tedbiri kararının infazına başlanması için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısını alan sanığın denetime başladığı, 21.05.2014 tarihli vaka sorumlusu ile görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasının ardından tekrar görüşmelere katıldığı, 13.10.2014 tarihinde vaka sorumlusu ile görüşmesine ve SAMBA programına katılmadığından bahisle ikinci bir uyarı yapılmaksızın dosyasının kapatıldığı anlaşılmakla, olayda ısrar şartı gerçekleşmediğinden denetimli serbestlik tedbiri kararının infazının devamına karar vermek gerektiği gözetilmeyerek mahkûmiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Küçükçekmece 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/705 Esas, 2016/206 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.